Yemen’de İhvan, Husilere Karşı Savaşı Nasıl Engelledi?
Husilerin uluslararası desteği zayıflamasına rağmen, Yemen’deki İhvan yapılanmasının milis darbesini sona erdirecek belirleyici mücadeleyi hâlâ engellediği belirtiliyor.
Husilere karşı yürütülen 11 yıllık savaş boyunca, İhvan’ın Marib, Taiz ve Midi bölgelerinden “güç seferberliği” yaptığı, ordunun bazı kanatları üzerindeki etkisi ve karar alma mekanizmalarındaki nüfuzunu kullanarak sahadaki dengeleri etkilediği ifade ediliyor. Bu durumun, Husilere karşı yürütülen savaşın seyrine gölge düşürdüğü değerlendiriliyor.
Al Ain News'e konuşan uzmanlara göre, İhvan “siyaset ile silahın birleşimi” stratejisini kullanarak, ülkedeki bölünmüşlükten faydalanıp “kendi ordusunu” inşa etmeye yöneldi.
Bu süreçte, Islah Partisi örgütün siyasi yüzü olarak öne çıkarken, partinin örgütsel yapısındaki “askerî daire”nin askerî karar mekanizmalarında etkili olduğu ifade ediliyor.
Son yıllarda Yemen’de, özellikle Marib, Taiz ve Midi gibi bölgelerde Islah Partisi’nin siyasi ve askerî alandaki rolüne ilişkin tartışmalar arttı. Partinin Savunma Bakanlığı da dahil olmak üzere devlet kurumlarındaki varlığından yararlandığı belirtiliyor.
Gözlemcilere göre Yemen’deki İhvan, savaş boyunca bazı askerî oluşumlar içindeki nüfuzunu güçlendirdi. Bu durum, hem resmî yapılar aracılığıyla hem de daha sonra mevcut askerî birliklere entegre edilen yerel güçler üzerinden gerçekleştirildi ve bu yapılara kurumsal bir görünüm kazandırılmaya çalışıldı.
Resmî görünüm kazandırma çabası
İhvan’ın 2016’dan itibaren bu güçleri askerî bölgeler ve cepheler kapsamında resmîleştirmeye çalıştığı ifade ediliyor. Bu kapsamda üçüncü askerî bölge (Marib), beşinci bölge (Midi), altıncı bölge (Marib ve Cevf) ve yedinci bölge (Marib) ile isim olarak dördüncü bölgeye bağlı olan ancak tamamen Islah Partisi’nin kontrolünde bulunan Taiz cephesi öne çıkıyor.
Ayrıca, İhvan’a yakın isimlerden Ebu Bekir el-Cebuli liderliğinde Tur el-Baha askerî cephesinin kurulduğu, bu gücün Savunma Bakanlığı’na bağlı olmadığı ve Taiz ile Lahic arasında konuşlandığı belirtiliyor. Bunun yanında Taiz’de 22 Mekanize Tugay, 170. Tugay ve 17. Piyade Tugayı kapsamında yapılandırılan halk seferberliği güçlerinden de söz ediliyor.
Al Ain News'e konuşan eski askerî yetkililere göre, bu güçlerin finansmanı büyük ölçüde devlet bütçesinden “ordu maaşları” kalemi üzerinden sağlanıyor. Bunun yanı sıra Taiz’de alınan yerel vergiler ile Marib’deki petrol ve gaz gelirlerinin de bu yapıların finansmanında kullanıldığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre, Yemen anayasası siyasî faaliyet ile askerî faaliyetlerin bir arada yürütülmesini yasaklamasına rağmen, İhvan’ın bu uygulamaları sürdürmesi Husilere karşı yürütülen savaşın aksamasına yol açıyor.
Devlet içinde devlet
Yemen’de “Cuhud Araştırmalar Merkezi” Başkanı Abdulsattar eş-Şemiri, “İhvan’ın Husi krizi sırasında bu durumu fırsata çevirerek güvenilir üyelerinden ve farklı bölgelerden gelen kişilerden oluşan büyük güçler oluşturduğunu” söyledi.
Şemiri, bu güçlerin örgütün Yemen’deki siyasi kazanımlarını güvence altına almak ve dikkatleri Husilere karşı yürütülen ana mücadeleden uzaklaştırmak amacıyla kullanıldığını ifade etti.
Şemiri ayrıca, bu askerî yapılanmanın yalnızca devlet yapısına bir sızma olmadığını, aksine meşru yönetim içinde “devlet içinde devlet” benzeri bir yapı oluşturduğunu belirtti.
Husi modelini taklit
Şemiri’ye göre Yemen’deki İhvan, Husi modelini taklit ederek batı sahili ve güney Yemen’e doğru genişlemeyi hedefledi. Ancak gelişmeler sonucunda kontrol alanlarının büyük ölçüde Taiz ve Marib ile sınırlı kaldığı ifade edildi.
Bu güçlerin, resmî yapı görüntüsü altında olsa da gerçekte Islah Partisi içindeki örgütsel liderler tarafından yönetildiği belirtildi.
Şemiri, bu durumun Yemen’de ulusal bir ordunun kurulması önündeki temel engellerden biri olmaya devam edeceğini söyledi.
“Gizli evlilik”
Siyasi analist Adil Haneş ise, İhvan’ın Islah Partisi aracılığıyla askerî yapılar oluşturarak “siyaset ile silah arasında gizli bir birliktelik” kurduğunu belirtti.
Haneş, Islah Partisi’nin kendisini yalnızca siyasi bir parti olarak tanımlamasına rağmen Marib ve Taiz’de askerî güçlere sahip olduğunu ve bu durumun “partinin kabul etmekte zorlandığı fiilî bir ortaklık” anlamına geldiğini ifade etti.
Haneş ayrıca, İhvan’ın savaşın yönünü kuzeyde Husilere karşı mücadeleden güneye çevirdiğini ve 2019 yılında Aden’i ele geçirme girişiminde bulunduğunu belirterek, bu gelişmelerin darbenin sona erdirilmesini geciktirdiğini söyledi.