BAE barışçıl nükleer tesislerin uluslararası düzeyde daha güçlü korunması için çağrıda bulundu
Birleşik Arap Emirlikleri, barışçıl amaçlarla kullanılan nükleer tesislerin uluslararası düzeyde daha güçlü şekilde korunması çağrısında bulunurken, Barakah Nükleer Enerji Santrali'nin güvenliği ve dayanıklılığını bir kez daha vurguladı.
BAE'nin çağrısı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu'nun olağanüstü toplantısında Dışişleri Bakanlığı Enerji ve Sürdürülebilirlik İşlerinden Sorumlu Yardımcı Bakanı Abdullah El Baluşa tarafından yapılan konuşmada dile getirildi.
Toplantı, Irak topraklarından gönderilen insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve Barakah Nükleer Enerji Santrali'ni hedef alan saldırıların ardından düzenlendi. Saldırılardan birinin santralin iç güvenlik çevresinin dışında bulunan bir elektrik jeneratörüne isabet ettiği, ancak herhangi bir yaralanma ya da radyasyon güvenliği açısından olumsuz bir durumun yaşanmadığı belirtildi.
Olağanüstü toplantı, Mısır, Ürdün, Fas ve Suudi Arabistan'ın talebi üzerine gerçekleştirildi. Bu adımın, barışçıl nükleer tesislerin korunmasına ve uluslararası nükleer güvenlik çerçevesinin bütünlüğünün muhafaza edilmesine yönelik ortak kararlılığı yansıttığı ifade edildi.
Abdullah El Baluşa konuşmasında, sivil nükleer altyapıyı hedef alan terör saldırılarını en sert ifadelerle kınadıklarını belirtti.
Bu saldırıların tehlikeli bir tırmanış anlamına geldiğini, kabul edilemez bir ihlal oluşturduğunu ve ülkenin güvenliğine yönelik doğrudan tehdit niteliği taşıdığını söyledi.
El Baluşa, barışçıl amaçlarla faaliyet gösteren nükleer enerji santrallerinin hedef alınmasının uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletler Şartı'nın ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu vurguladı.
Ayrıca bu tür saldırıların siviller, çevre ve bölgesel ile uluslararası güvenlik açısından ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekti.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın ilkeleri ve ilgili uluslararası anlaşmaların, barışçıl nükleer tesislerin korunmasını ve bunların güvenliğinin herhangi bir düşmanca eylem veya askeri tehdide maruz bırakılmamasını zorunlu kıldığını belirtti.
El Baluşa, olağanüstü toplantının yalnızca BAE'yi hedef alan saldırıyla ilgili olmadığını, aynı zamanda uluslararası nükleer güvenlik sisteminin güvenilirliği ve bütünlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Ciddi Riskler Taşıyor
Barışçıl nükleer tesislere yönelik saldırıların ciddi riskler içerdiğini belirten El Baluşa, bu tür eylemlerin ulusal sınırları aşabilecek insani, çevresel ve ekonomik sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Radyolojik herhangi bir etkinin meydana gelmemiş olmasının saldırının ciddiyetini azaltmadığını vurgulayan El Baluşa, Barakah Nükleer Enerji Santrali'nin güvenli ve istikrarlı şekilde faaliyet göstermeye devam ettiğini söyledi.
Yetkili kurumların saldırıya derhal müdahale ettiğini ve UAEA denetim sistemi çerçevesinde en yüksek uluslararası standartlara uygun tüm güvenlik önlemlerini uyguladığını belirtti.
Tüm reaktör ünitelerinin güvenli durumda kaldığını, radyasyon seviyelerinin normal sınırlar içinde olduğunu ve herhangi bir radyolojik etkinin tespit edilmediğini ifade etti.
El Baluşa, yaşanan olayın Barakah Santrali'nin dayanıklılığını ve güvenlik kapasitesini ortaya koyduğunu belirterek, BAE'nin nükleer güvenlik, emniyet ve denetim alanlarında en yüksek standartlara bağlılığını yineledi.
BAE Tüm Haklarını Saklı Tutuyor
BAE, olağanüstü toplantının düzenlenmesine destek veren Mısır, Ürdün, Fas ve Suudi Arabistan'a teşekkür etti.
Ayrıca saldırı sonrasında dayanışma gösteren üye ülkelere şükranlarını sunarken, BAE ile dayanışmayı ve barışçıl nükleer tesislerin düşmanca eylemlerden korunmasının önemini vurgulayan ortak bir bildiri yayımlanmasına yönelik girişimleri memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Abdullah El Baluşa, BAE'nin güvenliği ve egemenliğinin korunması konusunda hiçbir taviz vermeyeceğini belirterek, ülkenin her türlü tehdit, iddia veya saldırgan eyleme karşı egemenlik, hukuk, diplomasi ve askeri alanlardaki tüm haklarını saklı tuttuğunu söyledi.
Bu hakların, uluslararası hukuk çerçevesinde ülkenin egemenliğini, ulusal güvenliğini, toprak bütünlüğünü ve vatandaşları ile ülkede yaşayanlar ve ziyaretçilerin güvenliğini korumayı amaçladığını ifade etti.
Konuşmasının sonunda uluslararası topluma, sivil nükleer altyapıya yönelik terör saldırılarını kınama ve barışçıl nükleer tesislerin korunmasına yönelik çabaları güçlendirme çağrısında bulundu.
Ayrıca enerji güvenliği, sürdürülebilir kalkınma ve refah açısından önemli katkılar sağlayan barışçıl nükleer enerji kullanımına duyulan güvenin korunmasının önemine dikkat çekti.
BAE, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na tam desteğini yineleyerek, ajans ve üye ülkelerle birlikte dünya genelinde en yüksek nükleer güvenlik, emniyet ve denetim standartlarının geliştirilmesi için çalışmayı sürdüreceğini belirtti.
UAEA'dan BAE'ye Övgü
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı üyesi ülkeler de BAE'nin saldırı sonrası sergilediği sorumlu ve şeffaf yaklaşımı takdir ettiklerini açıkladı.
Üye ülkeler, BAE'nin UAEA ile yürüttüğü yakın ve yapıcı iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirirken, uygulanan güvenlik önlemlerinin en yüksek nükleer emniyet standartlarına uygun olduğunu belirtti.
Ayrıca bunun, BAE'nin bölgesel ve uluslararası düzeyde şeffaflık ve sorumluluk ilkelerine olan güçlü bağlılığını yansıttığını vurguladılar.
Öte yandan UAEA Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi, hafta başında Birleşik Arap Emirlikleri'ni ziyaret ederek Barakah Nükleer Enerji Santrali'nde incelemelerde bulundu ve BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed Al Nahyan ile görüştü.
Söz konusu ziyaretin, BAE'nin barışçıl nükleer programına yönelik uluslararası güveni teyit ettiği ve ülke ile UAEA arasındaki stratejik ortaklığın gücünü ortaya koyduğu belirtildi.