ABD ve İran Arasında 1979'dan Sonra İlk Temas: J.D. Vance Ateşkes İçin Pakistan'da
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, 1979'dan bu yana ABD ve İran arasındaki ilk üst düzey teması gerçekleştirmek üzere Pakistan'da. Vance'in ateşkes müzakerelerindeki zorlu sınavı ve siyasi yansımaları.
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İran savaşını sona erdirmek ve bölgedeki gerilimi düşürmek amacıyla yürütülen kritik müzakerelere liderlik ediyor. "Önemli" bir diplomatik görev olarak tanımlanan bu hamle kapsamında Vance, Cuma günü Pakistan'a giderek 1979 yılından bu yana ABD ve İranlı yetkililer arasında gerçekleşecek ilk üst düzey görüşmenin masasına oturdu. Vance'e bu tarihi temasta Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Wittkopf ve Başkan Donald Trump'ın damadı Jared Kushner eşlik ediyor.
Masadaki en acil başlıklardan biri, İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a yönelik bombardımanları sürerken İran'ı Hürmüz Boğazı'nı açık tutmaya ikna etmek. Washington yönetimi, Lübnan'daki çatışmaların mevcut ateşkes anlaşmasının doğrudan bir parçası olmadığını belirtse de, bu durumun genel barış sürecini baltalama tehdidi taşıdığını vurguluyor.
İç Politikadan Küresel Krizin Merkezine
New York Times'ın analizine göre bu görev, bugüne dek Trump yönetiminde "dolandırıcılıkla mücadele şefi" sıfatıyla daha çok iç politikaya odaklanan Vance için büyük bir dönüm noktası. Savaş patlak vermeden önce Vance'in ana gündemi, sonbaharda yapılacak ara seçimlerdi. Planı, ülke çapında turlara çıkarak yüksek yaşam maliyeti ve ekonomik erişilebilirlik endişelerini işlemek, Demokratları ise gerçeklerden kopuk ve aşırı politik olmakla suçlamaktı. Ancak savaşın enerji fiyatlarında yarattığı keskin artış, bu siyasi stratejiyi tamamen tersine çevirdi.
Trump'ın ilk döneminde Başkan Yardımcısı Mike Pence'in özel kalem müdürü olarak görev yapan Marc Short, mevcut siyasi takvimin yarattığı baskıya dikkat çekerek, "Ara seçim yılı olması, müzakere ekibi için bir zorluk teşkil ediyor" değerlendirmesinde bulundu. Short, sürece dair beklentisini ise "İdeal senaryo, görüşmelerin başarılı olması ve geniş medya kapsamı almasıdır" sözleriyle özetledi.
Dış Politikaya Mesafeli Duruş Sona Erdi
41 yaşındaki Vance, Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana dış politika krizlerinden bilinçli olarak uzak durmuştu. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanması sürecinde geri planda kalan Vance, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD'den İran savaşına müdahale etmesini talep ettiği günlerde Azerbaycan'daydı. Benzer şekilde, geçtiğimiz Salı günü Trump İran medeniyetini yok etme tehdidinde bulunurken, Vance kritik bir seçim öncesi Macaristan Başbakanı Viktor Orban'a destek vermek üzere bu ülkedeydi.
Vance'in bu zorlu göreve getirilmesinin ardında yatan önemli bir etken de savaşa yönelik kişisel tutumu. Konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklar, Vance'in çatışmalara en başından beri karşı çıkmasının Pakistanlı yetkililer nezdinde olumlu karşılandığını aktarıyor. Hatta Pakistan tarafının, Trump barış çabalarının liderliğini resmi olarak Vance'e vermeden önce, Özel Temsilci Wittkopf'tan onu müzakerelere dahil etmesini özel olarak talep ettiği belirtiliyor.
Başkan Yardımcılığının Karmaşık Doğası ve "Ayna" Rolü
Önümüzdeki günler, Vance için son derece hassas bir denge gerektiriyor. İlk görüşme turunda savaşı önlemeyi başaramayan Wittkopf ve Kushner ile yakın çalışmak zorunda olan Vance; Washington ile sürekli telefon trafiği yürüten, çok sayıda öneri metni yazıp düzenleyen ve bunları hızla dağıtan bu ekibin hızına ayak uydurmaya çalışıyor.
Vance'in müttefikleri, onun masadaki varlığının müzakerelere resmiyet ve ciddi bir ağırlık kattığını savunuyor. Bu durum aynı zamanda modern başkan yardımcılığı makamının karmaşık doğasını da gözler önüne seriyor. Diğer kabine üyelerinin aksine, başkan yardımcısının anayasal olarak tanımlanmış net bir rolü veya yöneteceği bir kurumu bulunmuyor; bu durum geçmişte bu koltuğa oturan bazı isimler için hayal kırıklığı yaratmıştı. Ancak başkan yardımcısına yakın bir kaynağa göre Vance, bu çok yönlü rolü kabullenerek belirli görevler talep etmek yerine ihtiyaç duyulan her yere gitmeye hazır olduğunu gösterdi. Zira o, yönetimde üst düzey bir diplomatik görevi devralmak ve başkanın doğrudan temsilcisi olarak konuşmak üzere derhal yetkilendirilebilen tek kişi konumunda.
Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in ulusal güvenlik danışmanlığını yapmış olan Philip H. Gordon, bu makamın işlevini şu sözlerle açıklıyor: "Başkan yardımcısının kabine üyeleri arasındaki tüm unsurları koordine etme konusundaki eşsiz yeteneği göz önüne alındığında, o adeta başkanın karakterini yansıtan bir ayna gibidir." Gordon, görevin diplomatik ağırlığına da değinerek, "Başkan yardımcısının herhangi bir şeyin merkezinde olması gerekmez, ancak önemli bir diplomatik görevi yerine getirmesi istendiğinde geniş yetkilere sahiptir" ifadelerini kullandı.
Siyasi Gelecek İçin Kritik Sınav
Çarşamba günü ABD'ye dönmeden önce gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vance, ateşkesin sağlanmasına yardımcı olmak adına yoğun bir telefon diplomasisi yürüttüğünü belirtti. Ancak net bir uyarıda da bulunarak, ateşkesin sağlanamaması halinde başkanın çatışmalara yeniden başlayacağını vurguladı.
Uzmanlara göre bu görev, Vance'in siyasi geleceğini ya zirveye taşıyacak ya da ciddi şekilde karmaşıklaştıracak. Philip H. Gordon, bu yoğun mesainin Vance için "siyasetten uzaklaşma fırsatını azaltıyor" yorumunu yapıyor.
Vance'in kapalı kapılar ardında başkanın dış politikasına yönelik itirazlarını dile getirdiği biliniyor. 2025'in başlarında Signal uygulaması üzerinden gönderdiği bir mesajda, Yemen'de planlanan operasyonun zamanlamasını "hata" olarak nitelendirmiş ve Trump'ın olası sonuçların farkında olup olmadığını sorgulamıştı. Üstelik Vance, Trump'ın "sınırlı zekâya sahip" olmakla suçladığı bir grup muhafazakâr arasında yer alan Tucker Carlson gibi savaşın en önde gelen muhalifleriyle de yakın ilişkilere sahip.
Vance kendi siyasi emellerini şekillendirmeye çalışırken, Trump cephesinde farklı hesaplar da yapılıyor. Başkan Trump'ın, kendi dış politika gündemiyle daha uyumlu olduğu ve bu vizyonun merkezinde yer aldığı gerekçesiyle Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio'nun adını potansiyel bir başkan adayı olarak öne sürmesi dikkat çekiyor.
Tüm bu iç ve dış siyasi denklemlerin gölgesinde Pakistan'daki masaya oturan Vance, uluslararası arenadaki en önemli sınavını veriyor. Uzmanlar, ateşkesi sağlama yolunda başkan yardımcısının önünde oldukça zorlu bir görev olduğu konusunda hemfikir.