İran'da ipler koptu! Ekonomik çöküş ve askeri baskı halkı patlama noktasına getirdi
Irak’ta silahların devlet kontrolüne geçişi için ABD baskısı artarken, İran’da Devrim Muhafızları ile reformistler arasındaki güç savaşı derinleşiyor. Ortadoğu’da yeni dengeler kuruluyor.
İran, ayaklarının altından yavaşça kayan bir zeminde; merkezi bir odak noktası veya ortak bir vizyonu olmayan, kapalı kapılar ardında parçalanmış bir siyasi irade ve iç çatışmaların ağırlığıyla ilerliyor. Bu tabloda, gücün dili siyasetin önüne geçerken; yönetim araçları sorun çözmekten ziyade sadece kriz yönetme aparatına dönüşüyor. Ekonomik ve toplumsal baskılar ise rejimin bu süreci kontrol etme kapasitesini zayıflatacak bir hızla birikiyor.
Daha fazla içe kapanan bir yönetim ile giderek artan bir toplumsal öfke arasında kalan İran; sadece istikrarsızlıkla sınırlı kalmayıp sistemin yeniden şekillenmesine veya içeriden parçalanmasına kadar uzanabilecek sert senaryolara açık bir yola girmiş görünüyor.
Al-Ain News’e konuşan uzmanlar, İran’ın artık siyaset ve ordu arasındaki geleneksel dengeyle yönetilmediğini; sivil kurumların rolü belirgin şekilde azalırken Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) karar mekanizmasında en baskın taraf haline geldiğini vurguluyor.
Devrim Muhafızları: Genişleyen Nüfuz
Stratejik Düşünce ve Diyalog Forumu İran Uzmanı Amr Ahmed, İran'ın çok sayıda üst düzey ismini kaybetmesinin ardından ciddi bir krizden geçtiğini belirtiyor. Ahmed’e göre bu durum, siyasi sahnede sadece en radikal kanadı temsil eden Devrim Muhafızları’nın aktif kalmasına yol açtı.
Amr Ahmed'in değerlendirmeleri şöyle:
Stratejik Sabrın Sonu: Mevcut radikal kanat; siyasetin boyutlarını, komşuluk hukukunu, hatta öldürülen eski liderlerin sahip olduğu "stratejik sabır" kavramını bile idrak edemiyor.
İçerideki Çatlaklar: İran dışarıya "çok seslilik" imajı vermeye çalışsa da gerçek farklı. Dışişleri Bakanı Abbas Irakçı’nın İslamabad müzakereleri yönündeki açıklamalarının radikal odaklarca sert saldırıya uğraması, sistem içindeki çatışmanın boyutunu gösteriyor.
Müzakereye Hazırlık: Rehber'in askeri danışmanı Muhsin Rızai’nin "ABD kuşatmasına dayanamıyoruz" açıklaması, sadece bir durum tespiti değil; radikal kanadı müzakere fikrine alıştırma çabasıdır.
Kanatların Savaşı
İran uzmanı Dr. Ali Atıf ise rejim içindeki bu çatışmanın yeni olmadığını, ancak 28 Şubat'ta başlayan savaştan sonra daha da keskinleştiğini belirtiyor. Atıf'a göre; radikal kanadın başı olan Devrim Muhafızları ile Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan liderliğindeki reformist kanat arasındaki rekabet artık çok daha görünür durumda.
Atıf, "Eski Rehber'in ölümünden sonra Devrim Muhafızları devlet içinde son sözü söyleyen ve en üstün güce sahip yapı haline geldi" değerlendirmesinde bulunuyor.
İran İçerisi: Geçim Sıkıntısı ve Artan Öfke
Dr. Atıf, toplumsal durumu şu başlıklarla özetliyor:
Ekonomik Çöküş: Savaş öncesi kötü olan yaşam koşulları, savaş sonrası daha da ağırlaştı.
Dijital Abluka: 8 Nisan'da ateşkes yürürlüğe girmesine rağmen internet kısıtlamalarının sürmesi toplumsal gerilimi besliyor.
Halkın Talebi: Rejimden çıkar sağlayan kesimler hariç, İran halkının büyük çoğunluğu savaşın bitmesini istiyor.
Dış Baskılar ve Bölünmenin Kullanılması
ABD’nin uyguladığı deniz kuşatmasının, askeri darbelerden daha etkili olabileceği savunuluyor. Özellikle Hark Adası’ndan yapılan petrol ihracatının engellenmesi ve limanların hedef alınması, doğrudan halkın gündelik yaşamını, mal eksikliğini ve fiyat artışlarını tetikliyor.
Gelecek Senaryoları: Baskı mı, Patlama mı?
Geleceğe dair öngörülerde bulunan uzmanlar şu noktalara dikkat çekiyor:
Daha Baskıcı Bir Rejim: Devrim Muhafızları kontrolündeki İran’ın, artan idam infazlarıyla birlikte daha otoriter bir yapıya evrileceği öngörülüyor.
İç Dinamiklerin Rolü: Dış askeri müdahalelerin tek başına rejimi yıkamayacağı; asıl belirleyici faktörün ekonomik baskılar sonucu oluşacak bir halk ayaklanması olacağı düşünülüyor.
Kırılma Noktası: Savaşın başından beri yoğun güvenlik önlemleri ve protesto yasağıyla baskılanan İran halkının, bu durumu daha fazla sürdüremeyip rejime karşı patlama noktasına gelebileceği ifade ediliyor.