NATO kritik bir yol ayrımında! Askeri olarak güçlü siyasi olarak sarsılan bir ittifak
Kuzey Atlantik İttifakı’nın kuruluşunun 77. yılında yapılan kutlama, geleneksel bir yıldönümünden çok, modern tarihin en köklü askeri ittifaklarından biri için derin bir muhasebe anını yansıttı.
İttifak askeri açıdan açık bir üstünlüğünü korurken, bu kez bizzat Washington’un, özellikle de ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük ettiği benzeri görülmemiş siyasi şüpheler yükseliyor. Bu durum, güç ile güvenilirlik arasındaki hassas dengeyi gerçek bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Bu değerlendirme, "National Interest" dergisine göre yapıldı.
Askeri sağlamlık ile siyasi kırılganlık arasındaki bu çelişki, NATO’nun mevcut açmazını özetliyor. Buna göre ittifak, kapasite açısından belki de hiç olmadığı kadar güçlü, ancak içinden gelen sorgulamalar karşısında da belki hiç bu kadar açık hale gelmemiş durumda.
Caydırıcılık üzerine kurulan, güvenle ayakta duran ittifak
NATO, 1949 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulduğundan bu yana basit bir denklem üzerine inşa edildi: ortak taahhüt yoluyla caydırıcılık. Washington Antlaşması’nın 5. maddesi de bu denklemi yansıtıyor; ortak savunma taahhüdü, ittifakın varlığının temelini oluşturuyor.
Ancak bu taahhüt, yalnızca kaç kez devreye sokulduğuyla ölçülmüyor. Nitekim bu madde, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından yalnızca bir kez uygulandı. Esas ölçüt, düşmanların müttefiklerden önce bu taahhüdün ciddiyetine ne kadar inandığı oluyor.
Son haftalarda ABD söyleminde ittifaka yönelik belirgin bir sertleşme görüldü. Trump, İran’la savaş nedeniyle deniz trafiğinin aksadığı Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için Washington’un yürüttüğü çabalara destek vermedikleri gerekçesiyle NATO müttefiklerini sert sözlerle eleştirdi.
ABD Başkanı, müttefikleri ülkesinin sağladığı güvenlik şemsiyesinden yararlanmakla, ancak yükün adil kısmını üstlenmemekle suçladı. “Truth Social” platformundaki paylaşımında, “ABD olmadan NATO sadece kâğıttan bir kaplandır” dedi ve bazı üye ülkeleri “korkak” olarak niteledi. Bu sözler geniş yankı uyandırdı.
Bu sert çıkış, Avrupa’dan operasyona katılmayı reddeden tutumların ardından geldi. Birkaç Avrupa ülkesi, İran’la yaşanan çatışmanın ittifakın görev alanına girmediğini vurgulayarak deniz gücü göndermedi. Bazı ülkeler ayrıca ABD uçaklarına hava sahası kullanımında kısıtlamalara gitti.
Bu yaklaşım, NATO’yu coğrafi sınırları dışındaki askeri operasyonları destekleyen bir yapıdan ziyade bölgesel bir savunma ittifakı olarak gören geleneksel Avrupa anlayışını yansıtıyor.
Trump ise buna karşılık, ABD’nin ortak güvenlik yükünün en büyük kısmını taşımayı sürdürmesinin anlamını sorguladı ve bu yaklaşımın devam etmesinin “NATO’nun geleceği açısından çok kötü olacağı” uyarısında bulundu. Bu açıklamalar, yük paylaşımı ve savunma harcamaları konusundaki tekrarlanan eleştirilerinin devamı niteliğinde oldu.
Macron, ittifakın içinin boşaltılmasına karşı uyardı
Bu açıklamalar, başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere Avrupa liderleri arasında büyüyen bir kaygıya yol açtı. Macron, ABD’nin savunma taahhütlerine ilişkin kamuoyu önünde ve sürekli biçimde şüphe yaratılmasının, ittifakın özünü zedeleyebileceği uyarısında bulundu.
Macron, ABD gibi merkezi bir ülkenin bağlılığı konusunda şüphe yayılmasının, ortak caydırıcılığın inandırıcılığını zayıflattığını ve ittifakı stratejik içeriğinden arındırdığını belirtti.
Bu kaygılar, Trump’ın Danimarka’ya bağlı bir bölge olan Grönland hakkında yaptığı açıklamalarla daha da arttı. Trump, ulusal güvenlik gerekçesiyle burayı kontrol altına almak için baskı araçlarının, hatta gücün kullanılmasını dışlamadı. Bu sözler Avrupa’da öfkeli tepkilere ve ortak savunma ilkesinin zedelenebileceğine dair uyarılara yol açtı.
Bu sırada ittifakın rakipleri de içerideki uyum ya da bölünme işaretlerini yakından izliyor. Savunma taahhütlerindeki herhangi bir belirsizliğin, caydırıcılığın sınırlarını test etmeye teşvik edebileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
İran’la savaşın etkileri fiilen NATO sınırlarına da yaklaşmaya başladı. İttifaka ait hava savunma sistemleri, özellikle Türkiye yakınlarında, NATO hava sahası civarında bazı mermileri engelledi. Bu durum, bölgesel çatışmaların ittifakın coğrafi alanına ne kadar hızlı taşınabildiğini ortaya koyuyor.
Tarihi genişleme ve savunma harcamalarında artış
Siyasi gerilimlere rağmen NATO, Soğuk Savaş sonrası döneme kıyasla dikkat çekici bir askeri üstünlüğünü sürdürüyor. Finlandiya ve İsveç’in katılımıyla 32 üyeli hale gelen ittifak, Ukrayna savaşı ve artan Rus tehdidi algısının tetiklediği stratejik bir genişleme yaşadı.
Avrupa’daki savunma harcamalarında da belirgin bir artış görüldü. Üye ülkelerin büyük bölümü, savunmaya gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2’sini ayırma hedefine ulaştı ya da buna yaklaştı. Önümüzdeki yıllarda daha fazla artış planları da bulunuyor. Trump, bu gelişmeleri ABD baskısına bağlayarak, bunların ittifak içinde yük paylaşımında yeniden denge kurulmasına katkı sağladığını savundu.
Kongre ve Cumhuriyetçiler ittifakı savunuyor
ABD iç siyasetinde ise NATO’dan çekilmeye yönelik herhangi bir girişim yasal sınırlamalarla karşı karşıya. Kongre tarafından kabul edilen düzenlemeler, başkanın böyle bir kararı yasama organının onayı olmadan almasını zorlaştırıyor. Bu da ittifakın Amerikan stratejisindeki önemine dair geniş bir farkındalığı yansıtıyor.
NATO’ya verilen destek yalnızca Demokrat Parti ile sınırlı kalmadı. Önde gelen bazı Cumhuriyetçi isimler de ittifakı savundu. Senatör Tom Tillis, müttefiklerin “korkak” olarak tanımlanmasını reddederek, çekincelerinin askeri operasyonlar konusunda yeterli istişare yapılmamasından kaynaklandığını söyledi.
Temsilciler Meclisi üyesi Don Bacon da NATO’nun “tarihin en başarılı ittifakı” olmaya devam ettiğini vurguladı. ABD’nin gücünün, özellikle Çin, Rusya ve İran gibi büyük meydan okumalar karşısında, ittifaklarının gücüyle yakından bağlantılı olduğunu ifade etti.
Yeni on yılda birlik sınavı
Analistler, NATO içinde caydırıcılığın etkinliğinin büyük ölçüde üyeler arasındaki karşılıklı güvene bağlı olduğunu ve bu güvenin aşınmasının, resmi taahhütlerde değişiklik olmasa bile ittifakın özünü zayıflatabileceğini düşünüyor.
İttifak 78. yılına girerken, liderleri iki yönlü bir meydan okumayla karşı karşıya bulunuyor: gergin uluslararası ortamda birlik görüntüsünü korumak ve özellikle en güçlü üyesinden kaynaklanan süregelen şüpheler karşısında iç siyasi bölünmeleri kontrol altına almak. NATO geçmişte birçok krizi aşmayı başardı, ancak mevcut dönem, geleceği ve uluslararası güvenlik dengelerinin yeniden şekillenmesindeki rolü açısından belirleyici bir sınav gibi görünüyor.