Orta Doğu gerilimi petrol fiyatlarını uçurdu! Brent petrol 97 doları aştı
İsrail'in Lübnan saldırıları sonrası kırılgan ateşkes delindi, Hürmüz Boğazı lojistik krizi büyüdü. Brent petrol fiyatı varil başına 96 doları aşarak fırladı.
İsrail ordusunun Lübnan'a yönelik yeni hava operasyonları ve küresel enerji koridoru Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik riskler nedeniyle petrol fiyatları varil başına 3 dolardan fazla değer kazandı.
İsrail ordusunun pazar günü, 3 Haziran'da duyurulan kırılgan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan topraklarına yeniden hava saldırıları düzenlemesi ve İran'ın füze salvolarıyla karşılık vermesi, küresel emtia piyasalarında arz endişelerini tetikledi. Pazartesi günü erken seanslarda vadeli kontratlar hızla yukarı yönlü hareket etti. Bölgesel çatışmaların sona ereceğine dair diplomatik beklentiler zayıflarken, küresel deniz ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı üzerindeki sevkiyat krizi yeniden fiyatlamaların merkezine oturdu.
Yaşanan bu askeri hareketlilik emtia borsalarında sert yükselişleri beraberinde getirdi. Londra Brent petrolü vadeli işlemleri yüzde 3,39 oranında değer kazanarak varil başına 96,24 dolara kadar tırmandı. ABD hafif petrolü (WTI) vadeli kontratları ise yüzde 3,17 artış göstererek varil başına 93,41 dolardan işlem gördü. Piyasa analistleri, cuma günü ABD-İran müzakerelerine dair olumlu beklentilerle yaşanan düşüşün, pazartesi sabahı itibarıyla tamamen telafi edildiğini ve mart ayından bu yana fiyatlardaki toplam artışın yüzde 50'yi aştığını bildirdi.
Küresel enerji koridorunda Hürmüz Boğazı krizi tırmanıyor
İsrail tarafından gerçekleştirilen son operasyonlar, Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomatik temasların ve stratejik sevkiyat rotalarının yeniden açılmasının önünde büyük bir engel oluşturuyor. İran yönetimi, Washington ile yürütülecek herhangi bir barış müzakeresi için Lübnan'ı da kapsayan kalıcı bir ateşkesi şart koşmaya devam ediyor.
Tahran, Beyrut'taki müttefiki Hizbullah unsurlarını hedef alan yeni dalga operasyonlara İsrail topraklarına füze fırlatarak yanıt verdi. Gelişmeler üzerine ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu cephesine daha fazla gerilimi tırmandıracak saldırılardan kaçınması yönünde uyarıda bulunacağını açıkladı. Trump, Financial Times'a yaptığı açıklamada, mevcut durumun müzakere sürecini etkilemeyeceğini ve kararları kendisinin verdiğini vurguladı.
OPEC+ üretim artışına rağmen arz açığı riskini önleyemiyor
Tedarik zincirindeki bu büyük aksamaların gölgesinde OPEC+ koalisyonu, pazar günü gerçekleştirdiği toplantıda son dört ay içindeki dördüncü petrol üretim artışı kararını onayladı. Ancak enerji analistleri bu adımın küresel piyasalardaki fiziki arz açığını kapatmakta yetersiz kalacağını savunuyor.
Birçok OPEC+ üreticisi, Hürmüz Boğazı'nın aylardır kapalı kalması ve Rusya'nın enerji altyapısına yönelik süregelen saldırılar nedeniyle lojistik tıkanıklık yaşıyor. Üretim kapasiteleri aşınan üye ülkelerin, belirlenen yeni kotaları doldurmakta zorlandığı belirtiliyor. Haitong Futures ve Rystad Energy uzmanları, daralan arz-talep dengesi ile hızla gerileyen küresel stokların fiyatları daha da yukarı taşıyabileceğini öngörüyor. Diplomatik bir uzlaşı sağlansa bile Hürmüz Boğazı'nın normale dönmesinin aylar alabileceği ifade ediliyor.
Morgan Stanley küresel piyasalar için zamanla yarış uyarısı yaptı
Saudi Aramco Yönetim Kurulu Başkanı Amin Nasser, Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik kesintilerin küresel petrol piyasalarında istikrarın sağlanmasını 2027 yılına kadar erteleyebileceğini belirtti. Nasser, sevkiyat hatlarındaki tıkanıklığın uzaması durumunda her hafta milyonlarca varil arzın tehlikeye gireceğini açıkladı.
Yatırım bankası Morgan Stanley ise mevcut ham petrol piyasasını zamana karşı bir yarış olarak tanımladı. Kurum, Hürmüz Boğazı'ndaki kapalılık halinin haziran ayı boyunca devam etmesi durumunda, fiyatlardaki daha sert yükselişleri sınırlayan tampon faktörlerin ortadan kalkacağını duyurdu. Banka, güçlü seyreden ABD ham petrol ihracatının ve Çin tarafındaki zayıf talebin tedarik şokunun bir kısmını absorbe ettiğini, ancak krizin uzaması halinde küresel arz koşullarının ciddi şekilde sıkılaşacağını öngörüyor.