Donald Trump Venezüella'yı ABD'nin 51. eyaleti yapacağını açıkladı
Donald Trump Venezüella'yı ABD'nin 51. eyaleti yapma planını Truth Social üzerinden duyurdu. 40 trilyon dolarlık petrol rezervi ve ilhak sürecinin detayları haberimizde.
ABD Başkanı Donald Trump, 40 trilyon dolarlık petrol rezervine sahip Venezüella'yı "51. Eyalet" olarak birliğe katma niyetini ilan ederek küresel jeopolitik dengeleri sarsan süreci başlattı.
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda Venezüella haritasını Amerikan bayrağı renklerine boyanmış şekilde paylaşarak ülkenin ABD'ye bağlanacağını duyurdu. Trump, Fox News kanalına yaptığı açıklamada bu adımı "ciddi şekilde" düşündüğünü ve Venezüella'nın devasa petrol kaynaklarının ABD stratejik çıkarları için kritik olduğunu vurguladı.
Azim Mutlak operasyonu ve Maduro sonrası süreç
2026 yılının başında gerçekleştirilen "Azim Mutlak" operasyonu ile Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından Venezüella'da yönetim boşluğu oluşmuştu. ABD yönetimi, terör ve uyuşturucu ticareti suçlamalarıyla yargılanan Maduro’nun yerine Delsy Rodriguez’in geçici başkanlığını tanımıştı. Mart 2026’da diplomatik ilişkilerin yeniden tesisiyle birlikte, Washington’un Karakas üzerindeki denetimi doğrudan ilhak tartışmalarına evrildi.
Ekonomik veriler ve petrol odaklı büyüme
Venezüella ile ABD arasındaki ticaret hacmi 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 22,7 artarak 3,29 milyar dolara ulaştı. VenAmCham verilerine göre, bu ticaretin yüzde 96,5'ini ham petrol ihracatı oluşturuyor. Trump, 40 trilyon dolar değer biçtiği rezervlerin Amerikan enerji egemenliğini perçinleyeceğini savunurken, bölgedeki Rusya ve Çin nüfuzuna karşı bu hamleyi zorunlu görüyor.
Anayasal engeller ve uluslararası tepkiler
ABD Anayasası'nın 4. maddesi uyarınca bir bölgenin eyalet olabilmesi için Kongre onayı ve ilgili halkın rızası gerekiyor. Geçici Başkan Delsy Rodriguez, egemenlik vurgusu yaparak ilhak planına karşı çıksa da, Trump yönetimi "geçici yönetim" modelini kalıcı bir eyalet yapısına dönüştürmek için yasal hazırlıklara başladı. Plan; Grönland ve Kanada'ya yönelik benzer söylemlerin ardından Trump'ın en somut yayılmacı hamlesi olarak nitelendiriliyor.