TBMM Milli Dayanışma Komisyonu ortak raporu açıklandı: İşte 7 kritik madde
TBMM Milli Dayanışma Komisyonu tarihi raporu açıklandı. Numan Kurtulmuş'un sunduğu 7 maddelik raporda PKK'nın silah bırakması ve kayyım düzenlemesi öne çıkıyor.
BMM’de aylardır süren çalışmalar sonucunda Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak raporu bugün kamuoyuna sunuldu. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, raporun toplumsal barış için tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan ve kamuoyunda "Süreç Komisyonu" olarak bilinen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos 2025'te başlayan mesaisini bugün tamamladı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında gerçekleştirilen 21. toplantıda, 60 sayfalık nihai raporun detayları paylaşıldı. Kurtulmuş, hazırlanan metnin bir "af düzenlemesi" olmadığını, devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan bir mihenk taşı olduğunu belirtti.
Ortak Raporun 7 Ana Başlığı
Haftalar süren yazım sürecinin ardından netleşen rapor şu 7 temel bölümden oluşuyor:
Komisyon çalışmaları ve süreç analizi.
Komisyonun temel hedefleri.
Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku.
Komisyonda dinlenen tarafların mutabakat alanları.
PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakma süreci.
Sürece ilişkin yeni yasal düzenleme önerileri.
Demokratikleşme adımları ve sonuç değerlendirmesi.
Kayyım Uygulamasında Seçim Modeli Önerisi
Raporda en dikkat çeken başlıklardan birini yerel yönetimler oluşturdu. Mevcut kayyım uygulamasına ilişkin yeni bir model öneren komisyon, belediye başkanlarının görevden el çektirilmesi durumunda, yerine atama yapılması yerine belediye meclisi tarafından seçim yapılmasını öngören bir mevzuat değişikliğini gündeme taşıdı.
Silah Bırakma ve İzleme Mekanizması
Terör örgütü PKK'nın tüm unsurlarıyla silah bırakması ve kendisini tasfiye etmesi "kritik eşik" olarak tanımlandı. Bu sürecin devletin güvenlik birimlerince teyit edilmesi durumunda, sürece özgü "müstakil ve geçici" bir yasanın çıkarılması önerildi. Ayrıca, sürecin şeffaflığını sağlamak amacıyla yürütme bünyesinde bir "İzleme ve Raporlama Mekanizması" kurulması gerektiği vurgulandı.
Hukuki Düzenlemeler ve AYM Kararları
Demokratikleşme başlığı altında ise yargı bağımsızlığına dikkat çekildi. Raporda, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına tam uyum sağlanması, tutuksuz yargılamanın esas alınması ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan Türk Ceza Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu'ndaki bazı maddelerin yeniden düzenlenmesi teklif edildi.
Rapordan öne çıkan detaylar şu şekilde:
“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir. Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.
Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasında hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir. Kanun, kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır. Belirtilen müstakil geçici kanunla birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır.
Yargılama ve infaza ilişkin düzenlemeler
İnfaz mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ile taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir. Özellikle mahkûmların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ve infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda tutuksuz yargılamanın esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir.
"AİHM ve AYM kararlarına uyulmalı"
AİHM ve AYM kararları-Anayasamıza göre AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kişi ve kuruluşları bağladığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Türkiye’nin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM kararlarını icra etme oranı yaklaşık yüzde 90’dır, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık yüzde 80’dir. Bu yüksek orana rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. AİHM ve AYM kararlara uyumda idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.
Kayyım uygulamasına ilişkin öneri
Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek şekilde organize edilmesi mümkündür. Belediye başkanının, kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir.
Temel hak ve özgürlükler
Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunları ve Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir.”