Şam–SDG anlaşmasında kritik aşama: Mazlum Abdi Şam’a gidiyor, gözler sahadaki uygulamada
Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasında imzalanan “ateşkes ve tam entegrasyon” anlaşmasının ardından gözler sahadaki uygulamaya çevrilirken, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Şam’a gitmeye hazırlandığı bilgisi sürecin seyrine dair yeni bir ba
Son dakika: Mazlum Abdi Şam’a gidiyor
Anlaşmanın duyurulmasından saatler sonra SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin, mutabakatın uygulanma sürecine ilişkin ayrıntıları görüşmek üzere Şam’a gitmeye hazırlandığı bilgisi uluslararası basına yansıdı. Reuters’a konuşan bölgesel kaynaklar, Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve üst düzey güvenlik yetkilileriyle bir araya gelmesinin beklendiğini, görüşmelerin özellikle askeri entegrasyonun takvimi, petrol sahalarının devri ve IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevlerinin yönetimi üzerinde yoğunlaşacağını aktardı. Aynı kaynaklar, bu temasın anlaşmanın “kâğıt üzerindeki” hükümlerinin sahaya nasıl yansıyacağını belirleyecek ilk kritik adım olacağı değerlendirmesini yaptı.
Mazlum Abdi ise anlaşmanın ardından yaptığı ilk açıklamada, Medyascope’a verdiği demeçte, SDG’nin “çok ağır bedeller ödediğini” ve “kazanımlarını korumak için ellerinden geleni yapacaklarını” söyledi; Abdi, Deyrizor ve Rakka’dan çekilme kararının daha büyük bir iç savaşın önüne geçmek amacıyla alındığını savunurken, Şam’la yapılacak görüşmelerin ardından kamuoyuna daha kapsamlı bir değerlendirme sunacağını ifade etti.
Şam–SDG mutabakatı sahada neyi değiştirmeyi hedefliyor?
18 Ocak 2026’da Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasında imzalanan ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Mazlum Abdi’nin imzalarını taşıyan “Ateşkes ve Tam Entegrasyon” mutabakatı, Suriye iç savaşının en karmaşık dosyalarından biri olan kuzeydoğu Suriye meselesinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Reuters’ın ayrıntılandırdığı anlaşma metnine göre mutabakat, yalnızca çatışmaların durdurulmasını değil, yaklaşık on yıldır fiilen SDG kontrolünde bulunan askeri ve sivil yapıların merkezi Suriye devletine kademeli olarak bağlanmasını öngörüyor.
Bu çerçevede SDG bünyesindeki silahlı unsurların “kurumsal” bir yapı olarak varlığını sürdürmesi yerine, personelin bireysel olarak Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyesine alınması, ayrı bir silahlı güç statüsünün sona erdirilmesi hedefleniyor. Reuters, bu yaklaşımın Şam yönetiminin uzun süredir savunduğu “tek ordu, tek güvenlik yapısı” anlayışıyla örtüştüğüne dikkat çekiyor.
Petrol sahaları, sınır kapıları ve IŞİD dosyası
Mutabakatın en dikkat çeken başlıkları arasında sınır kapıları ile petrol ve doğalgaz sahalarının kontrolünün Şam’a devredilmesi yer alıyor. Reuters’ın aktardığına göre, özellikle Deyrizor ve Haseke kırsalındaki enerji sahaları, Suriye ekonomisinin yeniden inşasında kritik bir rol oynayacağı için anlaşmanın belkemiğini oluşturuyor. Aynı haberde, bu sahaların gelirlerinin merkezi bütçeye aktarılacağı, yerel yönetimlerin ise hizmetler için pay alacağı bir mekanizmanın masada olduğu ifade ediliyor.
Bununla birlikte, IŞİD mensuplarının tutulduğu cezaevleri ve kampların sorumluluğunun da Şam yönetimine devredilmesi planlanıyor. AP, bu başlığın yalnızca Suriye için değil, uluslararası toplum için de ciddi güvenlik riskleri barındırdığına işaret ederek, kamplarda on binlerce IŞİD bağlantılı kişi bulunduğunu ve sürecin yakından izleneceğini yazdı.
Uygulama takvimi tartışması: 48 saat mi, kademeli mi?
Reuters, anlaşmanın bazı maddelerinin 24 ila 48 saat içinde hayata geçirilmesinin beklendiğini aktarırken, Associated Press geçişin “kademeli” olacağını vurguluyor. AP’nin sahadan aktardığı bilgilere göre, Rakka’da anlaşmanın duyurulmasının ardından kutlama görüntüleri yaşanırken, Kürt nüfusun yoğun olduğu bazı bölgelerde belirsizlik endişesiyle yer değiştirmeler gözlemlendi.
Financial Times ise anlaşmayı, “Kürt özyönetiminin fiilen sona ermesi” ihtimali üzerinden değerlendiriyor ve uygulama sürecinde yaşanacak en küçük aksamanın sahada yeni gerilimler doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Ankara’dan ilk mesajlar: Birlik, entegrasyon ve terörsüzlük
Türkiye’de resmî değerlendirmeler anlaşmayı Suriye’nin toprak bütünlüğü ekseninde ele aldı. T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın 18 Ocak 2026 tarihli No:9 açıklamasında, Ahmed Şara’nın duyurduğu ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının Suriye’de istikrar ve güvenliği “ivedi ve etkili” biçimde ilerletmesinin temenni edildiği ifade edildi; açıklamada Suriye’nin geleceğinin “terörden ve tefrikten değil, beraberlik ve bütünleşmeden geçtiği” vurgusu öne çıktı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, TRT Haber’e yaptığı değerlendirmede anlaşmayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun süredir dile getirdiği “terörsüz bölge” hedefi açısından önemli bir eşik olarak tanımladı ve uygulamanın yakından takip edileceğini söyledi. Anadolu Ajansı ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, anlaşmanın ardından Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini, görüşmede ikili ilişkiler ve sahadaki son gelişmelerin ele alındığını aktardı.
Sahada tam sükûnet henüz sağlanmış değil
Anlaşmanın duyurulmasına rağmen sahadan gelen bilgiler, tüm cephelerde tam bir sükûnet sağlanmadığını gösteriyor. Anadolu Ajansı, Münbiç çevresindeki Tişrin Barajı hattında Suriye ordusu ile YPG/SDG unsurları arasında zaman zaman çatışmaların yaşandığını, güvenlik taramalarının sürdüğünü bildirdi. Bu tablo, mutabakatın uygulanmasının sahadaki güç dengeleri tarafından test edileceğine işaret ediyor.
Ürdün ise Anadolu Ajansı’nın aktardığı açıklamasında anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını ve gelişmeyi “Suriye’nin birliğini ve güvenliğini güçlendiren önemli bir adım” olarak değerlendirdi.
Washington ve yabancı basının yaklaşımı
ABD cephesinde AP, Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın mutabakatı “birleşik Suriye” açısından kritik bir eşik olarak gördüğünü yazdı. Reuters ise Barrack’ın hem Mazlum Abdi hem de Ahmed Şara ile temas halinde olduğunu, Washington’un bir yandan SDG ile yürüttüğü IŞİD’le mücadele ortaklığını, diğer yandan Şam’la gelişen diplomatik kanalları dengelemeye çalıştığını aktardı.
Al Jazeera, ateşkesin ardından Şara ile Abdi arasında doğrudan bir görüşmenin beklendiğini yazarak, sürecin diplomatik boyutunun henüz tamamlanmadığına dikkat çekti.
Türkiye iç siyasetinde yankılar
Anlaşma, Türkiye’de de iç siyasi tartışmaların merkezine oturdu. DW Türkçe, Şam–SDG uzlaşmasının iktidarın “Terörsüz Türkiye” söylemi çerçevesinde nasıl okunacağına dair kulis bilgilerine yer verirken, DEM Parti İmralı Heyeti’nin 17 Ocak’ta Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmede, Öcalan’ın Suriye’deki gelişmeleri “süreci baltalama riski” olarak değerlendirdiğinin aktarıldığını yazdı.
Ahmet Türk ise Artı Gerçek ve Evrensel’e yansıyan açıklamalarında, “Rojava Kürtlerin kırmızı çizgisidir” ifadesini kullanarak, entegrasyon sürecinin Kürtlerin statü ve haklarını dışlayan bir çizgiye evrilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
MHP cephesinde ise Devlet Bahçeli, partinin resmî internet sitesinde yayımlanan değerlendirmesinde, federasyon ve özerklik tartışmalarının tamamen kapanması gerektiğini savundu; Anadolu Ajansı’nın aktardığı Bahçeli açıklamasında, Suriye ordusunun sahadaki üstünlüğünün Şam’ın kontrol iradesini gösterdiği görüşü öne çıktı.
Gözler uygulamada: Kritik eşik önümüzdeki günler
Tüm bu gelişmeler ışığında, anlaşmanın başarısını belirleyecek unsurun metnin içeriğinden çok sahadaki uygulama olacağı görülüyor. Reuters’ın işaret ettiği 24–48 saatlik devir takviminin nasıl işleyeceği, petrol sahaları ve sınır kapılarının devrinin hangi mekanizmalarla yapılacağı, IŞİD kamplarının güvenliğinin nasıl sağlanacağı ve Mazlum Abdi’nin Şam temaslarından çıkacak sonuçlar, önümüzdeki günlerde Suriye’deki yeni denklemin kalıcı mı yoksa kırılgan mı olacağını belirleyecek.