İsrail ordusu İran'la savaşa geri dönmeye hazırlanıyor
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ABD ile Tahran arasında Pakistan’da yürütülen görüşmelerin çökmesinin ardından, İran’la savaşın hızla yeniden başlayabileceği ihtimaline karşı ordunun muharip hazırlık seviyesinin eşi benzeri görülmemiş düzeye çıkarı
Askeri kaynakların Yedioth Ahronoth’a verdiği bilgilere göre, İsrail ordusu, daha önce İran’ın iç kesimlerinde yürütülen operasyonlardan önceki döneme benzer şekilde organize bir muharip hazırlık düzenine geçti. Bu kapsamda tüm planlama ve uygulama süreçleri hızlandırılırken, farklı birliklerde hazırlık seviyesi yükseltildi, müdahale süreleri kısaltıldı ve operasyonel açıkların kapatılması için adımlar atıldı.
Bu çerçevede, kara, hava ve deniz kuvvetlerini kapsayan tüm askeri oluşumlarda yüksek hazırlık seviyesinin korunmasına yönelik açık talimatlar verildi. Ayrıca farklı kuvvetler arasındaki koordinasyon seviyesi yükseltilirken, hazırlık durumundan fiili uygulamaya hızlı geçiş için düzenlemeler yapıldı.
Hedef bankası ve hazır saldırı planları
Hazırlık seviyesinin artırılmasına paralel olarak, İsrail istihbarat birimi İran içindeki “hedef bankasını” oluşturma ve güncelleme çalışmalarını hızlandırıyor. Bu süreçte, başta füze sistemleri ve fırlatma platformları olmak üzere hayati askeri hedeflere, ayrıca bu kapasitelere destek sağlayan altyapılara odaklanılıyor.
Konuya yakın kaynakların Yedioth Ahronoth’a verdiği bilgiye göre, bu yoğun güncelleme çalışmasının amacı, siyasi karar çıkar çıkmaz uzun hazırlık sürelerine ihtiyaç duymadan ordunun hızlı ve hassas saldırılar düzenleyebilmesini sağlayacak yüksek operasyonel esneklik oluşturmak.
İsrail Hava Kuvvetleri de Operasyonlar Dairesi ile iş birliği içinde, uzun menzil, yüksek hassasiyet ve süreklilik kapasitesini bir araya getiren geniş kapsamlı “saldırı paketleri” içeren güncellenmiş taarruz planları hazırlıyor. Bu sayede İran topraklarının derinliklerinde karmaşık operasyonların yürütülmesi hedefleniyor.
Bu hazırlıklar kapsamında, ilk darbe dahil açılış senaryoları üzerinde eğitimler de yapılıyor; tam muharip hazırlık çerçevesinde planlamadan uygulamaya anında geçişe yönelik çalışmalar sürdürülüyor.
ABD-İsrail koordinasyonu ve açık seçenekler
Savunma cephesinde ise İsrail ordusu hava savunma sistemlerinin konuşlanmasını güçlendirdi ve birden fazla cepheden eş zamanlı ateş açılmasını da içeren çok cepheli tırmanma senaryolarına karşı alarm seviyesini yükseltti. Bunun yanında, farklı bölgelerde iç cephenin hazırlık durumunda da çeşitli düzenlemeler yapıldı.
İsrail güvenlik kurumu, müzakerelerin çökmesinin Washington ile Tahran arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiğini gösterdiği ve bu aşamada diplomatik çözüm alanını daralttığı değerlendirmesini yapıyor. Ancak aynı zamanda askeri bir harekât kararı henüz alınmış değil ve mevcut adımların öncelikli hedefinin her türlü senaryoya karşı tam hazırlık sağlamak olduğu vurgulanıyor.
Aynı bağlamda, İsrail ordusu ile ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı arasında, ortak çatışma ihtimaline karşı yakın koordinasyon yürütülüyor. Bu durum, İran’la müzakerelerde kırmızı çizgiler konusunda iki taraf arasında belirgin bir görüş yakınlığı bulunduğuna işaret ediyor.
Siyasi açıdan bakıldığında ise, İran’ın tutumunda ısrar etmesi ve özellikle nükleer programına ilişkin esaslı tavizler vermeyi reddetmesi nedeniyle Tel Aviv’in görüşmelerin başarısız olmasına şaşırmadığı, İsrail gazetesine yansıyan değerlendirmeler arasında yer aldı.
Bu çerçevede ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, 21 saatlik görüşmelere rağmen ülkesinin müzakerelerden anlaşma çıkmadan ayrıldığını, Washington’un “nihai ve en iyi teklifini” sunduğunu, temel anlaşmazlığın ise İran’ın nükleer programından vazgeçmeyi reddetmesi olduğunu söyledi.
Vance, “İranlılarla birkaç ciddi görüşme gerçekleştirdik, ancak bir anlaşmaya varamadık. Bu, İran için ABD’den daha kötü bir haber” dedi.
Donald Trump’ın önündeki seçenekler arasında İran’a abluka uygulanması ya da İsrail’le iş birliği içinde yeniden bombardımana dönülmesi bulunuyor. Bu senaryolarda enerji sektörü ve altyapının hedef alınmasına odaklanılmasının yanı sıra, Hürmüz Boğazı’nda operasyonlar, Harg Adası’nın kontrol altına alınması ve zenginleştirilmiş uranyum tesislerini hedef alan operasyonlar da yer alıyor.
Buna karşılık, ABD yönetimi içinde bazı çevreler diplomatik sürece bir şans daha verilmesinden yana tutum sergilemeyi sürdürüyor. Olası bir ilerleme umudu korunurken, nihai karar Beyaz Saray’ın elinde bulunuyor ve önümüzdeki dönemin, tırmanma ile müzakere masasına dönüş arasında nasıl şekilleneceği yakından izleniyor.