Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan Bölgesel Savaş Uyarısı: Körfez Ülkeleri Karşı Önlem Alabilir
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran ile ABD-İsrail hattında tırmanan gerilimin ardından Körfez turu sonrası kritik uyarılarda bulundu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran'ın ABD ve İsrail saldırıları sonrasında Körfez ülkelerine yönelik izlediği politikayı ve bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da gerçekleştirilen kritik toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Fidan, bölge ülkelerinin olası askeri karşılıklarına ve çatışmaların yayılma ihtimaline ilişkin önemli mesajlar verdi.
Fidan, sürece dair ilk değerlendirmesinde, "Biz başından beri uyarıyoruz. Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar" ifadelerini kullandı.
Körfez Ülkelerinin Askeri Karşılık İhtimali
Körfez ülkelerinin yoğun bir saldırı altında olduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, bu ülkelerin hava sahalarını ve kendi topraklarındaki üsleri İran'a karşı kullandırmayacaklarını en başından duyurduklarını hatırlattı. Bölge ülkelerinin bu savaşın bir parçası olmadıklarını vurguladıklarını aktaran Fidan, buna rağmen İran'ın askeri üsler dışında sivil altyapı ve ekonomik hedeflere de kasıtlı saldırılar düzenlediğinin ifade edildiğini belirtti.
Körfez ülkelerinin İran'ın kendilerini neden hedef aldığını sorguladığını dile getiren Fidan, bölgedeki hakim görüşü şu sözlerle aktardı: "(Körfez ülkeleri) Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar."
Bölgedeki riskin giderek arttığını vurgulayan Fidan, durumun ciddiyetini şu ifadelerle özetledi: "Biz başından beri uyarıyoruz. Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı."
Riyad Toplantısı ve Türkiye'nin İlkesel Tutumu
Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde 19 Mart'ta Riyad'da düzenlenen toplantının detaylarını paylaşan Fidan, görüşmelerin ortak bir akıl arayışı taşıdığını belirtti. Toplantıda herkesin durumun aciliyetini ortaya koyduğunu söyleyen Fidan, "Körfez ülkeleri bu toplantıyı tek bir gündemle organize ettiler. İran'ın bu ülkelere gerçekleştirdiği saldırılar konusunda bölge ülkelerinin değerlendirmelerini almak için yapıldı toplantı. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı." dedi.
Türkiye'nin İsrail'i en başından beri en güçlü şekilde eleştiren ülke olduğunu ve bu eleştirileri her platformda dile getirdiğini hatırlatan Fidan, Riyad'daki toplantıda da bu duruşun korunduğunu ifade etti: "Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail'in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz. Nitekim yalnızca İran gündemiyle organize edilmiş olsa da Riyad'daki toplantıda, İsrail'in bu savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü vurguladık. Dahası İsrail'in bölgedeki yayılmacılığının oluşturduğu tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık."
Mevcut tablonun "tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini" hiçbir şekilde istemediklerinin altını çizen Fidan, "Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad'da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz." bilgisini paylaştı.
Savaşın Süresi ve İsrail'in Stratejisi
Bakan Fidan, gazetecilerin "Savaşın ne kadar daha sürebileceğine" dair sorusu üzerine, bölgedeki beklentileri ve Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) rolünü değerlendirdi. Fidan, "Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Tabii burada belirleyici olan ABD'nin tutumu olacak. İsrail, ABD üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve İsrail'in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler arttı. Bu da savaşın daha uzaması sonucunu doğurabilir." yanıtını verdi.
Aktif çatışma ortamında diplomasi yürütmenin zorluklarına değinen Fidan, "savaş varken müzakere edilmesi seçeneğinin pek olası görünmediğini" belirtti. Bununla birlikte, kısa süreli bir ateşkes ilan edildikten sonra müzakerelere başlanması ve tarafların "müzakereden sonuç alınmazsa tekrar savaşa başlama" ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret etti.
İsrail'in mevcut stratejisine ve Avrupa Birliği'nin (AB) olası tutumuna dikkat çeken Fidan, "İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran'a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında AB'nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan (savaşı) durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor." değerlendirmesini yaptı.
Krizin temel kaynağına ilişkin net mesajlar veren Fidan, "Bu savaşı İsrail'in başlattığını" kaydederek, "Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail'in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz." ifadelerini kullandı.
Savaş Sonrası Senaryolar ve Enerji Hatları
Körfez ülkelerinin "savaş sonrası durumunun" nasıl şekilleneceğine dair soruları da yanıtlayan Bakan Fidan, bölgede "pek çok şeyin değişebileceğini" ve ülkelerin "savunma sanayi alanında yeni arayışlara girebileceğini" dile getirdi.
Olası diplomatik ve ekonomik gelişmelere dair öngörülerini paylaşan Fidan, "Savaşın sona ermesinin ardından Körfez ülkeleri İran'dan beklentilerini açıkça ortaya koyup, bazı şartlar yerine getirildiği takdirde ekonomik işbirliği üzerine yoğunlaşılabilir. İran da Körfez'deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir." dedi.
Fidan ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) Çin, AB ülkeleri, Güney Kore, Japonya ve Hindistan'a ulaşmasının küresel çapta büyük önem taşıdığını vurgulayarak, bu ülkelerin süreçten beklentilerinin de belirleyici olacağına işaret etti.
Türkiye'nin Arabuluculuk Rolü ve Güvenilirliği
Süreç boyunca Türkiye'nin yaptığı analizlerin doğru çıkmasının kendilerini üzdüğünü belirten Fidan, diğer yandan geleceğe yönelik sağlıklı adımlar atılması için Türkiye'nin sesine ne kadar ihtiyaç duyulduğunun görüldüğünü aktardı. Fidan, "Bu savaşın ardından Türkiye'ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran'a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz." diye konuştu.
Arabuluculuk faaliyetleri ve tarafların tutumları hakkında da bilgi veren Bakan Fidan, şu ifadeleri kullandı: "Şimdi burada bizim durduğumuz yerden getirdiğimiz teklifler aslında bir istikrar arayışı, herkesin menfaatine olan. Ama tarafların arasında istikrardan ziyade bir kazancı, bir zaferi, bir dominasyonu önceleyen bakış açıları olduğu zaman bu başka bir noktaya gidiyor. Bu sefer konuşma, konuşmuş olmak için yapılıyor. Ana gündemi daha da farklı şekilde ilerletmek için yapılıyor. Biz o konuda yorumlar alıyoruz."
Türkiye'nin bu süreçte iki temel noktaya odaklandığını belirten Fidan, "Birincisi gerçekten konuya odaklanarak sahici, doğru, profesyonel tespiti yapmak, verilere dayalı. İkincisi de çizgimizi hiç değiştirmeden güçlü bir ülke olmaya devam ederek yapıcı bir etki kullanmak. Çünkü bizim şimdi teşhislerimiz de kıymetli, tekliflerimiz de kıymetli." değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa Birliği ile İlişkiler ve Vize Serbestisi
Bakan Fidan, AB ile ilişkilere dair son durumun sorulması üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki tutumunun çok net olduğunu ve Türkiye'nin hedefinin değişmediğini vurguladı. Fidan, "Ancak Avrupa'da bizimle üyelik sürecini yürütecek siyasi bir iradenin ortaya çıkmasını da bekliyoruz." dedi.
AB ile iyi ilişkiler yürütmenin her bakımdan büyük önem taşıdığını belirten Fidan, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi meseleleriyle ilgili görüşmelerin sürdüğünü aktararak, "İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir." diye konuştu.
AB'nin yasa dışı göç ve terörle mücadele gibi çeşitli alanlarda Türkiye'ye ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Fidan, "Gerek vatandaşlarının İran'dan, Orta Doğu'dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada." ifadelerini kullandı.
Son olarak vize serbestisi sürecindeki teknik detaylara değinen Bakan Fidan, "Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor." bilgisini paylaştı.