İran, ABD müzakerelerinde yaşanan diplomatik çıkmazı kabul etti
İran, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında yapılması beklenen telefon görüşmesi öncesinde, ABD ile yürüttüğü müzakerelerde diplomatik tıkanıklık yaşandığını kabul etti.
Geçen şubat ayının sonunda ABD ve İsrail, İran’a karşı ortak bir önleyici saldırı düzenledi. Karşılıklı bombardımanların ardından 8 Nisan’da Pakistan arabuluculuğunda ateşkes ilan edildi ve Trump bu ateşkesi aynı ayın 21’inde yeniledi.
Washington ile Tahran arasındaki askıda kalan dosyalara ilişkin bir uzlaşmaya varılmasında yaşanan tıkanıklık sürerken İsrail Başbakanı Netanyahu, pazar günü ABD Başkanı Trump ile görüşeceğini açıkladı.
Netanyahu, Trump’ın Çin ziyaretinin ayrıntıları hakkında bilgi almayı beklediğini belirterek, ikilinin İran dosyasını da ele alacağını ifade etti.
Geniş bir gözlemci çevresinin değerlendirmelerine göre İsrail, İran’ın nükleer ve füze kapasitesini zayıflatmak amacıyla savaşı yeniden başlatma eğiliminde.
Tel Aviv, Trump’ın talep etmesi halinde savaşı yeniden başlatmaya hazır olduğunu birden fazla kez açıklamıştı.
ABD’den Taviz Yok
Diğer taraftan İran medyası da pazar günü, ABD’nin İran’ın önerilerine verdiği yanıtta, özellikle Washington ile Tahran arasındaki başlıca anlaşmazlık maddesi olan nükleer dosya konusunda “somut hiçbir taviz” sunmadığını aktardı.
Fars Haber Ajansı, ABD’nin beş madde sunduğunu ve bu maddelerde özellikle İran’ın yalnızca bir nükleer tesise sahip olmasını ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoğunu Washington’a taşımasını talep ettiğini bildirdi.
Mehr Haber Ajansı ise Amerikalıların İran’a “somut hiçbir taviz” vermediğini belirtti.
İran medyası daha önce Pakistanlı bir yetkilinin Tahran’a yaptığı ziyareti duyurmuş, söz konusu yetkilinin Washington’dan İranlı yetkililere bir mesaj ilettiği düşünülmüştü.
Mümkünse Kontrol Altına Alma
Mevcut karmaşıklık, ABD Başkanı’nın Çin’e yaptığı ve Orta Doğu’da süregelen krizde bir ilerleme sağlamayan ziyaretin ardından yaşanıyor.
Ziyaretin sonuçlarını kontrol altına alma çabası kapsamında İran medyası pazar günü, İran Şura Meclisi Başkanı ve ABD ile müzakerelerde İran’ın başmüzakerecisi olan Muhammed Bakır Kalibaf’ın Çin ile ilişkileri denetlemekle görevlendirildiğini bildirdi.
Tesnim Haber Ajansı, “bilgili kaynaklara” dayandırdığı haberinde Kalibaf’ın kısa süre önce “Çin işlerinden sorumlu özel temsilci” olarak atandığını aktardı. Diğer medya kuruluşları da benzer haberler yayımladı.
Tesnim Haber Ajansı’na göre Kalibaf, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın önerisi ve babası Ali Hamaney’in halefi olarak atanmasından bu yana medya sahnesinden uzak duran dini lider Mücteba Hamaney’in onayıyla görevlendirildi.
Ajans, Kalibaf’ın “İran ile Çin arasındaki ilişkilerin çeşitli alanlarını koordine edeceğini” ekledi.
Yerel medya, 17 Mart’ta düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybeden Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani’nin söz konusu görevi yürüttüğünü belirtti.
Laricani, Çin ile yürütülen ve 2021 yılında 25 yıllık iş birliği anlaşmasıyla sonuçlanan müzakerelerin ilerletilmesini denetlemişti.
Savaşın patlak vermesinden bu yana Kalibaf, eski dini lider Ali Hamaney’in de aralarında bulunduğu bir dizi üst düzey İranlı yetkilinin öldürülmesinin ardından, nisan ayında ABD ile yapılan tek müzakere turunda diplomasiyi yöneten kilit bir figür olarak öne çıktı.
Askerî Varlıklar Tırmanışa İmkân Tanıyor
“USS Abraham Lincoln” uçak gemisi Arap Denizi’ne öncülük etti. Dünyanın en büyük uçak gemisi olan “USS Gerald Ford” ve ardından “USS George Bush” da ona katılarak İran limanlarına sıkı bir deniz ablukası uygulamak ve Hürmüz Boğazı’nı güvence altına almak için bölgede konuşlandı.
Havada ise Pentagon, beşinci nesil “F-22 Raptor” savaş uçaklarını İsrail’in güneyindeki Ovda Üssü’ne ve “F-15E Strike Eagle” savaş uçaklarını konuşlandırarak mutlak hava üstünlüğü sağladı. Bu unsurlar, stratejik görünmez “B-2 Spirit” bombardıman uçakları ve elektronik harp uçaklarıyla desteklendi.
Karada ise ABD ordusu, varlığını 50 binden fazla askerle güçlendirerek hazırlık seviyesini yükseltti. Bu birlikler arasında 82. ve 101. hava indirme tümenlerinden paraşütçüler, özel kuvvetler ve deniz piyadelerinden seçkin unsurlar yer aldı. Aynı süreçte üsleri ve altyapılarını korumak için füze savunma ağları yoğunlaştırıldı.