Sudan’da Kimyasal Saldırı Şüphesi: Belgeler Ordunun Rolüne İşaret Ediyor
Belgeler, sahadan tanıklıklar ve sevkiyat izleri, Sudan ordusunun klor gazını silah olarak kullandığına dair iddiaları güçlendiriyor ve savaşın tehlikeli bir eşiğe geçtiğini gösteriyor.
Sudan’ın başkentinin kuzeyinde yer alan Ceyli Rafinerisi yakınlarında duyulan patlama sesi ve yükselen yanık toprak kokusu, sıradan bir hava saldırısının izi değildi. Bu ses ve koku, silahların ötesine geçen bir tehlikeye işaret ediyordu.
Uluslararası sevkiyat numaralarıyla işaretlenmiş varillerin sızdırılmış görüntüleri ve hayatta kalmaya çalışan mühendislerin çektiği kayıtlar, Sudan savaşının en karanlık sayfalarından birini açığa çıkardı: klor gazının silah olarak kullanılması.
Havaya yayılan soluk sarı gaz, daha sonra çalışanların ciğerlerine doldu. Onlarca kişiyi yere sererken, ciltte ve gözlerde bıraktığı izler kimyasal silah uzmanlarının dikkatini çekti. Uzmanlara göre görüntülerdeki variller havadan atılmıştı ve bunu yapabilecek tek taraf Sudan ordusuydu.
Belgeler klor sevkiyatının Hindistan’dan orduya bağlı bir şirket üzerinden Sudan’a ulaştığını ortaya koyarken, uluslararası örgütler savaşın başlangıcından bu yana onlarca varilin ülkeye sokulduğunu belirtiyor. Sudan hükümeti ise tüm iddiaları reddederken, deliller katman katman büyüyerek savaşın artık yalnızca siyasi bir güç mücadelesi olmadığını, yasaklı silahların kullanıldığı bir sınav alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Peki Sudan ordusu kloru nasıl bir kimyasal silaha dönüştürdü?
“Buraya bir şey düştü, ne olduğunu bilmiyoruz. Ya Burhan, bizi kimyasal silahlarla vurmanın anlamı yok.” Bu sözler, destek güçlerinden bir komutanın, kontrol ettikleri bir askeri üste bulunan klor varilini incelerken çekilen bir videoda dile getirdiği ifadelerdi.
Görüntülerin çekildiği yer, geçen yıl eylül ayında Hartum’un kuzeyindeki Gariy üssüydü. Bu üs, Sudan’ın en büyük petrol tesislerinden biri olan ve o dönemde Hızlı Destek Kuvvetleri’nin kontrolündeki Ceyli Rafinerisi'ne yalnızca beş kilometre mesafede bulunuyordu.
Peki bu varilin gerçekten kimyasal bir saldırıda kullanıldığı nasıl doğrulanabilir?
Kimyasal silah uzmanı Dan Kaszeta, videodaki varillerin büyük miktarda klor gazı taşımak için kullanılan sanayi tipi variller olduğunu söyledi. Klorun tehlikeli bir kimyasal madde olduğunu belirten Kaszeta, gaz halinde kullanıldığında son derece zehirli olduğunu, solunduğunda akciğerlere zarar verdiğini, cilt ve gözlerde yanıklara neden olduğunu vurguladı. Uzman, klorun genellikle soluk sarı veya açık sarı renkte göründüğünü belirtti.
Bu değerlendirmeyi destek güçlerinden bir savaşçı da doğruladı. Videoda “Sarı bir gazdı. Hava kuvveti bizi bu varille vurdu. İçindeki zehirli madde havaya yayıldı. Bu gaz yüzünden yirmiden fazla çalışan baygın düştü.” dedi.
“France 24”ün aktardığına göre, Ceyli Rafinerisi’nde çalışan bir mühendis olan ve güvenlik nedeniyle “İbrahim” olarak anılan bir kişi, varilin düştüğü anı şöyle anlattı: “Saat sabah sekiz civarıydı. Yaklaşan bir uçak sesi duydum, ardından çok büyük bir gürültü koptu. İnsanlar bilincini kaybediyor, nefes almakta zorlanıyordu. Onlara yardım edip küçük klinikte tedaviye götürdük.”
Uzmanlara göre varillerin durumu, bunların havadan bırakıldığını açıkça gösteriyordu. Sudan’daki çatışmada havadan bombardıman yapabilen tek güç Sudan ordusuydu.
Başka deliller de var
“France 24” uzmanları varilin seri numarasına ulaşarak sevkiyat kaydını inceledi. Bu inceleme, varilin Sudan’a klor içerdiği belirtilerek gönderildiğini doğrulayan bir tedarik belgesine ulaştırdı.
14 Temmuz 2024 tarihinde bu varil, 16 klor variliyle birlikte bir gemiye yüklendi. Bu gemi varilleri başka bir gemiye aktardı ve sevkiyat geçici başkent Port Sudan’a ulaştı.
Varilleri kim teslim aldı?
Araştırmaya göre, bu varilleri teslim alan şirket Sudan Mühendislik Limanları Şirketi’ydi. Şirketin başında orduda görevli bir subay olan Albay Enes Yunus bulunuyordu ve şirket resmi olarak altyapı ve inşaat işleriyle ilgileniyordu.
Hindistan’daki tedarikçi, klorun içme suyunu arıtmak amacıyla sipariş edildiğini belirtti.
Kimyasal silah uzmanı Dan Kaszeta’ya göre klor genellikle içme suyu arıtımında kullanılıyor; tek bir varil milyonlarca litre suyu arıtabilir. Bu nedenle savaşlarda basit bir kimyasal silaha dönüştürülmesini engellemek zor olabiliyor.
Ancak Sudan Mühendislik Limanları Şirketi’nin yalnızca su arıtma malzemeleri değil, askeri ekipman da ithal ettiği biliniyor. Amerikan “C4ADS” kuruluşunun topladığı ticari veriler, şirketin Endonezya yapımı bir milyon dolarlık askeri bot, binlerce kemer ve diğer askeri malzemeleri de satın aldığını ortaya koyuyor.
Kuruluşun program direktörü Denise Sparamont, şirketin çoğunluk hissesinin Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne ait olduğunu, yöneticilerinden birinin ordu mensubu olduğunu ve şirketin askeri tedarik zincirinin bir parçası olarak hareket ettiğini söyledi.
Peki bu şirket bu klor varillerini gerçekten içme suyu üretmek için mi aldı, yoksa Sudan ordusuna tahsis etmek için mi?
Rapora göre, Ceyli Rafinerisi yakınında silah olarak kullanılan iki varile ek olarak, şirket savaşın başlangıcından bu yana en az 123 klor varili daha ithal etti. Bu varillerin nerede ve nasıl kullanıldığı bilinmiyor.
ABD yaptırımları
22 Mayıs 2025’te ABD, Sudan’a ekonomik yaptırımlar uyguladı ve Sudan ordusunu kimyasal silah kullanmakla suçladı. Sudan hükümeti bu suçlamaları reddetse de sahadaki veriler, saldırıların ordunun kontrolündeki hava unsurları tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor.
5 ve 13 Eylül 2024 tarihlerinde, Hartum’un kuzeyindeki Ceyli petrol rafinerisi yakınında klor gazı kullanıldığı doğrulandı. O dönemde ordu, rafineriyi Hızlı Destek Kuvvetleri’nden geri almaya çalışıyordu.
Tanık ifadeleri korkunç tabloyu tamamlıyor
Ordu her türlü iddiayı reddetse de “Al-Ain News” çok sayıda doğrudan tanıklığa ulaştı. “Acil Avukatlar” örgütünün yürütme ofisi üyesi olan aktivist Rahab Mübarek, Sudanlı vatandaşlardan güvenilir bilgiler aldığını ve bu bilgilerin ordunun Sennar’ın doğusu ile Orta Sudan’daki Cebel Muya bölgesinde kimyasal silah kullandığını doğruladığını söyledi.
Tanıklara göre bölge halkının büyük çoğunluğu artan ölüm oranları, hastalıklar ve kimyasal silahların çocuklar ile yaşlılar üzerindeki etkisi nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Korkutucu işaretler
Kimyasal silah kullanımını gösteren belirtilerin ani şekilde ortaya çıkması bölge halkında büyük bir korku yarattı.
Aynı örgütten Rahab Mübarek, Sennar’dan iki çocuk babası kırklı yaşlarında bir vatandaşın kendisine “Patlama yaşanan tarım arazilerinin toprağında büyük sarı lekeler oluştuğunu, bu lekelerin yaklaşık birer dönümlük alanları kapladığını” anlattığını aktardı.
Bu sarı lekelerin Cebel Tût ile Cebel Muya arasında dört ayrı yerde görüldüğü, ayrıca Cebel Muya’dan Sennar Şeker Fabrikası girişine kadar olan hatta yaklaşık on iki sarı leke daha bulunduğu belirtildi.
Vatandaş (A.M.) ayrıca bölgede alışılmışın dışında şiddetli ve kronik akciğer iltihapları görüldüğünü, kendisinin de Eylül 2024’ten bu yana geçmeyen bir akciğer enfeksiyonuyla mücadele ettiğini söyledi.
A.M., bölgede görülen bazı hastalıkların kolera olarak teşhis edildiğini ancak bunun gerçek kolera olduğuna inanmadığını, Sennar Hastanesi’nde kolera teşhisi konulan bir akrabasına temas etmiş olmasına rağmen kendisine bulaşmadığını ifade etti.
Aynı bölgeden M.A. isimli bir kadın ise, kolera teşhisi konulan üç aile üyesinin şu anda böbrek yetmezliğiyle mücadele ettiğini, bölgede yaygın göz enfeksiyonları görüldüğünü, bu enfeksiyonların ışığa tahammül edemeyen, sürekli sulanan kırmızı gözlere yol açtığını aktardı.
Dehşet verici doğumsal anomaliler
Acil Avukatlar örgütü üyesi Rahab Mübarek’in aktardığına göre, kimyasal silahların kullanıldığı dönemde ciddi doğumsal anomaliler de görüldü. A.A. isimli vatandaş, tarım projesinin tamamen çöktüğünü ve toprağın zehirlenmesi nedeniyle ekinlerin yetişmediğini söyledi.
Komşusu A.M. ise Mayıs ile Temmuz 2024 arasında bölgede büyükbaş hayvanlar kadar koyunlarda da toplu ölümler yaşandığını ifade etti. Kendi okra (bamia) tarlasının ise toprağın tuzlanması nedeniyle tamamen yok olduğunu anlattı.
Vatandaş A.M., tarlasında her gün yüzlerce ölü fare ve yılan topladığını, bir seferinde elli kiloluk boş bir çuvalı tamamen ölü yılanlarla doldurduğunu, bir başka seferde dört yüzü aşkın ölü fare bulduğunu söyledi.
A.M. kimyasal etkilerin yalnızca hayvanları ve ürünleri değil, insan doğumlarını da etkilediğini belirterek şu trajik örnekleri verdi: “M.M.S. isimli kadın göz çukurları olmayan bir bebek doğurdu ve bebek doğar doğmaz öldü. A.M.A. isimli kadın kulaksız bir bebek dünyaya getirdi. Akrabalarından biri ise yüz hatları anormal olan ve burnu şempanze burnuna benzeyen bir kız bebek doğurdu; o bebek de on sekiz gün sonra yaşamını yitirdi.”