Rus kabusu “İskender-K” NATO’nun hesaplarını bozuyor
Rusya-Ukrayna savaşı sürerken, “İskender-K” füze sistemi, daha çok bilinen balistik “İskender-M” sisteminin yanında tamamlayıcı ancak son derece dikkat çekici bir silah olarak öne çıktı.
Askeri uzmanlara göre NATO açısından asıl risk yalnızca Ukrayna cephesiyle sınırlı değil. “İskender-K” sisteminin uzun menzili, düşük irtifada gizli ilerleme kabiliyeti ve Avrupa genelinde stratejik hedefleri vurma potansiyeli, olası geniş çaplı bir savaş senaryosunda dengeleri değiştirebilir.
Military Watch Magazine değerlendirmelerine göre sistem, 2000’li yılların ortasında hizmete girdi. Balistik versiyon olan “İskender-M”den yaklaşık on yıl sonra devreye alınan platform, alçak irtifadan hassas uzun menzilli saldırılar için geliştirildi.
Sistemin ana mühimmatları olarak M728 ve M729 seyir füzeleri gösteriliyor. Özellikle M729’un 1500 ila 2000 kilometre menzile ulaşabildiği öne sürülüyor. Bu da hareketli rampalardan fırlatıldığında Avrupa içlerindeki birçok stratejik noktaya erişim anlamına geliyor.
Gizlilik Yeteneği En Büyük Avantajı
“İskender-K” ile balistik muadili arasındaki temel fark saldırı biçiminde ortaya çıkıyor. Balistik füzeler çok yüksek hızlara ulaşsa da erken uyarı radarları tarafından daha kolay tespit edilebiliyor. Seyir füzeleri ise yere çok yakın uçuş yaparak arazi yapısını takip ediyor ve karmaşık rotalar izleyebiliyor.
Bu özellik, tespit ve takip sürecini zorlaştırırken hava savunma ağlarındaki boşluklardan yararlanma imkânı da sunuyor. Uzmanlara göre bu durum sistemi, önleyici saldırılar veya yoğun baskı amaçlı eş zamanlı harekâtlar için uygun hale getiriyor.
Ayrıca benzer görevlerde savaş uçakları ya da deniz platformları kullanmaya kıyasla daha düşük maliyetli bir çözüm sunduğu değerlendiriliyor. Fırlatma araçlarının geniş alana yayılabilmesi de imha edilmelerini zorlaştırıyor.
Kaynaklarda sistemin dairesel hata payının 5 ila 10 metre arasında olduğu ve bu nedenle sabit, yüksek değerli hedeflere karşı hassas vuruş kabiliyeti taşıdığı ifade ediliyor.

Küresel Sistemlerle Karşılaştırılıyor
Operasyonel anlayış bakımından sistemin, Çin’in CJ-10 platformu ile ABD’nin Typhon sistemi üzerinde kullanılan Tomahawk füzelerine benzer bir role sahip olduğu belirtiliyor.
Rusya’nın Aralık 2025’te hizmete aldığı iddia edilen orta menzilli balistik “Oreşnik” sistemiyle birlikte bu kapasitenin daha da arttığı ve Avrupa içindeki hedeflere yönelik çift katmanlı saldırı imkânı doğduğu öne sürülüyor.
NATO Savunmaları İçin Yeni Baskı
Analizlere göre savaş nedeniyle birçok NATO ülkesi, Ukrayna’ya hava savunma sistemleri, radarlar, komuta unsurları ve karadan havaya füze desteği sağladı. Bu durumun bazı bölgelerde savunma stoklarını baskı altına aldığı ifade ediliyor.
“İskender-M” sisteminin Ukrayna’da bazı yüksek değerli hava savunma unsurlarını vurduğu yönündeki iddialar da, seyir füzelerinin daha etkili kullanımına zemin hazırlayan unsur olarak gösteriliyor.
Balistik ve seyir füzelerinin birlikte kullanılması halinde, hızlı ve görünür tehditlerle gizli ilerleyen tehditlerin aynı anda savunma sistemlerine yük bindirebileceği değerlendiriliyor. Bu da NATO hava savunmaları açısından karmaşık bir senaryo yaratabilir.
Nükleer Boyut Endişesi
Sisteme ilişkin en büyük kaygılardan biri de taktik nükleer başlık taşıma kapasitesi iddiaları. Böyle bir kabiliyetin varlığı, yalnızca konvansiyonel saldırı değil, caydırıcılık ve kriz yönetimi açısından da önem taşıyor.
Uzmanlara göre “İskender-K”, yalnızca hedef vurma kapasitesi nedeniyle değil, gelecekte Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek herhangi bir çatışmada angajman kurallarını değiştirme potansiyeli nedeniyle de dikkatle izleniyor.