Ahmet Özer karar duruşması sonrası Bahçeli’ye teşekkür etti
Ahmet Özer, kent uzlaşısı davasında verilen 6 yıl 3 ay hapis cezası sonrası Bahçeli’nin yargı tepkisine teşekkür etti, kararın gerekçelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Kent uzlaşısı” davası kapsamında yargılanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasının ardından, Özer Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yargı sürecine ilişkin açıklamalarına teşekkür ettiğini belirtti.
Özer, hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla açılan ve 15 yıla kadar hapis istemiyle yürütülen davada verilen cezanın hukuki dayanağının bulunmadığını ifade etti. Dosyada aleyhine delil olmadığını savunan Özer, yargılamanın siyasallaştığını söyledi.
“Dosyada suç unsuru yok” değerlendirmesi
Özer, kararın ardından yaptığı açıklamada, taziye telefonları ve kamuya açık etkinliklerin suçlama konusu yapıldığını belirterek, bu durumun kamu vicdanına bırakılması gerektiğini dile getirdi. Bir konser sırasında atıldığı belirtilen sloganlardan sorumlu tutulduğunu ifade eden Özer, etkinliğin ilgili mülki idare yetkilileriyle birlikte gerçekleştirildiğini kaydetti.
Özer, “kendini fesheden bir örgüte üyelik” iddiasıyla ceza verilmesini eleştirerek, kararın Esenyurt’ta kayyım uygulaması üzerinden rant iddialarıyla ilişkilendirildiğini söyledi.
Bahçeli ve Yıldız açıklamalarına atıf
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yargı sürecine yönelik değerlendirmelerine değinen Özer, bu açıklamaların dosyanın içeriğine ilişkin eleştirileri teyit ettiğini savundu. Bahçeli ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın açıklamalarını önemsediklerini belirten Özer, somut adımlar beklendiğini ifade etti.
Yargı ve siyaset vurgusu
Özer, Kürt kimliğinin terörle ilişkilendirilmesine yönelik yaklaşımların barış ve çözüm süreçleriyle bağdaşmadığını dile getirdi. Beraat talebinin siyasi bir beklentiye değil, dosyada suç unsuru bulunmamasına dayandığını söyledi.
Taleplerini sıraladı
Basın açıklamasında Özer, tutuksuz yargılanma, kayyım uygulamalarına son verilmesi, hasta tutukluların serbest bırakılması, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması çağrısında bulundu. Adil yargılanma ilkesinin güçlendirilmesi ve ceza hukukunda ayrımcı uygulamaların terk edilmesi gerektiğini ifade etti.