Bakanı Fidan'dan kritik açıklama Türk askeri Gazze'ye girecek mi?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bir televizyon yayınında Gazze için planlanan Barış Kurulu ve İstikrar Gücü başlıklarını anlatırken, “Gerekli şartlar oluşursa asker desteği ile ilgili bir irademiz var” dedi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bir televizyon kanalında katıldığı yayında gündemdeki başlıklara ilişkin soruları yanıtladı. Gazze için yürütülen diplomasi trafiğini “acil konu” olarak tanımlayan Fidan, Barış Kurulu çatısı altında komitelerin nasıl işleyeceğini, Refah Sınır Kapısı için “haftaya” ihtimalini ve sahadaki insani tabloyu anlattı. Yayında ayrıca SDG ile Şam arasındaki “4 günlük ateşkes”in ortasında gelinen noktadan, DAEŞ mahkumlarının Suriye’den Irak’a taşınması gündeminin ateşkese etkisine; YPG kontrolündeki bölgelerdeki toplumsal dinamiklerden Kandil, KCK ve PKK bağlantısı tartışmalarına kadar geniş bir çerçeve öne çıktı.
Gazze’de Barış Kurulu ve İstikrar Gücü Planı
Fidan, Barış Kurulunun Gazze’de nasıl çalışacağına ilişkin soruya, kurulun altında bir komite yapısının bulunduğunu belirterek yanıt verdi. Anlatımına göre, bu yapı içinde iki ayrı komite öne çıkıyor: Biri Gazze’nin milli iradesini üstlenecek yönetimi üstlenmeye dönük; diğeri ise Gazze’nin sekreteryalığını yürütmeyi hedefleyen bir çerçeve olarak tarif ediliyor. Fidan, “Gazze acil konumuz” vurgusuyla sürecin başında olunduğunu ifade ederken, Refah Sınır Kapısının “haftaya açılabileceği” ihtimalini dile getirdi; Türkiye Kızılay üzerinden yardım faaliyetlerinin “halihazırda kesintisiz” sürdüğünü söyledi. Barınma koşullarına da değinen Fidan, soğuk hava şartlarında insanların çadırlara mahkum kaldığını, bu nedenle konteynerlerin götürülmesi meselesinin gündemde bulunduğunu aktardı.
Fidan’ın değerlendirmesinde, yapının genişlemesi de ayrı bir başlık olarak yer aldı. Yeni üyelerin alınma sürecinin sürdüğünü belirten Fidan, “sanırım 6-7 ülke daha gelir” ifadesini kullandı ve toplam sayının 25-30 bandına oturabileceğini söyledi. “Gazze’de işimiz kolay değil” sözleriyle bu aşamadan sonra “başka bir mücadelenin” başladığını dile getiren Fidan, sürecin çok katmanlı ve zorlu bir zeminde ilerlediğine dikkat çekti.
Gazze’ye Türk Askeri Gider Mi?
Yayında “Gazze’deki İstikrar Gücü’ne Türk askeri gidecek mi?” sorusuna yanıt veren Fidan, İsrail’in Türkiye’yle ilgili “her şeye karşı” bir tutum içinde olduğunu ifade ederek, buna rağmen mücadelenin süreceğini söyledi. Bu çerçevede Fidan, “Gerekli şartlar oluşursa asker desteği ile ilgili bir irademiz var” sözleriyle, koşulların oluşması halinde Türk askeri desteğine ilişkin iradeyi açık şekilde dile getirdi.
“Hamas silah teslim edecek mi?” sorusuna Fidan, bunun “yol haritasının içinde olması gereken” bir konu olduğunu belirterek yanıt verdi. Aynı bölümde Fidan, Türkiye açısından “bir numaralı önceliğin” Gazze nüfusunun Gazze’de kalması olduğunu vurguladı.
Fidan, SDG ile Şam arasındaki “4 günlük ateşkes”in ortasında olunduğunu, ateşkese gelinen süreçte “çok fazla olay” yaşandığını söyledi. Bu tablo içinde özellikle DAEŞ mahkumlarının Suriye’den Irak’a taşınması gündeminin öne çıktığını belirten Fidan, böyle bir ortamda ateşkesin “biraz daha uzatılması” gerekebileceğini ifade etti. Bu yönde bir talebin bulunduğunu, süren bir diplomasi trafiği olduğunu ve Türkiye’nin de bu sürecin içinde yer aldığını dile getiren Fidan, “biz hiç çatışma olsun istemiyoruz” diyerek, umudunun “olumlu bir barış süreci”nin başlaması yönünde olduğunu belirtti.
“Anlaşma sağlanamazsa ne olur?” sorusu kapsamında, Şam yönetiminin Ayn el-Arab, Kamışlı, Haseke hattına yönelik olası adımlarına dair soruya Fidan, sürecin “diyalog yoluyla çözülmesinde ciddi bir irade” olmasını umduğunu ifade etti. Fidan, SDG’nin Ankara’dan gelen mesajlara yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde ise, “SDG Ankara’dan gelen hiçbir mesaja kulak vermiyor” ifadesini kullandı; bu yapıların “başkalarının gündemine alet olmaması” gerektiğini söyledi.
Fidan, “SDG iki haftada nasıl çözüldü?” sorusuna yanıt verirken bunun kendisi için sürpriz olmadığını belirtti. Anlatımında, YPG’nin “işgal ettiği” ve Arap nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde dinamiğin yıllardır okunduğunu söyledi; aşiret yapısı ve aşiretlerin “nasıl, ne zaman başkaldıracağı”na ilişkin bilgilerin ellerinde bulunduğunu ifade etti.
“Suriye’de Kandil etkisi biter mi?” sorusunda Fidan, Mazlum Abdi için “mesaj taşıyıcı, verilen talimatı uygular” değerlendirmesini yaptı; KCK’nın YPG’ye yönelik yönlendirmelerini örnekleyerek yapının “tamamen Kandil’e bağlı” olduğunu söyledi. Bu çerçevede, Suriyeli olmayan PKK’lıların bölgeden çıkması gerektiğini ifade eden Fidan, Sincar’daki PKK varlığının sürdürülebilirliği olmadığını dile getirdi. Fidan ayrıca, örgütün kendisini “yok olmayla karşı karşıya kalmadan” dönüştürmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Yayında Kanada Başbakanı Mark Carney’nin “kurallara dayalı düzenin zayıfladığı, güçlü olanın istediğini yaptığı, zayıf olanın bedel ödediği” yönündeki değerlendirmesi hatırlatılarak Fidan’a bu görüşe katılıp katılmadığı soruldu. Fidan, “büyük güçlerin bir belirsizlik alanı içine girdiğini” söyledi ve bu boşlukta orta güçlerin dayanışması ile birbirleriyle “konuşmasının” çok önemli olduğunu vurguladı. Bu hattın nasıl tutulacağı meselesinin “yeni gelişen” bir alan olduğunu belirten Fidan, orta güçlerin bunu “keşfetmeye çalıştığını” ifade etti. Fidan, “çöküşü uzun süredir Cumhurbaşkanımız dile getiriyor” sözleriyle, Kanada’nın bu değerlendirmeyi yeni yapıyor olmasını “enteresan” bulduğunu söyledi.
“Bölgede yeni ittifaklar olacak mı?” sorusuna da Fidan, bölgede geniş katılımlı bir ittifaktan yana olduklarını belirterek yanıt verdi. Başlangıçta daha “çekirdek” bir grupla da yola çıkılabileceğini söyleyen Fidan, bölgenin böyle bir başlangıca ihtiyaç duyduğunu ifade etti; amaçlarının kamplaşmayı azaltıcı etki için ittifak kurmak olduğunu dile getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland konusunda ısrarının nedenlerine dair soruda Fidan, ABD’nin bu yönde bir “özlemi” ve “stratejik arzusu” olduğunun sır olmadığını söyledi. Bunun “nasıl olması gerektiğinin” ayrı bir husus olduğunu ifade eden Fidan, Trump döneminde bu başlıkta bir “atak” görüldüğünü belirtti. Fidan, böyle bir toprak kaybının ise “ittifakın dağılması anlamına” gelebileceğini dile getirdi.