Özel'den Erdoğan'a tepki: Sen ne başkomutanısın?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Başkomutan olarak sana sesleniyorum” sözlerinin ardından hakkında tazminat davası açılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Sen ne başkomutanısın? Bu bir tehdit dili” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Now TV’ye konuk olan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sayın Özel, Başkomutan olarak sana sesleniyorum. Ordunun komuta kademesine laf atma yetkisi sende değildir. Ayağını denk al, almazsan denk getirmesini biz biliriz. Ordumun komuta kademesine laf edemezsin. Haddini bileceksin” ifadelerinin ardından hakkında tazminat davası açılmasına tepki gösterdi.
Özel, Kara ve Deniz Kuvvetleri Komutanları, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı tarafından kendisi ayrı ayrı manevi tazminat davası açılmasına ilişkin "Bir kere Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı onlara da açtırmış. Ben konuşmamda diyorum ki, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanına sözüm yok. Onların gayret sarf ettiklerini biliyorum ama öbür ikisi, bu teğmenleri yakan öbür ikisi. ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’ dediler diye ordudan birilerini atarsanız, siz bu orduya en büyük kötülüğü yaparsınız. Çünkü, bu ordunun kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Şimdi diyor ya ‘Başkomutanım...’ Sen ne Başkomutansın? TBMM adına temsil görevi yapıyorsun. Sen ana muhalefet liderine ‘Ayağını denk al. Denk getirmesini biliriz’ dersen, AB fotoğrafında yer alamazsın. Çünkü onların ülkesinde böyle bir siyaset dili yok. Bu bir tehdit dili. Böyle bir işin parçası olduğum için utanıyorum” açıklamasını yaptı.
ADNAN BEKER ELEŞTİRİLERİNE YANIT
Özel, partisine kayılan eski İYİ Partili Adnan Beker tepkilerine de yanıt verdi. Özel, "Altı ay önce de Mansur Bey 'Adnan gelebilir' demişti. Adnan Bey birisi sorsun. Bana geçen gün anlattı. Televizyon yayınında gazeteci çok sıkıştırınca kızdım, söyledim diyor. Böyle 'Yemin billah' diyor, 'aslında vermiştim' diye. Artık dedim yani, o kısım size kalmış bir şey. Yani aslında Kılıçdaroğlu'na oy vermiş" dedi.
Özel, "Yani o gün listede 39 milletvekili verilirken kalemi elinde tutan arkadaş, dönmüş öbür taraftan Adnan Beker'in gelmesine laf ediyor. Ya Adnan Beker bağımsız kalmış altı aydır. Yedi kere AK Parti'den teklif gitmiş. 'Ben arkadaş, muhalefet oylarıyla seçildim, duruyorum' demiş. Partisiz oldukça sürekli gidip teklifte bulunuluyor, davet oluyor. O süreci de bitirmek istemiş. Baba ocağına geleyim demiş. Bizimle birlikte gelecek, çalışacak, mücadele edecek. Ee ne yapalım? Bir de biz, biz rozeti takmışız veya takacağız. Arkadaşlar yok şöyle doğru olmaz, böyle doğru olmaz. Yahu hatasıyla sevabıyla oluşmuş olan parlamento bu. Ve biz buradan bir denklem çıkarmaya, biz buradan bir iktidar yürüyüşü çıkarmaya uğraşıyoruz. Ve onun için de, öyle her şey güllük gülistanlıkmış da konforlu şartlarda siyaset yapıyormuş gibi düşünmesin. Gün gelecek o bir milletvekili, hani o bir çivi, bir nalı, bir nal bir atı, o at vatanı kurtarıyor ya, belki o bir çivi önümüzde bir anayasa değişikliği getirmeye kalktıklarında nalı, atı ve vatanı kurtaracak. Ne konuşuyorlar yani? Hiç” ifadelerini kullandı.
“BAHÇELİ VE ERDOĞAN’DAN ÖZELEŞTİRİ İSTERİM”
Kürt meselesinde gelinen nokta hakkındaki soruyu yanıtlayan Özel, şunları dile getirdi:
"Süreç süreci. İsmi yok ya, süreç süreci. Şimdi şöyle bir şey söyleyeyim. Birbirini tehdit etmek yerine, ‘Seni gömeceğim’, ‘Senin üstüne balyozu indireceğim’, ‘Kafanı kıracağım’, ‘Boynunu kıracağım’ demek yerine, ‘Dur daha halay çekeceğiz’ demek. Bir de Sırrı Bey de bir tedavi görüyor biliyorsunuz, Allah şifa versin. Devlet Bey hasta yatağında. Birbirlerine ‘Halay çekeceğiz, barış halayı çekeceğiz’ demeleri kötü bir şey değil. Ben böyle bakarım. Yoksa burada söylenecek başka şeyler var. Ben Sayın Bahçeli’den, Erdoğan’dan bir gün şöyle bir samimi özeleştiri ve bir helallik isterim. Kendi adıma değil, bütün Cumhuriyet Halk Partililer adına. Çünkü DEM 6,5 milyon oy alan bir parti. Onlarla el sıkışıyorduk biz. Ben hiç de gizlemedim. Geçmişte ben dedim ki ‘Ben DEM’le görüşeceksem açık görüşeceğim. Partilerine gideceğim, partime gelsinler.’ Geçmişte bazen şu oluyordu. Grup ziyaretleri, hani Meclis’te olsun, partide olmasın. Veya hiç görünmeyen. Dedim ki ‘Açık olacak’. Çünkü kanunla kurulmuş her bir milletvekili temiz kağıda alarak vekil olmuş, devlet kefil olmuş. Belediye meclis üyesine de öyle milletvekiline de öyle. Devlet kefil oluyor, temiz kağıdı veriyor ki aday yapıyorsun. Ben nereden bileceğim bir suçu var mı, bilmem nesi var mı? Bu milletvekillerinin partisiyle konuşuruz diyorduk. Sayın Bahçeli, Sayın Erdoğan ‘DEM’lenme’ diyorlardı.
Son ‘DEM’lenme’ lafını herhalde Ağustos, Eylül’de yine kullanmışlardı. En son Eylül’e kadar diyorlardı. ‘DEM’lenme’ diyorlar, ‘Terör İttifakı’ diyorlar, ‘Teröristlerle işbirliği yapıyorsunuz’ diyorlardı bize. Ne yapmışız? Cumhurbaşkanı adayı çıkarmışız, DEM Parti de cumhurbaşkanı adayı yokmuş, DEM partinin üyeleri Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayına oy vermiş diye Kandil’den montaj video yayınlattı mesela bunlar. Şimdi bu sözleri söyleyebiliyorsanız, bunu yapıyorsanız geçmişte CHP el sıkışınca ‘DEM’lenmek, terörle işbirliği yapmak’ oluyor da şimdi hep beraber birbirinize bu güzel sözü söylüyorsanız, CHP’den de bir helallik istenecek. Çünkü bize çok yanlış yapıldı, çok ayıp edildi geçmiş dönemde. Biz neyi savunduk? DEM Parti’nin demokratik siyaset yapmasını savunduk. ‘Terör olmasın, demokratik siyaset olsun’ dedik. ‘Sözü susturursan, silahlar konuşuyor’ dedik. ‘Silahları susturalım, ağızlar konuşsun’ dedik. Şimdi o noktaya geldi Türkiye. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi’nin dediği nokta çok önemli. Ama şimdi bu süreç süreci, böyle gözler kapalı yani körebe gibi gözünü bağladın milletin, eliyle ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Birileri bir şey biliyor, biri bilmiyor. Kimi her şeyi inkar ediyor. Bu doğru değil. Ben işin neresinde olduğumuzu söyleyeyim. Biz Meclis zemininde, parlamentoda bir tam yetkili komisyon eliyle hızlı şekilde Kürt sorununu çözecek ve daha da ötesinde Türkiye’nin demokrasi sorununu çözecek bir demokratikleşme paketinin, tıkır tıkır yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz