Seçil Erzan davasında gerekçeli karar açıklandı
"Yüksek karlı gizli fon" davasında gerekçeli karar açıklandı; mahkeme, Seçil Erzan’ın Fatih Terim’e yönelik eylemini "dolandırıcılık" değil "güveni kötüye kullanma" kapsamında değerlendirdi
Seçil Erzan davasında gerekçeli karar açıklandı. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 260 sayfalık kararında, kamuoyunda “yüksek karlı gizli fon” olarak bilinen süreçte eylemler tek tek incelendi; Fatih Terim bölümünde suç vasfının “güveni kötüye kullanma” olduğuna işaret edildi.
Mahkeme, “nitelikli dolandırıcılık” suçunu neden görmedi?
Gerekçeli kararda, sanığın banka müdürü olmasının tek başına “banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” için yeterli olmadığı vurgulandı. Kararda, “Bankada müdür olarak çalışan sanığın bankada sadece özel müşterilere ve üst düzey banka yöneticilerine yüksek faiz getirisi veren gizli-özel bir hesabının bulunduğunu söyleyip yüksek tutarlı faiz ödeyerek katılanlardan elden teslim edilmek suretiyle yüksek faiz ödeme vaadiyle para toplaması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın bankanın mutat bir faaliyeti kapsamında bankayı temsilen hareket etmemesi ve suçun işlenmesi sırasında bankanın herhangi bir maddi varlığının kullanılmaması karşısında sırf banka müdürü olmasının, mağdurlardan elden alınan paranın banka veya kredi kurumunun dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanıldığının kabulü için yeterli olmayacağı da gözetildiğinde sanığın eylemlerinin 'banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık' suçunu oluşturmayacağı değerlendirilmiştir.” tespitine yer verildi.
Kararda “bankacılık zimmeti” yönünden de daha önce kovuşturmaya yer olmadığı kararı bulunduğu, bu nedenle usulen bu suçtan yargılama yapılamayacağı aktarıldı. Ayrıca “bankacılık sistemine girmiş bir para yok” değerlendirmesiyle, “Sanığın fiilinin zimmet yerine dolandırıcılık olarak nitelendirilmesinin nedeni suçun bankaya yönelik değil mağdurlara yönelik ve onların zararına işlenmiş olmasıdır.” denildi.
“İradeleri sakatlandı” tespiti ve sistemin işleyişi
Gerekçeli kararda, Erzan’ın katılanlara fonun yüksek getirili olduğunu, herkesin alınmadığını ve fonun Fatih Terim adına olduğunu anlattığı; paranın döviz üzerinden yatırıldığı ve “bankanın genel merkezine fiziken götürüldüğü, elden alındığını ve oradan sisteme sokulduğu, bu nedenle de uygulamadan görünmediğini” söylediği kaydedildi. Bu anlatımın ardından kararda, “Genel olarak katılanların iradelerini sakatladığı anlaşılmıştır.” ifadeleri kullanıldı.
Mahkeme, bazı müştekilere başlangıçta yüksek iade yapılarak güvenin pekiştirildiğini; daha sonra “tekrar kazanacakları vaadiyle” para alındığını ve Nisan 2023’te sistemde ödeme yapılamamasıyla olayın açığa çıktığını aktardı.
Fatih Terim bölümünde suç vasfı neden değişti?
Kararda, Seçil Erzan hakkında Fatih Terim’e yönelik “dolandırıcılık” suçlamasıyla dava açılmış olsa da yargılama sonunda eylemin “güveni kötüye kullanma” kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Mahkeme, Terim’in DenizBank’taki hesap hareketleri ve ifadeleriyle birlikte yaptığı değerlendirmeyi şu alıntıyla aktardı:
"Sanık Seçil Erzan'ın katılan Fatih Terim'den 300 bin dolar ve 400 bin dolar olarak iki parça halinde para aldığını, bu paraları fazlasıyla hesabına yatırdığını savunduğu ancak buna ilişkin olarak herhangi bir belge sunmadığı, sanığın katılandan şoförü vasıtasıyla elden teslim aldığı paraları ne yaptığı sorulduğunda da faiz getirisi olarak dağıttığını savunması karşısında sanığın eyleminin dolandırıcılık suçu değil güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı değerlendirildi."
Arda Turan ve diğer müştekiler: Para trafiği ve artırım gerekçesi
Kararda Arda Turan’a ilişkin bölümde, “Sanığın katılandan 13 milyon 900 bin dolar aldığı, fon getirisi adı altında ancak aslında diğer mağdurlardan aldığı paralardan 6 milyon 400 bin dolarını katılana iade ettiği ve kalan 7 milyon 500 bin dolarını iade etmediği kabul edilmiştir. Dosya kapsamında müşteki tarafından sunulan sanık ile aralarında gerçekleşen görüşmelerden de anlaşılacağı üzere Arda Turan'ın sanık Seçil Erzan'a yatırım amacıyla vermiş olduğu paranın durumunu sorduğu ve sanığın görüşmelerde annesinin hastalığı gibi çeşitli bahanelerle katılana ödeme yapamadığı anlaşılmıştır." tespiti yer aldı.
Mahkeme, Turan’a yönelik eylemde “WhatsApp” konuşma içerikleri ve “iradenin birden fazla kez fesada uğratıldığı” değerlendirmesiyle cezada artırım uygulandığını kaydetti.
Emre Belözoğlu ile ilgili olarak ise, Volkan Bahçekapılı aracılığıyla toplam 4 milyon 292 bin dolar teslim edildiği; Belözoğlu’nun talebi üzerine üzerinde “DenizBank” kaşesi ve ıslak imza bulunan sahte belgeler düzenlendiği, bu belgelerde sanık Asiye Öztürk’ün ıslak imzasının da bulunduğu aktarıldı.
Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu hakkında beraat gerekçesi
Gerekçeli kararda, sanıklar Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan dava açılmış olsa da yeterli delil bulunmadığı için beraat kararı verildiği belirtildi. Dosyadaki BDDK ve MASAK raporları, WhatsApp yazışmaları ve müşteki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların eylemlerden haberdar olduklarına ya da menfaat sağladıklarına dair somut delile ulaşılamadığı ifade edildi.
İstinaf süresi iki hafta
Mahkeme, Seçil Erzan’ı 27 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık”, “özel belgede sahtecilik” ve “güveni kötüye kullanma” suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı. “Özel belgede sahtecilik” yönünden ise eylemlerin tek suç kabul edilmesi, zincirleme suç hükümleri ve artırım gerekçeleri kararda yer aldı.
Gerekçeli kararın tebliğinin ardından tarafların 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf başvurusu yapabileceği bildirildi.