Mansur Yavaş’tan ABB operasyon iddialarına yanıt “Kime yapılacağı bellidir”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB)’ne yönelik “operasyon” iddialarına ilişkin soruya, geçmiş dönem yolsuzluklarına işaret ederek meydan okudu.
Mansur Yavaş, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayının ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na “hayırlı olsun” ziyaretinde bulundu. İYİ Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşmede Yavaş, hakkında verilen soruşturma iznine karşı Danıştay sürecinde Dervişoğlu’nun verdiği desteğe teşekkür etti. Yavaş, mart ayının sonunda Ankara’daki yaklaşık 7 yıllık görev süresinin bilançosunu açıklayacağını belirttiği “Hesap Veriyoruz” toplantısına Dervişoğlu’nu davet ettiğini de dile getirdi.
Görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde Dervişoğlu, Yavaş’ın mazisinin kendisine kefil olduğunu ifade ederek ziyaretten duyduğu memnuniyeti paylaştı. Dervişoğlu, Yavaş’a yönelik tartışmalara da atıfta bulunup, “Mansur Yavaş’ın karakteri başkasının kefaletine mani bir karakterdir. Çünkü mazisi kendisine kefil bir siyasetçi başka bir kefalet yoluna başvurmaz” sözleriyle dikkat çekti.
“Operasyon Yapacaklarsa Ankara’yı Zarara Uğratanlardan Başlasınlar”
Basına kapalı görüşmenin ardından kameralar karşısında, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın açıklamalarının ardından gündeme gelen ABB’ye yönelik operasyon iddiaları Mansur Yavaş’a soruldu. Yavaş, “Ankara’da operasyon yapılacaksa kime yapılacağı bellidir” diyerek, hakkında bugüne kadar çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiğini, bu başvuruların zaman zaman İçişleri Bakanlığına iletildiğini, müfettişlerin geldiğini ve süreçlerin incelendiğini anlattı. Yavaş, yapılan değerlendirmelerde büyük oranda, hatta tamamında “takipsizlik” ya da “soruşturmaya gerek olmadığı” yönünde kararlar verildiğini belirtti.
Yavaş, “Benim hiçbir korumam yoktur. 7 yıla yakındır belediye başkanlığı yapıyorum, önüne gelen herkes yüzlerce defa hakkımızda şikâyet dilekçesi vermiştir” sözleriyle, kendisini hedef alan iddialara dair çizdiği çerçeveyi bu hatırlatmalar üzerinden kurdu; süreçlerin resmî denetimlerden geçtiğini vurguladı.
Mansur Yavaş, hakkında yürüyen yalnızca iki soruşturma bulunduğunu, bunlara ilişkin de Danıştay’da itiraz ettiğini ifade etti. Bu dosyalardan birinin imar rantını veto etmek, diğerinin ise konser ihalelerinde denetimi tam yapmadığı iddiasıyla ilgili olduğunu aktardı. Yavaş, kendisine yönelen suçlamalarla ilgili tavrını “Bu iş bizim namusumuz” sözleriyle özetlerken, adaletin tesis edilmesi gerektiğini özellikle vurguladı.
“Haram Para Bizim Gırtlağımızdan Geçmez”
Yavaş, “Haram para bizim gırtlağımızdan içeri, ne benim, ne ailemin, ne de yakın çevremde hiç kimsenin gırtlağından giremez. Girenlerin de hesabını bizzat kendim sorarım” ifadelerini kullandı. Ardından, “Alnımız açık. Buna rağmen operasyon yapacaklarsa, önce Ankara halkının mallarını söğüşleyen, mallarına konan, milyarlarca liralık zarara uğratan insanlardan başlanması gerekir diye düşünüyorum. Yoksa adaletten bahsetmek mümkün değil” diyerek, operasyon iddiaları tartışmasına sert bir karşılık verdi.
Ziyaretin ardından gündeme gelen bir diğer başlık da ittifak senaryoları oldu. Müsavat Dervişoğlu, seçimlerden bu yana başka siyasi partilerle yapılmış bir ittifak görüşmesi olmadığını kaydederken, “İYİ Parti’nin olmadığı bir denklem artık Türk siyasetinde gündeme dahi getirilemiyor” dedi. Dervişoğlu, olası bir ittifak kararının tek başına genel başkanın vereceği bir karar olmadığını belirterek Kurultay, Genel İdare Kurulu ve Başkanlık Divanına işaret etti.
Dervişoğlu, Meclis’te kurulan bir komisyonun hazırladığı ve oy çokluğuyla kabul edilen rapora ilişkin eleştirilerini de dile getirdi. Raporda İYİ Parti’nin adının geçmediğini vurgulayan Dervişoğlu, metni birkaç kez okuduğunu belirterek, raporda bir kez bile “Türk Milleti” kavramından bahsedilmediğini söyledi. Dervişoğlu’na göre raporda “Cumhuriyeti kuran iradeden bahsedilmemesi” dikkat çekici bir eksiklikti.
Dervişoğlu, ayrıca raporda Türk, Kürt, Arap gibi üç ayrı unsura atıf yapıldığını, bunun da sanki devleti ve milleti yeniden farklı bir biçimde tanımlayacak bir hissiyat oluşturduğunu ifade etti. Bu çerçevede, raporun İmralı’daki “cani başı Öcalan” ve PKK’ya meşruiyet kazandırma niteliği taşıdığını ileri sürerek, metinde PKK’ya münhasır özel bir yasanın hazırlanacağına dair işaretlemeler bulunduğunu dile getirdi.
Dervişoğlu, parti grubunun komisyon raporu üzerinde çalışmayı sürdürdüğünü, konuya ilişkin kapsamlı açıklamayı ise yarın saat 14.30’da parti genel merkezinde kamuoyuyla paylaşacağını duyurdu.
Erken seçim tartışmaları, iki ismin de gündeminde yer aldı. Mansur Yavaş, “Erken seçime ihtiyaç olduğu belli, anketlerde de yayınlanıyor. Vatandaşın çağrısına cevap vermek lazım” diyerek iktidara sandık mesajı verdi.
Müsavat Dervişoğlu ise erken seçimin bu kadar sık zikredilmesini, ihtiyacın kanıtı olarak değerlendirdi. Dervişoğlu, “Bu seçimin takviminin iktidara bırakılmaması gerekliliği ortaya çıkıyor” derken, “İçinde iktidarın olmadığı bir nitelikli çoğunluğun TBMM’den seçim kararını çıkarması pek mümkün değil” ifadesini kullandı. Dervişoğlu, “Halk seçim isterse iktidar kaçamaz. Halk üzerine düşeni yapacaktır diye umut ediyorum” sözleriyle değerlendirmesini sürdürdü.
Siyasette “sakin güç” olarak anılmasına ilişkin soruyu yanıtlayan Mansur Yavaş, 7 yıldır görev yaptıklarını, ilk 5 yılın ardından vatandaşın tutumunu gösterdiğini ve büyük bir memnuniyetle seçimi kazandırdığını söyledi. Yavaş, mart ayının sonunda yeniden toplanacaklarını, ziyaretin de “hayırlı olsuna geldim” çerçevesinde gerçekleştiğini, bunun dışında başka bir şey konuşmadıklarını ifade etti. Dervişoğlu ise gülümseyerek “Ama yine de sakin güçtür” eklemesini yaptı.
Toplantının başlıkları arasında, Ramazan ayının ilk gününde ABB’nin başlattığı “Bir katkı iyiliği büyütür” isimli dayanışma kampanyası da yer aldı. Mansur Yavaş, emeklilerin içine düşürüldüğü ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmesinde, Avrupa’daki gelişmiş ülkelerde sosyal desteklerin bütçenin yüzde 12’si civarında olduğunu hatırlattı. Yavaş, “Emekliler 20 bin lira açlık maaşına mahkûm edilmişken veya hiç geliri olmayan bir sürü insan varken, bir yönetici olarak 200 bin civarındaki insana destek oluyoruz. Böyle bir mağduriyet varken yöneticinin yatağında uyumaması lazım” sözleriyle vurgusunu yaptı.
Müsavat Dervişoğlu da en düşük emekli aylığının 20 bin lira ile sabitlenmesinin ihtiyacı karşılamadığını belirterek, senede iki defa verilen emekli bayram ikramiyelerine ilişkin sayısal bir hesaplama paylaştı. İkramiyelerin yöneticilerin keyfine bırakılmaması gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, “2018 yılındaki o 1000 liralık ikramiye 250 dolara tekabül ediyordu; bugün bu rakam en az 11 bin küsur lira olarak karşımıza çıkıyor” dedi. Dervişoğlu, önerilerini ise “Emekli bayram ikramiyelerinin asgari ücretin en az yarısı kadarıyla sabitlenmesini önerdik. Yani asgari ücret 28 bin liraysa, bayramda 14 bin lira ikramiye verilsin” sözleriyle dile getirdi.
“Türkiye’nin Tartışılmazlarını Masaya Yatırmayız”
Dervişoğlu, iktidarın yeni anayasa çalışmalarına da değinerek, bu tartışmaların 1,5 yıldır sürdüğünü hatırlattı ve anayasa değişikliği için TBMM’de gereken 360 veya 400 milletvekili çoğunluğuna dikkat çekti. Türkiye’nin “tartışılamaz” değerlerinin masaya getirilmesine karşı olduklarını ifade eden Dervişoğlu, “Milli devlet vasfı, vatandaşlık tanımı, üniter devlet yapısı, teröristlerin sosyal hayata entegrasyonu ve Abdullah Öcalan denen İmralı canisinin özgürlüğüne kavuşturulması” başlıklarını sıraladı. Dervişoğlu, “Bütün bu tartışmalardan bu ülkede sorunu çözülmüş bir tane vatandaş olduğunu söyleyebilen varsa gelsin konuşalım” ifadelerini kullandı.