Özgür Özel: “Bir devri kapatacağız, bir devri açacağız”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Denizli mitinginde iktidarın ekonomi ve emekliler politikalarını sert sözlerle eleştirerek “Bir devri kapatacağız, bir devri açacağız” çıkışı yaptı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmaları kapsamında Denizli Merkezefendi Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuştu; AK Parti iktidarını ekonomi, vergi, asgari ücret ve emekli maaşları üzerinden eleştirerek, “Bir devri kapatacağız, bir devri açacağız” ifadeleriyle yaklaşan seçimlere işaret etti.
Özel, konuşmasında iktidarın yoksulları gözetmeyen bir vergi yapısı uyguladığını savunarak, "Zenginden değil yoksuldan alan, yoksulu görmeyip zengini kayıran, verginin yüzde 88'ini yoksuldan, 11'ini zenginden alan AK Parti'nin kara düzenini vallahi de yıkacağız, billahi de yıkacağız" ifadelerini kullandı.
Asgari ücrete ilişkin değerlendirmesinde mevcut seviyenin çalışanları korumadığını belirten Özel, "Asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Mısır'daki asgari ücretle, Afrika'daki, Hindistan'daki asgari ücretle rekabet edecek. Ama Türkiye'de bu asgari ücreti verdiğinde bu asgari ücretle çalışanlar sürünüyor" dedi.
Partisinin ekonomi yaklaşımını anlatan Özel, "Bizim sistemimizde kalkınmacı bir ekonomi vardır, üreticiye her türlü destek, her türlü teşvik vardır. Bu işin sonunda daha çok üretmek, daha çok kazanmak ama adil bir vergi sistemiyle kazandığının vergisini vermek vardır" diyen Özel, "Yandaşına sahip çıkan, vatandaşını görmeyen, yoksulu ezdiren, zordaki üreticiyi de iflasa sürükleyen, sadece yandaşa sahip çıkan bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir. Sizi ant olsun ki, AK Parti'nin kara düzeni yıkılacaktır" ifadelerini kullandı.
Özel, konuşmasında seçimlere dair mesajlarını ise, "Bir devri kapatacağız, bir devri açacağız. Size söz veriyorum; artık yapılacak ilk seçimle bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak" sözleriyle dile getirdi.
“Bir devri kapatacağız”
Özgür Özel, kürsüde yaptığı konuşmanın devamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben kalabalığın tepkisine atıf yaptı ve meydandaki katılımın büyüklüğüne dikkat çekti:
"Sayın Erdoğan Denizli’deyiz, ocak ayının ortasındayız. Dağlar karlı, Denizli yağmurlu. Bir meydana sığmamış durumdayız ve bu meydan, Denizli’nin bu meydanı zamanında sana çok oy veren, birinci parti yapan, Denizli Büyükşehir’i sana veren bu meydan ‘İstifa, istifa’ diye inliyorsa sen sebepsin bunu Erdoğan. Sen sebepsin buna, ben değil.
Denizli’ye söz veriyorum. Bu kardeşiniz partinin Genel Başkanı olurken en büyük desteği Manisa ile birlikte Denizli'den aldık, Ege’den aldık. Sonra tüm Türkiye tanıdı, tüm Türkiye’den aldık. Siz bana kefil oldunuz, ben Nuri’ye kefil oldum. Nuri çalışmaya niyet etti. Bu güzel günlere geldik. Buradan bir kez daha sizin huzurunuzda söylüyorum. Bir devri kapacağız, bir devri açacağız. Size söz veriyorum, artık yapılacak ilk seçimle bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak.
Emekli ve asgari ücret eleştirisi: “Emekliler AK Parti’ye selam bile vermeyecek”
Özel, konuşmasında emekli maaşları ve yoksulluk verileri üzerinden de hükümeti eleştirdi. Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırına ilişkin rakamlar paylaşan Özel, en düşük emekli aylığının geldiği seviyeyi hatırlatarak geçmişle kıyasladı:
Özel, partisinin Meclis’te sunduğu kanun tekliflerinin iktidar ve MHP oylarıyla reddedildiğini ifade ederek, CHP’li milletvekillerinin emekliler için nöbet eylemi yürüttüğünü hatırlattı:
İşte bunun için dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi olarak kök maaşları artıracak bir kanun teklifi çıkaralım diyoruz. Biz emeklilere seyyanen zam verecek kanunu Meclis’ten çıkaralım diyoruz’ dedik. Perşembe günü Meclis’te bu konunun çalışılması için önergemizi verdik. Reddettiler. AK Parti ve MHP oylarıyla önergemiz reddedildi. Bunun üzerine karar verdik, şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi kapalıdır, ancak içinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri emekliler için nöbettedir. ‘AK Parti o Meclis’e gelene kadar, gerekli düzenlemeyi yapana kadar Meclis’i terk etmeyeceğiz’ dedik. Bunun üstüne cuma günü apar topar kameralar karşısına çıktılar. Biz de dedik ki ‘Haydi inşallah. Bir işi de birlikte yapalım.’ Ama tekliflerini getirdiler, 19 bin lirayı artırıyorlar, ne teklif ediyorlar? 20 bin lira. Teyzeme bak böyle diyor; ‘20 bin lira.’ 20 bin lirayı kabul ediyor musun teyzem? 20 bin lirayı kabul eden var mı? Ey AK Parti, bu emekli ellerini nasırladı, direğini çürüttü, gözlük camları büyüdü çalışarak. Bu emekli yıllarca çalışanlara baktı. Dedik ki ‘Artık sen çalışmayacaksın. Artık sana devlet bakacak.’ Emekli ettin, 1,5 asgari ücret alan emekliye neler, neler ettin. 42 bin lira alacak kişiye, 19 - 20 bin lira teklif ediyorsun. Buradan açıkça söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugün asgari ücret önerimiz 39 bin liradır. En düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, bugünün parasıyla 39 bin lira olacaktır. Sonra eski yerine, 1,5 asgari ücrete çıkacak. Emeklisine saygı duymayanın, emeklisine hürmet etmeyenin bu memlekette görecek günü, sizin yüzünüze bakacak yüzü yoktur. Bundan sonra emekliler bırakın AK Parti’ye oy vermeyi, selam dahi vermeyecekler.
Kuraklık tartışması ve İmamoğlu çıkışı
Özel, konuşmasının bir bölümünde yağmur ve kuraklık üzerinden iktidara eleştiriler yöneltti; Ankara ve İstanbul’un su sorunları üzerinden tartışmalara değindi:
Mansur Bey’le o kadar uğraştılar, sabahlara kadar çalışıldı, ekipmanlar takıldı, baraj bitmiş. DSİ su getirecek getirmemiş. Kuraklıktan siyaset olmaz. Bütün dünyanın derdi Tayyip Bey kuraklıktan fayda, iktidar sürdürecek. Bir ülkeyi 23 yıl yöneteceksin. Son 50 yılın en kurak yazından medet umup ‘Buradan bunlar yıpranır, hem ben iktidar olurum’ diyeceksin. Tayyip Bey sana söylüyorum: Bundan sonra ne olursa olsun seni iktidardan indirmemiz için kimseden sana fayda yok. Kuraklık umacak zihniyete geldiysen, acınacak haldesin. Rahmet de yağacak, oylar da yağacak, bu iktidar gidecek. Halkın iktidarı gelecek.
Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na dair değerlendirmesinde, İmamoğlu’nun siyasetteki konumuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:
İmamoğlu’nun mektubu: “Bir kişi kaybedecek, Türkiye kazanacak”
Miting sırasında, CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun kaleme aldığı mektup da sahneden okundu. Mektupta İmamoğlu, hakkında yürütülen davaya ve seçim sürecine dair görüşlerini paylaştı.
Ekrem İmamoğlu, mektubunda şunları kaydetti:
"Sevgili dostlarım; 10 ay önce, Türkiye’de bir büyük oyun sergilenmeye başlandı. Bizi sandıkta asla yenemeyeceklerini gören bu iktidar, seçime rakipsiz gitmek için, yargı eliyle bir operasyon başlattı. Ben ve arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir belediye başkanına reva görülmeyen, hukuk dışı uygulamalara, türlü türlü zorbalıklara maruz kaldık. Bu kirli oyunu kurgulayanlar, ilk zamanlar ne kadar hevesli ne kadar mutluydular hatırlıyor musunuz? Güya, ortaya öyle kanıtlar koyacaklardı ki, bizler ailelerimizin yüzüne bakamaz olacaktık. Güya turpun büyüğü heybedeydi… Günlerce millete ‘ahtapot masalları’ anlattılar. Gerçek dışı olduğu kanıtlanan sayısız yalan ve iftirayla, televizyonlarda milletimizi kandırmaya çalıştılar. Ama ne oldu? İddianame ortaya çıktı, çıtları çıkmaz oldu.
Ben ilk günden bugüne aynı şeyi söylüyorum: ‘Bu dava, baştan sona siyasidir. Eğer ‘siyasi değil’ diyorsanız, iddialarınızın arkasındaysanız, bizim mahkemelerimiz TRT ve isteyen tüm kanallar tarafından canlı yayınlansın. Milletimiz, kimin ne olduğunu gözleriyle görsün. Hodri meydan.’ Canlı yayın talebimiz için başlangıçta ‘olabilir, niçin olmasın’ gibi laflar ettiler ama sonra bununla ilgili kanun teklifini sessiz sedasız reddettiler. Bizleri yalan ve iftiralarla milletin gözünden düşürebileceklerini zannedenler, milletin vicdanı karşısında çoktan mahkûm oldular. Biz; 10 aydır, daracık hücremizde, haklılığımızdan aldığımız güçle, milletimizden gördüğümüz ilgi ve destekle direniyoruz. Umudumuz ve cesaretimiz her gün daha da güçleniyor, gelecek güzel günlere olan inancımız her gün daha da büyüyor.
Onlar ise her güne, koltuklarını kaybetme korkusuyla, yoksulluğa, güvencesizliğe mahkûm ettikleri milletin karşısına çıkamamanın ezikliğiyle uyanıyor. Onların vakti doldu. Onların hizmet enerjisi, doğru dürüst projesi, liyakatli kadroları kalmadı. Onların millete saygısı, sevgisi kalmadı. Millet karşısında hadlerini bilmez oldular. Onlar yolun sonunda, ama biz yolun başındayız. İşte bu yüzden, onlar sandıktan, milletten köşe bucak kaçıyor; biz ise sandığa, millete koşuyoruz. Biz; sorumluluk üstlenmeye, iş yapmaya, ülkenin sorunları çözmeye koşuyoruz. Şu ya da bu şahsın, şu ya da bu partinin değil, milletin iktidarını kurmaya koşuyoruz.
Bizim peşinde olduğumuz tek zafer, milletin ortak aklının, milletin ortak vicdanının zaferidir. Milletin iktidarında, millet ne derse o olacak. Milletin iktidarında herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için refah olacak. Türkiye büyürken, milletin ekmeği küçülmeyecek. Çalışacağız, üreteceğiz, kazanacağız ve adilce paylaşacağız. Türkiye’yi, geçim derdi çekmeden, gelecekten korkmadan yaşayan, emeğinin, yatırımının karşılığını hakkıyla alan, özgür ve mutlu insanların ülkesi haline getireceğiz. Bir kişi kaybedecek, Türkiye kazanacak. Her şey çok güzel olacak."