ABD Deniz Piyadeleri Hürmüz’e gidiyor
Ortadoğu’ya nitelikli Amerikan askeri takviyelerinin ulaşması an meselesi. Bu adım, İran’la tırmanan gerilimi daha tehlikeli ve daha karmaşık bir aşamaya taşıyabilir.
New York Times gazetesine göre, Hürmüz Boğazı’nda iki haftadır süren tırmanışın ardından ABD Savunma Bakanlığı, Hint-Pasifik bölgesinden gelen 31. Deniz Piyade Sefer Birliği kapsamında yaklaşık 2500 deniz piyadesini Ortadoğu’ya konuşlandırmaya hazırlanıyor.
Bu konuşlandırmanın amacı yalnızca, hâlihazırda bölgede bulunan yaklaşık 50 bin Amerikan askerine ek güç sağlamakla sınırlı değil. Bunun ötesinde Pentagon’a, karmaşık bir savaş ortamında hızlı ve sınırlı operasyonlar yürütebilecek daha esnek bir saldırı aracı kazandırmayı hedefliyor.
Askeri çevrelerde “Amerikan acil müdahale gücü” olarak bilinen bu birlikler, hızlı müdahale etmek ve hava ile lojistik destekle desteklenen ani baskınlar düzenlemek için özel olarak tasarlandı.
Hürmüz Boğazı’nda yeni İran taktikleri
Bu Amerikan hamlesi, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaştığı bir dönemde geliyor. Son Amerikan hava saldırıları, İran güçlerini denizde taktik değiştirmeye itti. Tahran, Amerikan hava gücü karşısında kolay hedef haline gelen büyük savaş gemilerini büyük ölçüde geri çekerek, bunun yerine yüksek manevra kabiliyetine sahip sürat teknelerine yöneldi.
Bu tekneler, boğaza hızla deniz mayını döşeyebiliyor. Bu da onlara, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği en kritik su yollarından birini tehdit etme imkânı veriyor.
Amerikan askeri değerlendirmelerine göre bu sürat tekneleri, boğazın yakınında yer alan küçük İran adalarından hareket ediyor. Bu durum, onları hava saldırılarıyla izlemeyi ya da etkisiz hale getirmeyi daha da zorlaştırıyor.
Amfibi harekât seçeneği
İşte bu noktada 31. Deniz Piyade Sefer Birliği’nin bölgeye gönderilmesi önem kazanıyor. Bu gücün varlığı, Amerikan askeri komutanlarına daha önce aynı esneklikte bulunmayan bir seçenek sunuyor: Sürat teknelerinin çıkış noktalarını imha etmek ya da mayın döşeme kapasitesini felce uğratmak amacıyla bu adalara hızlı amfibi çıkarma operasyonları düzenlemek.
Birliğin kapasitesi hakkında bilgi sahibi emekli bir Amerikan savunma yetkilisine göre, bu gücün önümüzdeki günlerde bölgeye ulaşması Pentagon’a; deniz piyadeleri, saldırı uçakları, taarruz helikopterleri ve entegre deniz-lojistik desteğiyle adalara ani baskınlar yapma imkânı verecek.
Ancak bu askeri seçenek, hızlı taktik kazanımlar sağlayabilecek olsa da ciddi tırmanma riskleri de taşıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, geçmişte sınırlı ama yüksek risk içeren askeri operasyonlara onay vermeye istekli olduğu görülmüştü. Buna, geçen ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu yakalamayı hedef alan operasyon da örnek gösteriliyor.
Küçük güç, büyük kapasite
Bölgedeki toplam Amerikan kuvvetleriyle kıyaslandığında personel sayısı görece sınırlı olsa da deniz piyade sefer birlikleri yüksek operasyon kabiliyetine sahip. Bu birlikler genellikle, MV-22 Osprey uçakları, nakliye ve taarruz helikopterleri ile F-35 savaş uçaklarını kullanabilen amfibi hücum gemilerinden oluşan savaş gemisi grupları üzerinde konuşlanıyor.
Bu gemiler aynı zamanda deniz piyadelerini, amfibi zırhlı araçlarını ve topçu unsurlarını da taşıyor. Böylece denizden kıyıya çok kısa sürede çıkarma yapılabiliyor.
Bu birliklerin rolü yalnızca kara operasyonlarıyla sınırlı değil. Hürmüz Boğazı’nda, gemilerine ya da eşlik ettikleri petrol tankerleri ve ticari gemilere yerleştirilebilen elektronik karıştırma sistemleriyle insansız hava araçlarına karşı savunma görevi de üstlenebiliyorlar. Amaç, boğazdaki deniz trafiğini korumak.
Pasifik cephesinde stratejik maliyet
Ancak bu gücün Ortadoğu’ya gönderilmesi, daha geniş stratejik sonuçlar da doğurabilir. ABD’nin doğu kıyısındaki başka bir sefer birliği Venezuela’daki operasyonlara destek verirken, normalde Japonya’nın Okinawa kentinde konuşlu olan 31. birliğin Ortadoğu’ya kaydırılması, Pasifik sahasını hazır bir hızlı müdahale gücünden mahrum bırakacak.
Bu durum, özellikle Güney Kore ve Tayvan çevresinde gerilimin arttığı bir dönemde Amerikan savunma çevrelerinde kaygı yaratıyor. Buna ek olarak, bazı Amerikan hava savunma sistemlerinin Güney Kore’den Ortadoğu’ya yeniden konuşlandırılması da Asya’daki Amerikan savunma yapısında yeni bir boşluk oluşturuyor.
Deniz piyade sefer birlikleri, yıllardır dünya genelinde hızlı müdahale görevlerinde kullanılıyor. Büyükelçilik tahliyelerinden korsanlıkla mücadeleye ve sınırlı askeri operasyonlara kadar birçok görev üstlendiler. 15. Deniz Piyade Sefer Birliği’ne bağlı askerler, 2001 saldırılarının ardından Afganistan’a giren ilk konvansiyonel Amerikan birlikleri arasında yer almıştı.
Bugün ise 31. birliğin bölgeye yaklaşmasıyla Washington, İran’la çatışma denklemine yeni bir kart ekliyor gibi görünüyor. Bu kartın adı amfibi çıkarma gücü. Yani çatışmayı hava saldırılarının gökyüzünden alıp, en azından geçici olarak, boğazdaki stratejik adaların zeminine taşıyabilecek bir güç.
Ancak bu değişim, savaşın daha hassas bir aşamaya girmesi anlamına da gelebilir. Çünkü bu durumda sahada doğrudan askeri temas ihtimali ortaya çıkıyor ve bu da dünyanın en hassas deniz geçişlerinden birinde risk seviyesini daha da yükseltiyor.