İYİ Partili Erdem'den depremin hukuki boyutuna ilişkin Al Ain Türkçe’ye özel açıklamalar

İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem, Türk Ceza Kanunu’nda depreme ilişkin yer alan yasalar hakkında Al Ain Türkçe’ye değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı, Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem, 6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde, 20 Şubat tarihinde ise Hatay’da meydana gelen depremlerin hukuki boyutuna ilişkin merak edilenleri Al Ain Türkçe için yanıtladı.
Türk Ceza Kanunu’nda gerekli yasaların olduğunu belirten Erdem, 1999 Depremi’ne işaret ederek “Büyük yıkımdan sonra imar yasaları çıktı. Kanunlara uygun olarak çıkartılan deprem yönetmelikleri de mevcut. Binaların bu yönetmeliklere uygun olarak inşa edilmesi gerekiyor. Ancak bundan önce de zemin etüdünün yapılması gerekiyor” diye konuştu.
“YÖNETMELİKLERE UYULMUYOR”
Depremlerdeki yıkımın boyutuna dikkat çeken Erdem, sorumluların müteahhitler ve yöneticiler olduğunu belirtti. Erdem, “Yönetmelikler var ancak binalar bu yönetmeliklere uygun şekilde inşa edilmiyor. Bir de üstüne imar affı çıkarılıyor. Bütün mesele uygulama ve denetimde bitiyor” dedi.
“SEÇİMDEN SONRA MEVZUATIN YENİDEN ELE ALINMASI GEREKİYOR
Erdem, iktidarın denetim konusunda ihmalkar davrandığını da belirtti. Erdem, “Denetim konusunu hem merkezi hem de yerel yönetimler ihmal ediyor. Türkiye’de birçok imar affı yasası çıkarıldı. Hatta bu imar aflarından biri depremlerden önce komisyonda bekliyordu. Seçimden sonra bu mevzuatın yeniden ele alınması gerekiyor” diye konuştu.
Partisinin konuya ilişkin çalışmalarına da değinen Erdem, yabancılara gayrimenkul satışına ilişkin de bir çalışma yürütülmesi gerektiğini söyledi. Erdem, “Deprem bölgelerinin yeniden imarı konusunda yabancılara gayrimenkul satışının yapılmasının önüne geçmek gerekir” dedi.
Erdem, “Hukuki mevzuat yok değil ancak buna uyularak yapılan yapılar mevcut değil” diyerek yetkili ve yöneticilerin sorumluluğuna da dikkat çekti.
Müteahhitlerin ve yıkılan yapılarla ilgili tutuklanan ya da gözaltına alınan kişilerin Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre ‘kasıtlı ve ihmal davranışla adam öldürme, adam yaralama’ olduğunu söyleyen Erdem, sorumluların yalnızca müteahhitler olmadığını belirterek şunları kaydetti:
“SADECE MÜTEAHHİTLER SUÇLU DEĞİL, BU BİR ZİNCİR”
“Bu sorumsuzluğu sadece müteahhitlerle sınırlamak bunun arkasındaki siyasi gücü gözardı etmek ve esas suçluyu ihmal etmek anlamına gelir. Burada sadece müteahhitler suçlu değil. Denetlemeyenler, ihmal edenler de suçlu. Denetim mekanizmalarının başındakiler siyasiler de dahil olmak üzere onların da aynı şekilde yargılanması gerekiyor. Burada sorumlu kimse cezasını çekmekten kaçamaz”