Davos 56… Trump geri dönüyor, dünya “bir sonraki hamleyi” bekliyor
Dünya Ekonomik Forumu’nun 56’ncı yıllık toplantısı, savaşlardan küresel ekonomiye, yapay zekâdan jeopolitik risklere kadar pek çok acil başlığın iç içe geçtiği son derece dalgalı bir küresel ortamda kapılarını açtı.
Bu yıl Davos’ta gözlerin çevrileceği konuk ise neredeyse kesin. Uzun bir aranın ardından İsviçre Alpleri’ndeki bu seçkin buluşmaya geri dönen ABD Başkanı Donald Trump, forumun en çok merak edilen ismi olarak öne çıkıyor.
Trump, aralarında Hazine Bakanı Scott Bessent, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, üst düzey yönetim yetkilileri ve önde gelen Amerikalı iş insanlarının bulunduğu kalabalık bir heyetle Davos’a katılıyor.
Geçen hafta düzenlenen basın toplantısında Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Børge Brende, “Başkan Trump’ı yeniden ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz” ifadelerini kullanarak, Trump’a bu yıl forum tarihinin en geniş Amerikan heyetinin eşlik edeceğini söyledi.
Trump, 2025 yılında ABD Başkanı olarak ikinci dönemine başlamasından kısa bir süre sonra Davos’a video bağlantısıyla katılmıştı. Son fiziksel katılımı ise ilk başkanlık döneminde, 2020 yılında gerçekleşmişti.
Altı yıl sonra gerçekleşen bu ilk yüz yüze katılım, Trump’ın Grönland’ı ilhak etme yönündeki girişimlerinin küresel ölçekte yarattığı yeni gerilimlerin gölgesinde yapılıyor.
Zirvede yoğun katılım
Pazartesi günü başlayan ve Cuma’ya kadar sürecek olan forumda, G7 ülkelerinin büyük bölümünün liderleri, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 65 devlet ve hükümet başkanı, dünyanın önde gelen 850 üst düzey yöneticisi ve çok sayıda teknoloji öncüsünün yer alması bekleniyor.
Gündem başlıkları ağır
Al-Ain Haber’in New York Times’ta yayımlanan değerlendirmelerden aktardığına göre Davos’un gündeminde özellikle şu dosyalar öne çıkıyor:
Rusya-Ukrayna savaşı,
küresel ticaret ve piyasalardaki kırılganlık,
Çin’in Tayvan’a yönelik olası hamleleri,
İran’da yaşanan geniş çaplı protestoların gölgesinde Orta Doğu’daki tırmanma riski.
Ancak gözlemcilere göre bu başlıkların tamamı, dönüp dolaşıp tek bir soruda düğümleniyor: Donald Trump’ın bir sonraki adımı ne olacak?
Trump: Savaş yerine tehdit
Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı François Hollande, New York Times’a verdiği röportajda, Trump’ın doğrudan askeri çatışmalara girmekten ziyade, güç tehdidini ekonomik ve siyasi kazanç elde etmek için kullandığını savundu.
İran’da on binlerce kişinin sokağa çıktığı protestolara atıfta bulunan Hollande, “Eğer İran güvenli ve demokratik bir ülke haline gelirse, bölgede her şey değişir” dedi.
Hollande, “Donald Trump ABD Başkanıdır ve her Amerikan başkanının dünya üzerinde kaçınılmaz bir etkisi vardır” değerlendirmesinde bulundu.
Buna karşın eski Fransız lider, ABD’nin kısa süre önce Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu gözaltına almasına rağmen Trump’ın Grönland’ı fiilen işgal etmesinin ya da ABD’yi geniş çaplı bir askeri çatışmaya sürüklemesinin olası görünmediğini ifade etti.
“Trump savaş başlatan bir lider değil. Güç tehdidini kullanıyor ama fiili kullanımı sınırlı tutuyor” diyen Hollande, Trump’ın bugüne kadar Venezuela’ya kapsamlı bir askeri müdahaleden ya da mevcut yönetimi devirmekten kaçındığını hatırlattı.
“Birden fazla savaş cephesini aynı anda açmak istemiyor. Onun yaklaşımı, çatışmaları ekonomik kazanca dönüştürmek.”
Hollande ayrıca, 2016 seçimlerini kazandıktan sonra Trump’ın kendisini aradığını, görüşmenin Fransa’nın güzelliği, mutfağı ve şaraplarına övgüyle başladığını, ardından Trump’ın ABD’nin Avrupa savunması için yaptığı harcamalardan yakındığını anlattı.
Gümrük tarifeleri: Ekonomik silah
Ticaret cephesinde uzmanlar, Trump’ın gümrük tarifelerini temel baskı aracı olarak kullanmayı sürdüreceği görüşünde. Trump, geçtiğimiz yıl 100’den fazla ülkeyi kapsayan geniş çaplı tarifeler uygulayarak yaklaşık bir asırdır görülmemiş bir adım atmıştı.
Dünya Bankası’nın eski Başkanı Robert Zoellick’e göre Trump, gümrük tarifelerini askeri müdahaleye kıyasla daha düşük maliyetli ve daha etkili bir baskı aracı olarak görüyor. Zoellick, dünyanın geri kalanının bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak zorunda kalacağını belirtiyor.
Enerji dosyası: Yeni kırılma hattı
Enerji, Davos’taki en hassas başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. ABD’li enerji uzmanı Megan O’Sullivan, dünya enerji ihtiyacının hâlâ yüzde 80’den fazlasının fosil yakıtlara dayandığını, büyük güçler arasındaki rekabetin bu alanda giderek sertleştiğini vurguluyor.
O’Sullivan’a göre Ukrayna savaşı sonrası enerji yeniden temel bir jeopolitik araç haline geldi ve petrol; Venezuela’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan birçok dosyada belirleyici rol oynuyor.
Çin ve İran
Çin’in, yapay zekâ ve ileri teknolojilere yaptığı büyük yatırımlarla küresel teknolojik güç konumunu daha da pekiştirmesi bekleniyor. Pekin yönetiminin ticari nüfuzunu özellikle Küresel Güney ülkelerinde genişletmesi de Davos’ta yakından izlenen başlıklardan biri.
İran ise 2026 yılına, para birimindeki sert değer kaybı ve yüksek enflasyonun tetiklediği geniş çaplı halk protestolarıyla girdi. Davos’ta, İran’da olası bir rejim değişikliğinin Orta Doğu dengelerini nasıl etkileyeceği sorusu masadaki yerini koruyor.
Trump’ın Davos konuşması ve ABD iç siyaseti
AFP’ye göre Trump’ın Davos’taki ana konuşması büyük ölçüde ABD iç politikasına odaklanacak. Hayat pahalılığı, “altın çağ” vaatlerine rağmen Amerikalı seçmenlerin en büyük tepkisini çekmeye devam ediyor. Cumhuriyetçi Parti ise Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde ciddi bir riskle karşı karşıya.
Beyaz Saray’dan bir yetkili AFP’ye yaptığı açıklamada, Trump’ın konut maliyetlerini düşürmeye yönelik yeni girişimler açıklayacağını ve ABD ekonomisini küresel büyümenin zirvesine taşıyan programını tanıtacağını söyledi.
79 yaşındaki Trump’ın, konut almak isteyenlere emeklilik birikimlerini peşinat olarak kullanma imkânı tanıyacak planlar açıklaması bekleniyor.
CNN’in geçen hafta yayımladığı bir ankete göre Amerikalıların yüzde 58’i Trump’ın ikinci döneminin ilk yılını, özellikle ekonomik açıdan başarısız buluyor.
NATO, Grönland ve artan gerilim
Trump, Davos’ta, Grönland’ı Danimarka’dan alma yönündeki girişimine destek vermemeleri halinde gümrük tarifeleriyle tehdit ettiği Avrupalı NATO liderleriyle de aynı ortamda bulunacak.
Bu tehditler, Batı merkezli ekonomik düzenin temel direklerinden biri olan NATO’nun geleceğine dair soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.
Gazze ve “Barış Konseyi”
Bazı raporlara göre Trump, Gazze savaşının ardından bölgenin yönetimini üstlenecek “Barış Konseyi”nin ilk toplantısını Davos’ta yapmayı değerlendiriyor. Ayrıca petrol zengini Venezuela’nın, ABD’nin askeri operasyonuyla Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun devrilmesinin ardından nasıl bir yola gireceği de kulislerde tartışılıyor.
Trump’ın, geçen yılki video konuşmasında “güzel Davos” diye nitelediği bu Alp kasabasında, yoğun gündeme rağmen kısa bir mola vermesi de bekleniyor.
Dünya Ekonomik Forumu
1971 yılında kurulan Dünya Ekonomik Forumu, her yıl yüzlerce siyasetçi ve iş dünyası liderini bir araya getirerek Davos’u bir hafta boyunca küresel bir konferans merkezine dönüştürüyor.
Bu yılki forumun ana teması ise: “Diyalog ruhu.”