Trump’ın “Önce Amerika” dönemi piyasaları salladı! Dolar Euro karşısında eridi
Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü ve “Önce Amerika” mottosuyla şekillenen “yeni nesil” dış politika yaklaşımının küresel piyasalarda yarattığı belirsizlik, doların geleceği üzerinden yeni bir tartışma dalgası başlatırken, avro dolar karşısında güçlenme
Küresel piyasalarda, Trump yönetiminin dış politika çizgisiyle birlikte yükselen belirsizlik ve doların yönüne dair artan soru işaretleri, avro/dolar paritesi üzerinde yukarı yönlü baskıyı güçlendirdi. Gün içinde 1,199 seviyesini gören parite, TSİ 21.30 itibarıyla 1,197 seviyesinde dengelendi. Bu hareketlilik, yatırımcıların sadece döviz kurlarını değil, aynı zamanda küresel risk algısını ve rezerv para tartışmalarını da daha yakından izlediği bir döneme işaret etti.
Dolar Endeksi 4 Yılın En Düşük Seviyesinde
Doların başlıca para birimleri karşısındaki seyrini ölçen dolar endeksi, Japon finans piyasasındaki kırılganlığın etkisiyle son 4 yılın en düşük seviyesi olan 96,5 puanın altına geriledi. Aynı süreçte, ABD dolarının avro, İsviçre frangı, Japon yeni, Kanada doları, İngiliz sterlini ve İsveç kronu karşısında değer kaybettiği görüldü. Doların zayıfladığı tabloda dikkat çeken bir diğer başlık ise İngiliz sterlini oldu; sterlin, Ekim 2021’den bu yana dolar karşısındaki en yüksek seviyesine ulaştı.
Analistler, paritedeki yükselişin arka planında Trump yönetiminin gümrük tarifeleri ve Grönland krizi gibi başlıklardaki öngörülemez tavrının, müttefik ülkeleri alternatif arayışına ittiğini vurguluyor. Buna ek olarak, zayıf gelen ABD ekonomik verileri, ABD Merkez Bankası (Fed) bağımsızlığına yönelik tartışmalar ve kamu maliyesine ilişkin endişelerin de dolar üzerinde baskıyı artırdığı belirtiliyor. Uzmanlar, doların 2024 sonundan bu yana avro karşısında yüzde 14 değer kaybettiğini hatırlatırken, düşüşün yalnızca ticaret savaşları ile sınırlı olmadığına, ABD’nin küresel güvenlikteki geleneksel rolünden uzaklaşmasıyla da ilişkilendirildiğine dikkat çekiyor.
Analistler, dolar satışlarının farklı nedenlerle yoğunlaşabileceği konusunda uyarılarını sürdürürken, ABD’de yeni devlet tahvillerinin ihracı, Fed’in faiz kararı ve yaklaşan hükümetin kapanması gibi başlıkların risk iştahını etkileyebileceğine işaret ediyor. Bu risklerin aynı anda gündemde olması, piyasalarda doların seyrine yönelik hassasiyeti daha da artırıyor.
Piyasaların odağında, ABD’li teknoloji devleri Microsoft, Meta, Tesla ve Apple bulunuyor. Bu şirketlerin hafta içinde açıklayacağı finansal sonuçlar yakından izlenirken, beklentilerin karşılanamaması halinde hisse satışlarının hızlanabileceği ve bunun dolar üzerinde ek baskı yaratabileceği öngörülüyor. Yatırımcıların, bilançoların küresel risk algısını ve doların kısa vadeli yönünü nasıl etkileyeceğine dair pozisyon aldığı aktarılıyor.
Piyasalarda “Kur Müdahalesi” Beklentisi
Analistler, Fed New York şubesinin ticari bankalardan güncel yen-dolar döviz kurlarını talep ettiğine yönelik haberlerin ardından piyasalarda hareketliliğin arttığına dikkat çekiyor. “Kur kontrolü” (rate check) olarak anılan bu nadir önlemin, olası bir piyasa müdahalesinin habercisi olarak değerlendirildiği belirtiliyor. ABD ve Japonya’nın döviz piyasasına yönelik olası koordineli müdahalesi ihtimali, yatırımcıların tedirginliğini artırırken, iki ülkenin ortaklaşa doların değerini düşüreceği beklentisinin varlık satışlarını hızlandırdığı kaydediliyor.
Japon Yatırımcıların ABD Tahvillerinden Çıkışı Belirsizliği Artırıyor
Süreçteki “faiz kontrolü” uygulamalarının belirsizliği derinleştirdiği ifade ediliyor. Japonya’nın mali durumuna ilişkin endişelerin artmasıyla son dönemde bu ülkedeki tahvil getirilerinin yükselmesi, yen üzerindeki baskıyı artırdı. Yatırımcıların, sermayelerini daha yüksek getirili yurt içi tahvillere kaydırmak amacıyla ABD menkul kıymetlerini elden çıkardığı gözleniyor.
Dünyadaki en büyük ABD hazine tahvili sahibi konumunda bulunan Japonya’da, emeklilik fonları gibi büyük yatırımcıların satışları tahvil fiyatlarını aşağı çekerken getirilerin yükselmesine yol açıyor. Bu durumun, ABD hükümeti için borçlanma maliyetlerinin artması riskini beraberinde getirdiği değerlendiriliyor.
Analistler, Donald Trump’ın zayıf dolar hedefine de dikkat çekiyor. Güçlü dolar ve zayıf yen dengesinin Japon şirketlerine ABD’ye daha uygun maliyetle ihracat yapma imkânı sağladığı hatırlatılırken, bu rekabet avantajının ABD’nin ithalat vergilerinin etkisini hafifletmesi nedeniyle Washington yönetiminin yenin aşırı zayıflamasına karşı koyma eğiliminde olduğu belirtiliyor. Geçmişte zayıf doların ekonomik avantajlarını sık sık dile getiren Trump’ın, güçlü bir para biriminin prestijli görünmesine rağmen zayıf bir para birimiyle daha fazla kazanç sağlanabileceğine yönelik vurgularının, mevcut değer kaybının Trump’ın ekonomi politikalarıyla örtüştüğü yorumlarını güçlendirdiği aktarılıyor.
Öte yandan avro, 1999 yılında piyasaya sürüldüğünde 1 avro 1,17 dolar seviyesindeydi. Bu tarihten sonra avro, dolar karşısında hızlı bir değer kaybı yaşadı ve Ekim 2000’de avro/dolar 0,82 dolara kadar geriledi. 2002-2008 döneminde ise avro yeniden dolara karşı değer kazandı; parite 2008’de 1,6 seviyesine çıkarak rekor kırdı.