İran’da tansiyon yükseliyor: ABD’den tarife hamlesi, Avrupa’dan yaptırım sinyali, Tahran’dan sert karşılık
İran’da ekonomik çöküş ve riyaldeki sert değer kaybıyla başlayan protestolar, ülke geneline yayılan şiddet ve iletişim kesintileriyle derinleşti; Reuters’a göre can kaybı 2 bine yaklaşırken, BM yüzlerce ölüm uyarısı yaptı.
İran’da aralık sonunda ekonomik çöküş ve riyaldeki sert değer kaybıyla başlayan protestolar, ülke geneline yayılan şiddet ve iletişim kesintileriyle yeni bir eşiğe taşındı; Reuters’ın aktardığı son değerlendirmelerde bir İranlı yetkilinin can kaybını “2 bine kadar” çıkarması ve BM’nin “yüzlerce ölüm” uyarısı, krizin ağırlığını uluslararası gündemin tepesine oturttu.
Sokakta ne oluyor: can kaybı tartışması büyürken iletişim neredeyse kilitlendi
Reuters’a göre İran’daki gösteriler, 2022’den bu yana görülen en büyük dalgalardan biri haline gelirken, güvenlik güçlerinin müdahalesinin dozu arttıkça ölü sayısı ve gözaltı sayısı da daha sert bir tartışmanın konusu oldu. Reuters’ın aynı haber akışında, bir İranlı yetkilinin can kaybını “2 bine kadar” çıkaran ifadeler kullandığı aktarılırken, sahadaki rakamların bağımsız doğrulanmasının iletişim kesintileri nedeniyle güçleştiği vurgulanıyor.
Associated Press’in “son gelişmeler” dosyasında ise İran yönetiminin günler sonra ilk kez kısmen geri adım atarak uluslararası telefon aramalarına sınırlı biçimde izin verdiği, ancak internet ve mesajlaşmanın büyük ölçüde kapalı kaldığı, bu yüzden ülke içinden sağlıklı bilgi akışının hâlâ çok zor olduğu kaydediliyor. Reuters’ın Starlink haberinde de “internetin normal seviyenin yüzde 1’ine kadar düştüğü” bilgisi yer alırken, bazı bölgelerde kaçak Starlink terminalleri üzerinden sınırlı bağlantı kurulabildiği belirtiliyor. Guardian ise İran’da “kaçak teknoloji ekosistemi” oluştuğunu, Telegram proxy’lerinden Ceno tarayıcısına kadar çok sayıda yöntemin denendiğini ve özellikle kaçak Starlink terminallerinin dış dünyaya açılan son kapılardan biri haline geldiğini yazıyor.
BM’den sert uyarı: “Yüzlerce kişi öldürüldü, ölüm cezası riski büyüyor”
Reuters’a konuşan BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İran güvenlik güçlerinin barışçıl protestoculara yönelik “artan şiddeti” karşısında “dehşete düştüğünü” söylerken, BM’nin kendi kaynaklarının “yüzlerce kişinin öldürüldüğünü” bildirdiğini aktardı. Reuters’ın aynı metninde Türk’ün özellikle, binlerce gözaltı varken ölüm cezasının devreye sokulması ihtimaline dikkat çektiği ve bunun kriz için yeni bir kırılma yaratabileceğini vurguladığı görülüyor.
Bu başlık, insan hakları örgütlerinin uyarılarıyla da birleşiyor; AP’nin aktardığına göre HRANA verileri en az 646 ölüm ve 10 binden fazla gözaltıdan söz ediyor. Reuters’ın 11 Ocak tarihli başka bir haberinde de bir hak örgütünün can kaybını “500’ün üzerinde” verdiği, Tahran’ın ise ABD’nin müdahale tehditleri karşısında Amerikan üslerini hedef alabileceği tehdidini savurduğu aktarılıyor.
Tahran’ın çizgisi: “Dış müdahale” söylemi ve savaş dili
Reuters’ın 11 Ocak haberine göre İran yönetimi, protestoları “yabancı müdahale” çerçevesine oturtmayı sürdürürken, Washington’ın olası bir müdahalesi halinde bölgede konuşlu Amerikan üslerinin hedef olabileceği mesajını öne çıkardı. Reuters’ın 12 Ocak tarihli Rusya–İran temasını aktaran haberinde de bu yaklaşımın Moskova hattında karşılık bulduğu, Şoygu’nun “yabancı güçlerin İran’ın iç işlerine müdahale girişimlerini” kınadığı ve Tahran’la iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını söylediği belirtiliyor.
Washington: tarife tehdidi masada, askeri seçenek dili geri döndü
Reuters’a göre ABD Başkanı Donald Trump, İran’la iş yapan ülkelere karşı ABD ile tüm ticarette yüzde 25 tarife uygulanacağını Truth Social üzerinden duyurdu; ancak Beyaz Saray’ın bu kararın hukuki çerçevesi ve uygulama mekanizmasına ilişkin ayrıntı vermediği not edildi. TIME dergisinin “kimler etkilenebilir?” analizinde ise İran’la ticari bağı bulunan ülkelerin geniş bir yelpazeye yayıldığı; özellikle İran’ın petrol ihracatının önemli bölümünün Çin’e yöneldiği hatırlatılarak, tarife tehdidinin krizi yalnızca siyasi değil ekonomik bir sarsıntıya dönüştürebileceği vurgulandı.
Reuters’ın 13 Ocak tarihli analizinde de tarife tehdidinin Çin’le yeni bir gerilim hattını tetikleyebileceği, bazı Çinli firmaların ABD sınırında çok daha yüksek toplam vergi yükleriyle karşılaşabileceği ve bunun “ticaret savaşı” riskini yeniden gündeme getirdiği değerlendiriliyor. Reuters ayrıca Çin hükümetinin Trump’ın tek taraflı yaklaşımını eleştirdiğini ve “karşı önlemler” mesajı verdiğini aktarıyor.
“Kıyamet uçağı” gündemi: LAX görüntüsü spekülasyonu büyüttü, gerekçe farklı çıktı
Los Angeles Times’ın haberine göre, E-4B “Nightwatch” olarak bilinen ve kamuoyunda “kıyamet uçağı” diye anılan hava komuta uçağının Los Angeles International Airport’ta görülmesi sosyal medyada “savaş mı geliyor?” türü spekülasyonları tetikledi; ancak gazete, bu uçuşun Savunma Bakanı Pete Hegseth’i Güney Kaliforniya’ya götürmek için gerçekleştirildiğini ve Hegseth’in “Arsenal of Freedom” turu kapsamında bölgede bulunduğunu yazdı.
Bu başlığın İran krizinin en sıcak günlerinde büyümesi, Washington’daki sert söylemle birleşince psikolojik eşik yaratsa da, mevcut açık kaynaklı doğrulamalar “uçağın İran’a bağlı bir acil durum adımı” olduğunu teyit etmiyor; tersine, LA Times uçağın görünürlüğünün zamanlaması nedeniyle spekülasyona dönüştüğünü vurguluyor.
Avrupa: Berlin–Londra–Paris ortak dili sertleştirirken Brüksel yaptırımı hızlandırıyor
Birleşik Krallık hükümetinin yayımladığı 9 Ocak tarihli ortak liderler deklarasyonunda, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık İran güvenlik güçlerinin şiddetine dair raporlardan “derin kaygı” duyduklarını belirterek protestocuların öldürülmesini kınadı ve Tahran’a ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma hakkını reprisal korkusu olmaksızın güvenceye alma çağrısı yaptı.
Reuters’ın 13 Ocak haberine göre Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise “baskıdan sorumlu kişilere” yönelik ilave yaptırımların hızla teklif edileceğini açıklayarak, artan can kayıplarını ve “aşırı güç kullanımını” sert biçimde eleştirdi. Bu mesaj, Avrupa’nın yalnızca kınamayla yetinmeyip hedefli yaptırım setini büyütmeye hazırlandığını gösterirken, AP’nin değerlendirmesinde Avrupa’daki diplomatik gerilimin de yükseldiği ve bazı ülkelerin Tahran’daki diplomatik temaslarda daha sert pozisyonlar aldığı aktarılıyor.
Moskova ve Pekin: “Müdahale” itirazı ve denge siyaseti
Reuters’a göre Rusya, krizi açık biçimde “yabancı müdahale girişimleri” olarak okuyor; Şoygu’nun İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani ile görüşmesinde bu çizginin altı çizilirken, iki tarafın güvenlik koordinasyonunu sürdürme iradesi vurgulandı. Çin tarafında ise Reuters, Pekin’in Trump’ın tarife çıkışına “tek taraflı baskı” gerekçesiyle itiraz ettiğini ve karşı adımlar mesajı verdiğini yazıyor; bu da İran dosyasının ABD–Çin ekonomik gerilimini yeniden ateşleyebileceğini gösteriyor.
Kritik soru: sertleşen baskı protestoları söndürür mü, yoksa krizi büyütür mü?
Reuters’ın BM dosyasında, bir yanda sahadaki can kaybına ilişkin ağır veriler, diğer yanda binlerce gözaltı ve ölüm cezası ihtimalinin genişlemesi, krizin “geri dönüşü zor” bir eşiğe yaklaşabileceği şeklinde okunuyor; aynı metinde Trump’ın “askeri müdahale” söylemini yeniden yükseltmesi ve BM’nin protestoların “dış aktörlerce araçsallaştırılmaması” uyarısı, kriz yönetimindeki kırılganlığı daha da artırıyor.
Bugün itibarıyla İran dosyasını büyüten temel dinamik, sokaktaki öfke ile devletin sertlik stratejisinin birbirini beslemesi; buna ek olarak Washington’ın tarife hamlesiyle ekonomik baskıyı küreselleştirmesi ve Avrupa’nın yaptırım mekanizmasını hızlandırması. Reuters’ın 13 Ocak tarihli von der Leyen açıklaması, Brüksel’in “hızlı tepki” moduna geçtiğini gösterirken , Reuters’ın 12 Ocak tarife haberi Washington’ın krizi ticaret alanına taşıdığını kayda geçiriyor.