Altın 2025’e damga vurdu! Son 46 senenin en yüksek getirisini sağladı
2025’te ons altın, faiz indirimi beklentileri, merkez bankalarının altın alımları ve süren jeopolitik risklerin etkisiyle yıl boyunca yukarı yönlü seyrini korudu. Yıl sonunda yüzde 64,2’lik yıllık kazançla 1979 sonrası en güçlü performans kayda geçti.
2025 yılı, altın piyasasında rekorların peş peşe geldiği bir dönem olarak kayıtlara geçti. Altının onsu, yılı yatırımcısına yüzde 64,2 getiriyle tamamlayarak 1979’dan bu yana kaydedilen en yüksek yıllık kazanca imza attı. Bu performansla birlikte ons altın, 1979’da görülen yüzde 126,5’lik artıştan sonraki en güçlü yıllık yükselişini yaşamış oldu.
Fed Faiz İndirimi Süreci ve Talebi Besleyen Başlıklar
Yükselişte öne çıkan başlıklar arasında ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı faiz indirimi süreci dikkat çekti. Fed’in faiz indirimlerine başlaması ve geçen sene toplamda 75 baz puanlık faiz indirimi yapması, altın fiyatları üzerinde destekleyici bir zemin oluşturdu. Bu yıl için de Fed’in iki faiz indirimine gideceği öngörülürken, ABD Başkanı Donald Trump’ın agresif şekilde faiz indirimini savunmasının da altına talebin güçlü kalmasına katkı verdiği değerlendirildi. Buna ek olarak büyük merkez bankalarının altın alımları ve dünya genelindeki jeopolitik gelişmeler de ons altındaki yukarı yönlü seyrin başlıca unsurları arasında yer aldı.
Jeopolitik Risklerle Öne Çıktı
Emtia piyasasında “güvenli liman” özelliğiyle öne çıkan altın, jeopolitik risklerin devam ettiği bir tabloda alım ağırlıklı seyrini korudu. Rusya-Ukrayna gerilimi sürerken, ABD ile Venezuela arasında tırmanan gerilim son dönemde özellikle altının fiyat hareketleri üzerinde etkili oldu. Öte yandan Donald Trump’ın politikalarının ülke ekonomisini nasıl etkileyeceğine dair endişeler de yatırımcıların ons altın tarafına yönelmesine neden olurken, merkez bankalarının alımlarını sürdürmesi yükselişte önemli rol oynadı. Talebi artıran bir başka gelişme olarak da Hindistan emeklilik düzenleyici kurumuna ait fonların yüzde 1’inin onaylı altın ve gümüş ETF’lerine ayrılabilmesine izin verilmesi öne çıktı.

2.623 Dolardan 4.313 Dolara
Yıla 2 bin 623 dolardan başlayan altının onsu, yıl boyunca alış ağırlıklı bir seyir izledi. Aylık bazda bakıldığında ons altın; ocakta yüzde 6,67, şubatta yüzde 2,17, martta yüzde 9,26, nisanda yüzde 5,26, mayısta yüzde 0,03, haziranda yüzde 0,41 arttı. Değer kaybettiği tek ay olan temmuzda yüzde 0,39 gerileyen ons altın, takip eden aylarda yeniden yükselişini sürdürerek ağustosta yüzde 4,8, eylülde yüzde 11,9, ekimde yüzde 3,7, kasımda yüzde 5,4, aralıkta yüzde 2,1 değer kazandı. Aralık ayında 4 bin 549,94 dolarla rekor tazeleyen ons altın, yılı 4 bin 313 dolardan tamamladı.
Analist Görüşleri "Temel Göstergeler Yükseliş Yönlü"
Finansal hizmetler şirketi Capital.com Kıdemli Finansal Piyasalar Analisti Kyle Rodda, yükselişte birden fazla unsurun etkili olduğunu belirterek ABD faiz indirim beklentileri, jeopolitik riskler, Fed’in bağımsızlığına yönelik tehditler, küresel mali koşullar ve ABD’nin ticaret politikası başlıklarını öne çıkardı. Rodda, bu faktörlerin bir bölümünün yapısal nitelik taşıdığını vurgulayarak, merkez bankalarının rezervlerini dolar varlıklarından uzaklaştırıp çeşitlendirme amacıyla altın alımı yaptığını ifade etti. Rodda’ya göre, kısa vadeli görünüm politikalarla bağlantılı seyrederken, olası ters yönlü hareketlerin de politikalardaki değişimlerden kaynaklanabileceği; buna rağmen teknik göstergeler aşırı alım bölgesine işaret etse bile altın için temel göstergelerin yükseliş yönlü kaldığı belirtildi.
Avustralya merkezli KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer da merkez bankalarının, dolardan uzaklaşarak çeşitlendirme amacıyla altın satın almaya devam ettiğini söyledi. Waterer, traderların altını para birimlerinin değer kaybetmesi endişelerine karşı korunmak için cazip bir seçenek olarak gördüğünü, bu nedenle altının yatırımcılar tarafından değer saklama aracı olarak olumlu karşılandığını dile getirdi. Waterer ayrıca Fed’in 2026’da faiz oranlarını düşürmesinin beklendiğini, buna paralel olarak Fed’in faiz indirimine devam edeceğine yönelik beklentiler ve özellikle jeopolitik risklerin sürmesi nedeniyle altının yatırımcılar açısından cazip bir varlık olarak öne çıktığını ifade etti.