Nevruz kutlamaları Mücteba Hamaney’in akıbetine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi
İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney, babasının yaptığı gibi Nevruz kutlamaları için geleneksel bir mesaj yayımlamadı. Bu durum sağlık durumu ve akıbetine ilişkin tartışmaların yeniden alevlenmesine neden oldu.
Başta ABD ve İsrail olmak üzere Batılı istihbarat servisleri, İran liderliğinin Nevruz kutlamaları sırasındaki hareketliliğini, yeni lider Mücteba Hamaney’in, babasının yaptığı gibi geleneksel bir konuşma yapma ihtimalini yakından izledi.
Ancak Mücteba Hamaney’in tamamen ortada görünmemesi, hatta resmî bir açıklama bile yayımlamaması, sağlık durumu, bulunduğu yer ve askerî tırmanış ortamında ülke işlerini yönetme kapasitesine ilişkin belirsizliği daha da derinleştirdi. Axios’un aktardığına göre bu durum soru işaretlerini büyüttü.
Hamaney’in oğlunun ortadan kaybolması, babasının öldürülmesinin ardından İsrail’in muhtemel hedefleri arasında gösterilmesi nedeniyle tamamen sürpriz sayılmadı. Ancak üç haftayı aşkın süredir sessizliğini koruması ve kayıtlı bir görüntü bile yayımlamaması, ciddi soruları beraberinde getirdi.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşın ilk günlerinde babası Ali Hamaney’i öldüren saldırıda Mücteba’nın da ağır yaralanmış olabileceğine işaret etmişti.
ABD ve İsrail istihbarat değerlendirmelerine göre Mücteba Hamaney hâlâ hayatta. Bu değerlendirme, bazı İranlı yetkililerin onunla doğrudan görüşme girişimlerinde bulunduğu, ancak bu temasların güvenlik gerekçesiyle reddedildiği yönündeki başarısız girişimlere dayanıyor.
Bu belirsizlik, Washington’daki karar alma çevrelerinde de tartışmaların merkezine yerleşti. ABD Başkanı Donald Trump’ın ulusal güvenlik ekibi, Tahran’da fiilen iktidarı kimin elinde tuttuğunu belirlemeye çalışmayı sürdürüyor.
Axios’un aktardığına göre üst düzey bir İsrailli yetkili, “Emirleri gerçekten Hamaney’in verdiğine dair bir kanıt yok” dedi. Bir ABD’li yetkili ise durumu “son derece tuhaf” olarak nitelendirerek, öldüğüne dair bir varsayım dışlanmasına rağmen yetki kullandığına ilişkin de bir kanıt bulunmadığını söyledi.
Mücteba Hamaney’in, sertlik yanlısı kanadın desteğiyle 9 Mart’ta ülkenin dini lideri olarak atandığı açıklanmış, bu adımın iktidar geçişini sorunsuz sağlama amacı taşıdığı belirtilmişti.
Ancak onun görünürlüğü, atamadan birkaç gün sonra Telegram üzerinden yayımlanan yazılı bir açıklamayla sınırlı kaldı. Bu durum da sağlık durumuna ilişkin spekülasyonları artırdı.
Buna karşılık daha sonra ona ait olduğu öne sürülen mesajlar ve fotoğrafların yayımlanması, istihbarat birimleri içinde bu materyallerin ne kadar güncel ve ne kadar güvenilir olduğu yönünde yeni soru işaretleri doğurdu.
Liderlik boşluğu ve Devrim Muhafızları’nın yükselen rolü
Bu belirsizlik ortamında, son dönemde öldürülen Ali Laricani’nin fiilî lider rolünü üstlendiğine dair istihbarat değerlendirmeleri öne çıkmıştı. Laricani’nin öldürülmesi ise iktidar boşluğunu daha da derinleştirdi.
İsrailli kaynaklara göre, Devrim Muhafızları hâlihazırda güvenlik, siyaset ve ekonomi alanlarındaki geniş nüfuzundan yararlanarak ülke yönetimini fiilen üstlenmiş durumda.
Ayrıca bazı raporlar, üst düzey İranlı yetkililerin hedef alınma korkusuyla artık kamuoyu önüne çıkmaktan ve dijital iletişim kurmaktan kaçındığını, güvenli bölgeler arasında hareket ettiğini gösteriyor.
Bu çerçevede bir ABD’li yetkili, özellikle Nevruz gibi geleneksel bir dönemde yeni liderin görüntülü bir konuşma yapmamış olmasını “son derece kaygı verici bir işaret” olarak değerlendirdi.
Buna karşılık İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, güvenlik tehditlerine rağmen görüntülü bir mesaj yayımladı. Bu durum da soru işaretlerini daha da artırdı.
Derin kriz, ancak yakın çöküş işareti yok
Kongre’de yapılan kapalı oturumda CIA Direktörü John Ratcliffe ile Savunma İstihbarat Ajansı Direktörü James Adams, İran rejiminin komuta ve kontrol alanında ciddi bir kriz yaşadığı yönünde bir değerlendirme sundu.
Buna rağmen iki yetkili de rejimin yakın zamanda çökeceğine işaret eden acil belirtiler bulunmadığını vurguladı ve yönetimin ne kadar dayanabileceğine dair hüküm vermek için henüz erken olduğunu belirtti.
Aynı bağlamda İsrail, İran rejiminin zayıflatılmasını stratejik hedeflerinden biri olarak gördüğünü ve dış baskının artmasının iç baskıları da büyüterek rejimin çöküşüne yol açabileceğini savunuyor.
Ancak bu yaklaşımı eleştirenler, geleneksel liderliğin tasfiye edilmesinin, daha sert bir kuşağın önünü açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu isimler arasında Mücteba Hamaney’in de en dikkat çeken figürlerden biri olabileceği değerlendiriliyor.