Sultan Al Cabir: Hürmüz Boğazı açık değil… Koşulsuz ve tam olarak açılmalı
Birleşik Arap Emirlikleri Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı, ADNOC ve grup şirketlerinin Genel Müdürü ve CEO’su, XRG Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sultan Ahmed Al Cabir, Hürmüz Boğazı’nın şu anda açık olmadığını belirtti.
Dr. Sultan Al Cabir, LinkedIn platformundaki resmi hesabından yaptığı paylaşımda, “Böyle bir an açıklık gerektirir. Bu yüzden açık olalım: Hürmüz Boğazı açık değil. Erişim kısıtlanıyor, şartlara bağlanıyor ve kontrol ediliyor” ifadelerini kullandı.
Hürmüz’de seyrüsefer serbestisi yok
“İran, açıklamaları ve uygulamalarıyla geçişlerin izinlere, şartlara ve siyasi pazarlıklara bağlı olduğunu açıkça ortaya koydu. Bu bir seyrüsefer serbestisi değildir; bu bir tür zorlamadır” diyen Al Cabir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu boğaz herhangi bir ülke tarafından inşa edilmedi, tasarlanmadı, finanse edilmedi ya da oluşturulmadı. Bu, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi tarafından düzenlenen doğal bir geçittir. Bu sözleşme geçişi bir hak olarak güvence altına alır; verilip alınabilecek ya da siyasi araç olarak kullanılabilecek bir ayrıcalık değildir… Şartlı geçiş, geçiş değildir. Bu, başka bir isim altında kontrol anlamına gelir.”
Enerji güvenliği hayati geçide bağlı
Dr. Sultan Al Cabir, “Boğaz tam olarak, koşulsuz ve herhangi bir kısıtlama olmaksızın açık olmalıdır” diyerek, enerji güvenliği ve küresel ekonomik istikrarın buna bağlı olduğunu ifade etti.
“Bu hayati geçidin herhangi bir şekilde silah haline getirilmesine izin verilemez. Bu durum, küresel ticaretin temelini oluşturan seyrüsefer serbestisi ilkesini zayıflatacak ve nihayetinde küresel ekonomik istikrarı sarsacak tehlikeli bir emsal oluşturur” dedi.
Yaklaşık 230 petrol yüklü geminin hazır durumda olduğunu belirten Al Cabir, “Bu gemiler ve onları takip eden tüm gemiler bu geçitten koşulsuz şekilde serbestçe geçebilmelidir” ifadelerini kullandı.
“Hiçbir ülkenin, kimin hangi şartlarla geçeceğini belirleme konusunda meşru bir hakkı yoktur” dedi.
Piyasalar için kritik eşik
Dr. Sultan Al Cabir, enerji üreticilerinin üretimi hızlı ve güvenli şekilde, geniş ölçekte yeniden artırması gerektiğini söyledi.
“ADNOC olarak yüklemeler yaptık ve maruz kaldığımız hasarın sınırları dahilinde üretimi artıracağız. Çalışanlarımızın güvenliği sağlandığı sürece, bu sevkiyatları müşterilerimize ve ortaklarımıza ulaştırma sorumluluğumuz var” dedi.
“Piyasalar şu anda kritik bir eşikte. Çatışma öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan geçen son sevkiyatlar şimdi varış noktalarına ulaşıyor. Bu noktada kâğıt üzerindeki piyasa ile gerçek durum kesişiyor ve küresel enerji akışında oluşan 40 günlük boşluğu ortaya çıkarıyor” ifadelerini kullandı.
Acil öncelikler
“Öncelik açık: Bu boşluğu kapatmak. Bu geçitten geçen küresel arzın yüzde 20’sinden fazlasını yeniden devreye almak. Piyasaları yeniden dengelemek. Fiyatlar ve yaşam maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltmak” dedi.
Al Cabir, bunun özellikle sevkiyatların yüzde 80’inin yöneldiği Asya için kritik olduğunu ve dünya nüfusunun yarısının bu bölgede yaşadığını vurguladı.
“Boğazın kısıtlı kaldığı her gün sonuçlar birikir. Arz gecikir, piyasalar sıkışır ve fiyatlar yükselir. Etki yalnızca enerji piyasalarıyla sınırlı kalmaz; dünya genelinde ekonomileri, sanayileri ve haneleri etkiler. Her gün önemlidir. Her gecikme bu dalgalanmayı derinleştirir” dedi.
BAE’nin, ülkedeki sivil ve enerji altyapısına yönelik “büyük ve yasa dışı saldırıların” ardından İran’ın zararlardan ve tazminatlardan tam sorumlu olması gerektiği yönündeki tutumunu yinelediğini belirtti.
“İstikrar artık gerçek akışların yeniden sağlanmasına bağlı. Kısmi erişim, geçici önlemler ya da kontrollü geçiş değil; tam ve güvenilir arz gereklidir” diyen Al Cabir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ancak bu şekilde halihazırda küresel sistemde hissedilen ekonomik şok yavaşlatılabilir.”