Avustralya'da virüs paniği! yüzlerce şişe ölümcül örnek kayboldu

Avustralya'da toplum sağlığını ciddi derecede tehdit eden önemli bir olay yaşandı. Bir laboratuvdan tam 323 şişe ölümcül virüs kayboldu.
Avustralya’nın Queensland eyaletinde yer alan Queensland Halk Sağlığı Viroloji Laboratuvarı’nda yaşanan olay, ülke genelinde endişe yarattı. Laboratuvardan Hendra, Lyssavirus ve Hantavirus’a ait 323 şişe dolusu ölümcül virüs örneğinin kaybolması, “ciddi bir biyogüvenlik protokolü ihlali” olarak nitelendirilirken, Queensland Sağlık Bakanı Tim Nicholls, konunun derinlemesine araştırılması için kapsamlı bir soruşturma başlatıldığını duyurdu. Soruşturmanın, emekli Yüksek Mahkeme Yargıcı Martin Daubney’in liderliğinde yürütüleceği ve geçmişte Virus Tanımlama Laboratuvarı’nın başında bulunan deneyimli araştırmacı Julian Druce’un da eş-soruşturmacı olarak görevlendirildiği bildirildi.
Bakanlık benzer bir olayın tekrarlanmaması için personel eğitimlerini yoğunlaştırma, laboratuvar prosedürlerini yeniden gözden geçirme ve izin süreçlerini sıkı denetime tabi tutma gibi önlemler aldığını açıkladı. “Daily Mail” kaynaklı habere göre, Queensland yetkilileri, laboratuvar çalışanlarının materyalleri doğru şekilde saklamasını ve tüm işlemlerin eksiksiz olarak kaydedilmesini sağlayacak uygulamaları artıracaklarını belirtirken, eksik virüs örnekleriyle ilgili yapılan araştırmalarda halk sağlığı açısından büyük risk taşınmadığına dikkat çekiliyor.
Queensland Baş Sağlık Yetkilisi John Gerrard, halkın endişesini yatıştırmak adına Hendra, Lyssavirus ve Hantavirus örneklerinin uzun süre düşük sıcaklıkta saklanmaması durumunda hızla bozulduğuna, böylece enfekte edici özelliklerini kaybettiğine vurgu yaptı. Dr. Gerrard, kayıp virüslerin büyük olasılıkla rutin laboratuvar prosedürü olarak uygulanan otoklavlama yöntemiyle imha edilmiş, ancak bu işlemin düzgün şekilde kayda geçirilmemiş olabileceğinin altını çizdi.
Ayrıca, bölgede son beş yıl içinde Hendra veya Lyssavirus vakasına rastlanmadığını, Hantavirus’un ise Avustralya’da hiçbir zaman insanlarda görülmediğini belirterek, bu durumun toplum sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmadığını ifade etti. Bu bilgiler, kamuoyu nezdinde güvence oluştururken, yaşanan olayın laboratuvar güvenlik standartlarının ve kayıt prosedürlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.