Olası ABD-İran anlaşmasının altın, borsa ve kripto piyasalarına etkisi
Ekonomist Soner Kuru, ABD ile İran arasında sağlanabilecek olası bir anlaşmanın küresel enflasyonu düşürerek altın, borsa ve kripto varlıklarda yükseliş trendi başlatabileceğini değerlendirdi.
ABD ile İran arasında uzun süredir beklenen anlaşmaya yönelik olumlu sinyaller, küresel piyasalarda yeni fiyatlama beklentilerini beraberinde getirdi. Katıldığı bir televizyon programında piyasalardaki son durumu değerlendiren Ekonomist Soner Kuru; altın fiyatları, Fed politikaları ve olası bir anlaşmanın varlık fiyatlarına etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.
Olası ABD-İran anlaşmasının varlık fiyatlarına yansıması
Kuru'nun değerlendirmelerine göre, iki ülke arasında sağlanacak somut bir anlaşma öncelikle petrol fiyatlarında hızlı bir geri çekilme yaratacak. Bu durumun küresel enflasyonu düşüreceğini belirten Kuru, anlaşma senaryosunda piyasaların açıklamalardan ziyade gerçek gelişmelerden besleneceğini ve faiz artırımı beklentilerinin büyük ölçüde ortadan kalkabileceğini ifade etti.
Olası bir anlaşmanın piyasalara yansımasını değerlendiren Kuru, şu ifadeleri kullandı:
"Petrol fiyatlarının biraz daha hızlı geri çekilmesi gündemde olur. Petrol fiyatları geri çekilecekse globalde oluşan bu enflasyon yani Amerika'da mesela benzinin galon fiyatı yine 2,5 dolarlardan 4 dolara doğru gitti. Bu geri çekileceği için faiz artırmaktan ziyade Trump'ın çok istediği o faiz indirim döngüsü başlayabilir. Bu da altın fiyatlarını global anlamda besler.
Bu sadece altını değil, bundan kripto varlıklar da olumlu etkilenir. Borsalar da olumlu etkilenir. Haliyle böyle bir anlaşma gelirse eğer bugün gündemde olduğu gibi önümüzdeki hafta hem borsaların hem kripto varlıkların hem altının yukarı doğru gittiği bir hafta bizi bekliyor olabilir.
Anlaşma olursa bugün yarın birkaç gün içinde yani o düşüşün daha fazlasını geri alır. Yani hedef vermenin, öngörü yapmanın zor olduğu dönemlerdeyiz"
Altın fiyatlarındaki düşüş ve küresel piyasaların etkisi
Gram altının geçtiğimiz hafta yüzde 3,66, savaş sürecinin başından bu yana ise yüzde 20 civarında değer kaybettiğini hatırlatan Kuru, bu düşüş trendinin uzun sürmesini beklemediğini dile getirdi. Türkiye'de döviz kurunun görece sabit seyrettiğini ve gram altın fiyatlamasında asıl etkinin küresel piyasalardaki ons altın üzerinden geldiğini vurguladı.
Altının son dönemde yatırımcısını memnun ettiğini belirten Kuru, "Bir yıllık resme baktığımızda gram altın yüzde 46, ons altın ise yüzde 25 primli. Uzun dönemli bir rallinin ardından gelen geri çekilmeden bahsediyoruz" dedi.
Merkez bankalarının rezervlerinde artan altın talebi
Altının temel hikayesinin güvenli liman özelliği olduğunu belirten Kuru, şirketlerin ve merkez bankalarının rezervlerinde altının payını artırdığını aktardı. Özellikle Donald Trump döneminin ardından ABD tahvillerine yönelik güvenin zayıfladığını, bu süreçte başta Çin olmak üzere birçok ülkenin tahvil satarak altın alımına yöneldiğini ifade etti.
Çin Merkez Bankası'nın sadece bu ay 10 ton ilave altın aldığını belirten Kuru, son üç dört yıllık dönemde merkez bankalarının yıllık toplam altın alımlarının 1000 tonun üzerinde gerçekleştiğinin altını çizdi. Kuru ayrıca, 2000'li yıllardaki küreselleşme ve iş birliklerinin yerini ülkelerin içe dönük stratejik üretim planlarına bırakmasının altının güvenli liman hikayesini desteklemeye devam ettiğini söyledi.
Savaşın küresel enflasyona etkisi ve Fed beklentileri
Savaş öncesinde ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim sürecinde olduğunu hatırlatan Kuru, çatışmaların başlamasıyla yükselen petrol fiyatlarının küresel enflasyonu artırdığını belirtti. ABD'de tüketici enflasyonunun savaş öncesindeki yüzde 2,4 seviyesinden yüzde 4,2'ye çıkmasının, Fed'in yeniden faiz artırabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdiğini kaydetti.
Faizlerin tüm varlık fiyatlarının en önemli rakibi olduğunu vurgulayan Kuru, faizlerin yükselme ihtimalinin altın üzerinde baskı yarattığını ifade etti. Piyasaların bu haftaki kritik gündem maddesinin Fed faiz kararı olduğunu belirten Kuru, bankanın genellikle piyasayı önceden yönlendirdiğini ve sürpriz yapmadığını hatırlatarak kendisinin de faizlerde bir değişiklik beklemediğini dile getirdi.
Piyasalardaki faiz fiyatlaması ve Avrupa Merkez Bankası kararı
Savaş kaynaklı enflasyon baskısının sürdüğü görüşünün piyasalara hakim olduğunu belirten Kuru, yatırımcıların bu yıl sonuna kadar bir, gelecek yılın ilk yarısında ise bir olmak üzere 0,25 puanlık iki ayrı faiz artışını fiyatladığını aktardı. Ancak bu beklentilerin gündeme göre hızla değişebileceğini de sözlerine ekledi.
Enflasyon baskısına karşı ilk faiz artırımı hamlesinin geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği Merkez Bankası'ndan geldiğini hatırlatan Kuru, Avrupa'nın enerji konusundaki dışa bağımlı yapısı nedeniyle gelişmelerden daha hızlı etkilendiğinin altını çizdi. Akaryakıt, elektrik ve ısınma maliyetlerindeki artışın Avrupa ekonomileri üzerinde yarattığı ciddi baskının, bankayı faiz artırma yolunu tercih etmeye yönelttiğini ifade etti.