DİSK Genel Başkanı'ndan kötü haber! Asgari ücret beklentinin altında kalacak
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 2025 ve 2026 için asgari ücret, enflasyon ve vergi politikalarına ilişkin sert uyarılarda bulunarak, mevcut zam oranlarıyla asgari ücretin 30 bin TL’ye bile ulaşamayacağını söyledi.
Asgari ücret için pazarlıkların başlamasına sayılı günler kalırken, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, hem 2025 hem de 2026 için asgari ücret ve enflasyon başlıklarında çarpıcı uyarılarda bulundu. Çerkezoğlu, 2026 yılının 2025’ten de daha ağır geçeceğini vurgulayarak, bugünkü tabloyla asgari ücretliye kara haberi verdi ve “2009’dan bu yana hedef enflasyon hiç tutmadı. Bu kadar ciddi kayıp yaşamış asgari ücretliye yüzde 20’ler, en fazla yüzde 30 zammın konuşulduğu bir sürece gidiyoruz. Bu oranlarla asgari ücret 30 bin TL’yi bile görmeyecek” değerlendirmesini yaptı.
“2025 İşçiler İçin Daha Kötü Bir Yıl, 2026’da Alım Gücü Daha da Düşecek”
Asgari ücret pazarlıkları öncesinde konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 2025 yılının çalışanlar açısından önceki yıllara göre “kesinlikle daha kötü” bir yıl olduğunu belirtirken, 2026 yılı için de daha karanlık bir tablo çizdi. Çerkezoğlu, “2025’in çalışanlar açısından kesinlikle önceki yıllara göre daha kötü bir yıl olduğunu görüyoruz. 2026 daha ağır ve kötü olacak, alım gücümüzün 2025’e göre daha da gerileyeceği kesindir” ifadelerini kullanarak, ücretliler için asgari ücret zammı tartışmalarının kritik bir döneme girdiğine işaret etti.
“Asgari Ücret 2025’te Enflasyonun 14 Puan Altında Kaldı”
Nefes Gazetesi'nin aktardığı bilgilere göre, yüksek enflasyon karşısında asgari ücretin eridiğini ve yıl sonunda 15 bin liraya kadar düşeceğini söyleyen Çerkezoğlu, 2025’in başında yaşanan kayba dikkat çekti. Çerkezoğlu, “2025’te asgari ücret yüzde 30 artırıldı ama enflasyon yüzde 44,4 geldi. Asgari ücretli 2025 yılına enflasyonun 14 puan altında bir zamla başladı, yıl içinde ne kadar kayıp yaşadılar?” diyerek, asgari ücret zammı ile açıklanan resmi enflasyon arasındaki makasın ücretliyi baştan itibaren geriye düşürdüğünü vurguladı.
Türkiye’nin “bir asgari ücret ülkesi haline getirildiğini” savunan Çerkezoğlu, son 20 yıldır uygulanan politikalarla asgari ücretin ortalama ücret haline geldiğini, bugün Türkiye’de çalışanların yarısının asgari ücretli olduğunu belirtti. Çerkezoğlu, “Dünyanın hiçbir yerinde asgari ücret bu kadar gündem olmaz. Eskiden Türkiye’de asgari ücreti yıl sonunda konuşurduk ama şimdi tüm yıl boyunca konuşuyoruz” diyerek, asgari ücret tartışmalarının çalışma hayatının merkezine oturduğunu anlattı.
“Dört Kişi Çalışsa Bile Yoksulluk Sınırı Yakalanmıyor”
Asgari ücretlinin 2025’in başına “yüzde 14,4 alacaklı” olarak girdiğini söyleyen DİSK Genel Başkanı, hem resmi enflasyon hem de yüksek vergi yükü karşısında alım gücünün hızla eridiğini vurguladı. Çerkezoğlu, “Asgari ücretlinin resmi enflasyon karşısındaki 10 aylık kaybı 6 bin 322 lira. Asgari ücret 16 bin TL düzeyine düşmüş durumda, yıl sonunda 15 bin liralara düşer. Bir ailede 4 kişi çalışsa da yoksulluk sınırına ulaşamıyor” diyerek, mevcut asgari ücret seviyesinin bir hanede kaç kişi çalışırsa çalışsın yoksulluk sınırının gerisinde kaldığını söyledi.
“Bu Zam Oranlarıyla Asgari Ücret 30 Bin TL’yi Bile Görmeyecek”
İktidarın sürekli “hedeflenen enflasyon”dan söz ettiğini hatırlatan Çerkezoğlu, “2009’dan bu yana hedef enflasyon hiç tutmadı” diyerek, resmi hedeflerin gerçek tabloyla örtüşmediğini dile getirdi. Buna rağmen asgari ücretliye yüzde 20’ler, en fazla yüzde 30’lar düzeyinde asgari ücret zammı konuşulmasına tepki gösteren Çerkezoğlu, “Bu kadar ciddi kayıp yaşamış asgari ücretliye yüzde 20’ler, en fazla yüzde 30 zammın konuşulduğu bir sürece gidiyoruz. Bu oranlarla asgari ücret 30 bin TL’yi bile görmeyecek” ifadelerini kullandı.
Çerkezoğlu, “Çalışanların yüzde 70’i toplu sözleşme kapsamında olsa, asgari ücret bugün bu kadar konuşulmazdı” sözleriyle de, toplu sözleşme kapsamının darlığına ve asgari ücretin fiilen “ortalama ücret”e dönüşmesinin yarattığı yapısal soruna dikkat çekti.
“İşçi tarafı katılmadan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanabilir, ne diyorsunuz?” sorusuna yanıt veren DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, komisyonun mevcut yapısına sert eleştiriler yöneltti. Çerkezoğlu, “Hükümet ve işveren eliyle hazırlanan bir asgari ücretin Türkiye’yi ne hale getirdiği ortada. Komisyon 15 kişiden oluşuyor; 5 işçi, 5 işveren, 5 hükümet temsilcisi. Oy çokluğuyla karar alınıyor ve hiçbir itiraz mekanizması yok” dedi.
2000 yılından bu yana 28 kez asgari ücret belirlendiğini hatırlatan Çerkezoğlu, “Bunun sadece 8’inde mutabakat var. İşçi kesimini temsil eden Türk-İş masada olmamasına ya da imza atmamasına rağmen hükümet işveren ücreti belirliyor” açıklamasıyla, asgari ücret tespit sürecinin işçi açısından ne kadar sınırlı bir müzakere alanına sıkıştığını anlattı.
Türk-İş’in bu yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmayacağını açıklaması üzerine, bu durumun DİSK ile ilişkilerine yansıyıp yansımadığı da Çerkezoğlu’na soruldu. Çerkezoğlu, “Her zaman kendimizi bu sürecin bir muhatabı olarak gördük. İş yerlerinde, meydanlarda mücadele ediyoruz. Emeğiyle geçinenlerin talebini görünür kılacak bir baskı gücünü örgütlemek lazım. Türk-İş ile tabii süreci istişare ediyoruz, bizim de görüşlerimizi alıyorlar. Önemli olan insanca bir asgari ücret için nasıl bir mücadele yürütüleceğidir” diyerek, sendikalar arası diyalog ve ortak tutum arayışını vurguladı.
“Asgari Ücret, Devletin Toplumla Yaptığı En Büyük Toplu Sözleşmedir”
15 kişinin bir masa etrafında oturup milyonların hayatıyla ilgili karar vermesini antidemokratik bulduğunu açıkça dile getiren DİSK Genel Başkanı, asgari ücretin belirlenme sürecini “devletin toplumla yaptığı en büyük toplu sözleşme” olarak tanımladı. Çerkezoğlu, “Bunun gerçek bir toplu pazarlıkla olması şarttır. Masada olan işçi tarafının da yaptırım gücü olmalı. Asgari ücret görüşmelerinde uyuşmazlık halinde toplu eylem, grev, itiraz hakkımız olmalı. Bu olmadığı sürece milyonlar açlıkla yüz yüze kalır” sözleriyle, asgari ücret pazarlıklarında grev ve itiraz mekanizmalarının önemini vurguladı.
Önümüzdeki günlerde Türk-İş ve diğer konfederasyonlarla bir araya geleceklerini belirten Çerkezoğlu, asgari ücret sürecine ilişkin eylem takvimini de paylaştı. “Adaletsiz ücret politikasına karşı üç yıldır gelirde adalet, vergide adalet talebiyle bir mücadele veriyoruz. Bunu tüm emek örgütleriyle büyütmek istiyoruz. Aralık ayı itibarıyla iş yerlerinde eylemlere başlayacağız. 5 Aralık’ta Kocaeli’de kitlesel eylem yapacağız” diyen Çerkezoğlu, asgari ücret tartışmalarının sahada örgütlü bir karşılık bulacağına işaret etti.
“Asgari ücret işçinin ailesiyle birlikte geçineceği bir ücret olmalı” diyen DİSK Genel Başkanı, Türkiye’de asgari ücretin hâlâ tek bir işçi üzerinden hesaplandığını, oysa “aile yılındayız, herkesin birlikte yaşadığı, bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi” olduğunu hatırlatarak, asgari ücret hesaplama sisteminin aile gerçekliğini yansıtmadığını vurguladı.
“Bir Evde İki Kişi Çalışıyorsa En Az Yoksulluk Sınırı Kadar Gelir Girmeli”
“DİSK olarak sizin asgari ücret talebiniz nedir, kaç lira olmalı?” sorusuna da yanıt veren Çerkezoğlu, doğrudan rakam telaffuz etmek yerine ilkeyi öne çıkardı. “İşçinin ailesiyle birlikte geçinebileceği bir ücret olmalı. Bir evde iki kişi çalışıyorsa o eve en az yoksulluk sınırı kadar gelir girmeli” diyen Çerkezoğlu, yoksulluk sınırı ölçütünü esas aldıklarını vurguladı.
Daha önce dönem dönem rakam açıkladıklarını ancak son yıllarda asgari ücret rakamı telaffuz etmediklerini hatırlatan DİSK Başkanı, “Enflasyon o kadar yüksek ki bugün söylediğiniz rakam bir ay sonra anlamını yitiriyor” sözleriyle, yüksek enflasyon nedeniyle asgari ücret talebini somut sayı üzerinden değil, geçim ve yoksulluk sınırı ekseninden kurduklarını anlattı.
Vedat Işıkhan’ın “Refahı Koruyacağız” Açıklamasına Yanıt
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın, asgari ücrette ‘işçinin refahını koruyacaklarına’ ilişkin açıklamaları da Çerkezoğlu’na soruldu. DİSK Genel Başkanı, “Ortada bir refah yok. ‘İşçiyi enflasyona ezdirmedik’ deniyor. TÜİK enflasyonu ile asgari ücrete yapılan zam ortada. Daha nasıl ezilecek asgari ücretli?” diyerek, resmi söylemle yaşanan gerçeklik arasındaki farkı vurguladı.
Çerkezoğlu, çalışanlar üzerindeki vergi yükünün çok yüksek olduğunu, ücretlerde “müthiş kesintiler” bulunduğunu belirterek, tartışmayı somut örnekler üzerinden anlattı: “Bir aile çocuğunu okula gönderirken beslenme çantasına bir mandalina, bir muz koyup koyamayacağıyla ilgili çok somut şeyler konuşuyoruz. Bir yumurta 10 lira olmuş, işçi nasıl alıp çocuğuna yedirecek?” sözleriyle, asgari ücretlinin en temel gıda harcamalarında bile zorlandığını söyledi.
2025 yılının diğer yıllardan daha kötü bir yıl olduğunu yineleyen Çerkezoğlu, 2026 yılı için daha sert bir tablo çizdi: “2026 daha ağır ve kötü olacak. Hele bu politikalarla gidilirse, orta vadeli programda yazdıklarını yaparlarsa, iğneden ipliğe her şeye yeni vergiler gelecek. Ağır ekonomik tablonun, yüksek enflasyonun, üretim daralmasının, bütün bunların faturasını topluma, emekçiye, küçük esnafa yıkmaya dönük politikalarda ısrar edecekler ve 2026 kesinlikle daha kötü olacak” ifadeleriyle, hem yüksek enflasyon hem de vergi politikalarının emekçiler üzerindeki baskısını anlattı.
Türkiye ekonomisinin herkesi etkileyen çok sıkıntılı bir süreçten geçtiğini söyleyen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, özellikle üretimdeki daralmaya dikkat çekti. “Üretimin çok daraldığı bir dönemdeyiz. Kalıcı, güvenceli istihdam yaratacak bir ekonomik politika olmadan ne enflasyonu düşürebilirsiniz ne de sıkıntıları ortadan kaldırabilirsiniz” diyen Çerkezoğlu, istihdamı koruyan, işçilerin insanca geçinebileceği bir ekonomik planlamanın mümkün olduğunu vurguladı.
“Kıdem tazminatını… Şimdi ikinci basamak emeklilik sistemleri gündeme getiriliyor. En temel haklar ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Ne üreteceğiz, nasıl üreteceğiz, ürettiğimizi nasıl bölüşeceğiz; tüm mesele bu” ifadeleriyle, kıdem tazminatı ve emeklilik sistemi tartışmalarına da atıf yaptı ve Türkiye’de ekonomik modelin merkezinde “üretim ve bölüşüm” dengesinin olması gerektiğini dile getirdi.
“Bunu Değiştirecek Tek Güç Örgütlü İşçi Sınıfı”
“Çalışanlar tüm hukuksuzluklara razı geliyor. Bunlar yaşanırken sendikalaşma oranları artıyor mu?” sorusu üzerine Çerkezoğlu, mücadelenin odağında örgütlü işçi sınıfının bulunduğunu vurguladı. “Tam da bu nedenle biz asgari ücret için adaletli gelir ve vergi dağılımı, iş cinayetlerinin önlenmesi için mücadele yürütüyoruz. Bunu değiştirecek tek güç örgütlü bir işçi sınıfı” sözleriyle, sendikal örgütlenme, gelirde adalet, vergide adalet ve işçi hakları mücadelesi arasındaki bağa dikkat çekti.

