Özgür Özel İle Ümit Özdağ’dan iktidara sandık mesajı! Ara seçim gündemde
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim çağrısıyla sürdürdüğü muhalefet turu kapsamında Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile bir araya geldi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim çağrısıyla başlattığı muhalefet turunda bu kez Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ı ziyaret etti. Görüşmenin ardından iki lider kameraların karşısına geçerken, ortak basın açıklamasında hem iktidarın ara seçimden kaçtığı iddiası hem de yargı baskısı, siyasi etik, dış politika ve muhalefetin tutumu üzerinden dikkat çeken mesajlar verdi. Görüşmenin merkezinde yer alan ara seçim başlığı, açıklamaların en sert ve en belirgin bölümünü oluşturdu.
Özgür Özel, Anayasa’nın 30 ay geçtikten sonra boşalan sandalyeler için ara seçimi zorunlu kıldığını hatırlatarak, Hatay, Afyonkarahisar, Kastamonu, Kırşehir, Kocaeli ve İstanbul 1. Bölge üzerinden değerlendirmede bulundu. Bu seçim çevrelerinin son genel seçimde AK Parti’nin birinci parti olduğu yerler olduğunu vurgulayan Özel, buna rağmen iktidarın bugün sandığa gitmekten kaçındığını savundu. Özel, “Bunların hepsinde son seçimde AK Parti birinci partiydi. Ara seçimi yapma gücünden emin olsa, sandıktan kaçmıyor olsa, ‘Gelin yapalım ara seçimi’ dese bu 7 sandalyenin 7’sini de son seçim sonuçlarına göre kazanabiliyorken şu anda anketlerde görüyor ki hiçbirinde birinci parti değildir. Hiçbirinde milletvekili çıkaracak takati kalmamıştır. Erdoğan bu yüzden sandıktan korkmaktadır, milletten kaçmaktadır. Tarihe anayasanın zorunlu kıldığı bir ara seçimden kaçan lider olarak Erdoğan geçecektir” sözleriyle iktidarı hedef aldı.
Ara Seçim Çağrısına Zafer Partisi’nden Açık Destek
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da ara seçim çağrısına tam destek verdi. Özdağ, son seçimlerde muhalefetin çeşitli suçlamalarla hedef alındığını, ancak bugün gelinen noktada iktidarın kendi seçmenine ve kamuoyuna doğruyu söylemediğinin ortaya çıktığını savundu. Özdağ açıklamasında, Abdullah Öcalan’la müzakereler yapıldığı, çalışma ofisine taşınmasına yönelik hazırlıkların tamamlandığı ve PKK’lılara af çıkarılmasına dönük çalışmalar yürütüldüğü iddialarını gündeme taşıdı. Bu başlıkların milletin önüne götürülmesi gerektiğini belirten Özdağ, “Kendi seçmenlerine ve bütün bir Türk milletine yalan söyledikleri ortaya çıktı. Abdullah Öcalan’la müzakereler yapılıyor. Öcalan’ın çalışma ofisine taşınması için gereken ofisin bitirildiği ifade ediliyor. Bir terörist mahkum, narko-terörist olan kişiye şimdi yeni bir statü aranıyor. PKK’lılara af çıkarmak için çalışmalar yapılıyor. Bunu gelin seçmene soralım bu ara seçimlerde. Bakalım seçmen bu politikanıza ne diyor? Onun için biz bir an önce ara seçimi destekliyoruz ve gündemimizde tutacağız” ifadelerini kullandı.
Özdağ, sözlerinin devamında bu sürecin yalnızca seçim takvimi açısından değil, aynı zamanda cumhuriyeti savunan bir siyasi zemin oluşturması bakımından da önem taşıdığını belirtti. Böylece Zafer Partisi, CHP’nin gündeme taşıdığı ara seçim tartışmasına doğrudan ve açık biçimde destek veren bir tutum ortaya koymuş oldu.
Toplantının bir diğer dikkat çeken başlığı ise yargının siyasallaştığı yönündeki eleştiriler oldu. Özgür Özel, daha önce Ümit Özdağ’ın da hukuksuz şekilde cezaevine gönderildiğini hatırlatarak, iktidarın siyasi rakiplerini hukuku araçsallaştırarak cezalandırdığını savundu. Bu çerçevede Ekrem İmamoğlu’nun durumuna da değinen Özel, İmamoğlu’nun Erdoğan’ı ve onun desteklediği adayları üç kez üst üste mağlup ettiğini, buna rağmen cezaevinde tutulduğunu söyledi. Özel, “Erdoğan’ın siyasi rakiplerini siyasi amaçlarla nasıl cezalandırdığının altını çizmek istiyorum. İşte tam bu sebepten dolayıdır ki Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’ı ve onun gösterdiği adayları bugüne kadar üç kez üst üste mağlup etmiş ve Erdoğan’a hiç yenilmemiş Ekrem İmamoğlu şu an cezaevindedir. Ve 20’ye yakın belediye başkanımız ve çok sayıda siyaset arkadaşımız ve bürokratımızla birlikte cezaevindedir” dedi.
Ümit Özdağ da bu başlıkta CHP’ye destek veren ifadeler kullandı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin anayasal hakları ihlal edilerek ağır baskı altında tutulduğunu söyleyen Özdağ, yaşananları “düşman ceza hukuku” olarak tanımladı. Özdağ, “Cumhuriyet Halk Partisi, ağır bir düşman ceza hukuku süreci ile anayasal hakları ihlal edilerek, ağır bir baskı altında tutuluyor. Biz de bu yaşananları ibretle izliyor ve emin olun ki not alıyoruz” sözleriyle yargı sürecine yönelik tepkisini ortaya koydu.
Özel’den Siyasi Etik Yasası Çıkışı
Görüşmede yalnızca ara seçim ve yargı değil, aynı zamanda ekonomi raporu ve Siyasi Etik Yasası da gündeme geldi. Özgür Özel, CHP’nin hazırladığı ekonomi raporunu Zafer Partisi heyetine sunduklarını belirterek, siyasilerin mal varlıklarının açıklanmasını düzenleyecek Siyasi Etik Yasası konusunda iktidarın sessiz kalmasını eleştirdi. Özellikle AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üzerinden bu sessizliğin nedenini sorgulayan Özel, bu tutumun siyasi açıdan ciddi bir soru işareti yarattığını söyledi.
Özel, “Ben bundan imtina eden kimseyi görmedim siyasette, bugün olduğu gibi. Ama Recep Tayyip Erdoğan hariç” diyerek başladığı değerlendirmesinde, “Bir AK Parti’nin bütün sözcülerine sataşıyorum. Genel Başkanınız siyasi etik yasası konusunda sessiz. Çünkü herhalde izah edemeyeceğiniz bir şeyler var. Demek ki bu yasa çıkarsa ‘ilçe ve il başkanı bulamayız’ diyordu Erdoğan. Demek ki bulmuş onları. Bu yasayı çıkarmayacağız garantisiyle bulmuş” ifadelerini kullandı. Bu çıkış, açıklamanın en sert siyasi etik eleştirilerinden biri olarak öne çıktı.
İsrailli Bakanın Paylaşımına Ortak Tepki
Toplantıda dış politika başlığı da dikkat çekti. İsrail Savunma Bakanı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Sultan” diyerek hedef aldığı ve bazı CHP’li isimleri etiketlediği sosyal medya paylaşımı sorulduğunda, hem Özgür Özel hem de Ümit Özdağ sert tepki gösterdi. İki lider de söz konusu paylaşımı kabul edilemez bulduklarını vurguladı.
Özgür Özel, bu tutumu “tam bir hadsizlik” olarak nitelendirirken, CHP içindeki siyasi rekabetin İsrail’e karşı tutumda hiçbir gevşeme yaratmayacağını söyledi. Özel, “Orada işaretlenen tüm CHP’lilerden de, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm üyelerinden de içerideki siyasi rekabet bir yana, İsrail’e ve eli kanlı bir yönetime en ufak bir paye çıkmaz. İsrail’den taraf olacak hiçbir Cumhuriyet Halk Partiliyi bulamazlar” dedi.
Ümit Özdağ da benzer bir çizgide konuşarak, Netanyahu yönetimini ağır sözlerle eleştirdi. Özdağ, “İsrail’i Netanyahu’nun başında olduğu soykırımcı bir çete yönetiyor... Savunma Bakanı olan zatın yapmış olduğu terbiyesizliğin karşısında Türk siyaseti bir bütün olarak tavrını ortaya koyacaktır ve koymaktadır” ifadelerini kullandı.
Olası Ara Seçimde İttifak Sorusu Gündeme Geldi
Basın toplantısında, olası bir ara seçimde CHP ile Zafer Partisi arasında ittifak olup olmayacağı da soruldu. Özgür Özel bu soruya yanıt verirken, siyasi nezaket ve temsil hakkı vurgusu yaptı. Hayatını kaybeden Saadet Partili Hasan Bitmez ile tutuklu TİP Milletvekili Can Atalay örnekleri üzerinden konuşan Özel, bazı boşalan koltuklarda aday belirleme sürecine ilişkin ilkesel bir tutum benimsediklerini anlattı.
Özel, “Örneğin biz Kocaeli’nde Hasan Bitmez’den boşalan yere adayın partisi tarafından gösterilmesi gerektiğini düşünürüz ve o yönde de oy kullanırız. Veya Hatay’da eğer ara seçim yapılmaya kalkılırsa orası boş kabul edilir, bizce yapılmamalıdır Can Atalay gelmelidir. Yok, Can Atalay gelmiyorsa, orada Can Atalay’ın adaylaşmasını doğru buluruz” dedi. Bu açıklama, CHP’nin olası bir ara seçim tablosunda bazı bölgelerde ilkesel ve sembolik bir yaklaşım izleyeceğinin işareti olarak değerlendirildi.
Ümit Özdağ ise ittifak sorusuna daha temkinli yaklaştı. Özdağ, “Önce kararın ortaya çıkmasını bekleyelim. Karar ortaya çıktıktan sonra siyaset kendi gerçekliği içerisinde şekillenir” diyerek, olası iş birlikleri konusunda kapıyı tamamen kapatmayan ancak sürecin henüz erken aşamada olduğunu gösteren bir yanıt verdi.
AKP’li Hayati Yazıcı’ya 2002 Hatırlatması
Toplantının son bölümünde, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın “Seçim yenileme seçimidir, ara seçim değildir” yönündeki sözleri de gündeme geldi. Bu açıklamaya yanıt veren Özgür Özel, 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması ve Meclis’e girmesini sağlayan anayasa değişikliğini hatırlattı. Özel, o dönemde yapılan düzenlemenin neden ve hangi siyasi ihtiyaçla gerçekleştiğinin açık biçimde ortada olduğunu savundu.
Özel, “Hayati Yazıcı açsın, anayasanın 78. maddesine eklenen 3. fıkrasının 2002 yılının Ocak ayında, AK Parti ve CHP’nin ortak oylarıyla... ne için konmuş? O günlerde bu tartışmalar ne için yapılmış? Erdoğan’ın parlamento dışında kalmasını Deniz Baykal demokrasi açısından nasıl tanımlamış? Ve bayram değil seyran değil AK Parti ile CHP bir arada müştereken anayasanın 78. maddesine tüm milletvekillerinin oyuyla o fıkrayı niye koymuş? Onu bir izah etsin” diyerek AKP cephesine doğrudan çağrıda bulundu.