Macron'dan Trump'a Versay'da 'Akşam Yemeği Diplomasisi'
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, G7 müttefikleriyle gerilim yaşayan ABD Başkanı Trump'ı masaya döndürmek için tarihi Versay Sarayı'nda özel bir akşam yemeği planlıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, G7 müttefikleriyle gerilim yaşayan ABD Başkanı Donald Trump'ı masaya döndürmek için tarihi Versay Sarayı'nda özel bir akşam yemeği planlıyor. Ancak Trump'ın zirveye katılımı belirsizliğini korurken, bu hamle Paris için hem büyük bir fırsat hem de ciddi bir diplomatik risk barındırıyor.
Fransa, bu yıl dönem başkanlığını yürüttüğü G7 Liderler Zirvesi öncesinde diplomatik sınırlarını zorluyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, son dönemde diğer G7 üyeleriyle ilişkileri giderek gerginleşen ABD Başkanı Donald Trump'ı uluslararası arenaya yeniden entegre edebilmek amacıyla dikkat çekici bir adım attı. Macron, Amerikalı mevkidaşını XIV. Louis tarafından inşa edilen 17. yüzyıldan kalma yaldızlı Versay Sarayı'nda görkemli bir akşam yemeğine davet etti.
15-17 Haziran tarihleri arasında Fransız Alplerinin eteklerindeki Evian-les-Bains tatil kasabasında düzenlenecek olan G7 zirvesi için Paris yönetimi halihazırda ciddi tavizler vermiş durumda. Macron, zirvenin tarihlerini, Trump'ın 80. doğum günü olan 14 Haziran'da Beyaz Saray'da düzenleyeceği karma dövüş sanatları (MMA) etkinliğine katılabilmesi için özel olarak esnetmişti. Buna rağmen, Trump'ın zirveye katılıp katılmayacağı henüz kesinleşmiş değil.
"Katılması İçin Yalvarıyor"
Versay Sarayı'ndaki özel yemeğe başka hiçbir G7 liderinin davet edilmediği belirtilirken, bu hamlenin zamanlaması da stratejik bir anlam taşıyor. Fransız basınına konuşan kaynaklara göre Macron, 4 Temmuz'da gerçekleştirilecek olan ABD'nin bağımsızlığının 250. yıldönümü kutlamaları öncesinde, iki ülke arasındaki ortak tarihi mirası kullanarak Trump'ı etkilemeyi hedefliyor.
Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkili, Versay davetinin kendilerine ulaştığını doğruladı. Ancak yetkilinin kullandığı ifadeler, Washington'ın bu davete yaklaşımını gözler önüne serdi: "Macron gerçekten gelmek istiyor, katılması için ona yalvarıyor." Aynı yetkili, sürecin belirsizliğine dikkat çekerek, "Trump'ın G7 zirvesine katılıp katılmayacağına henüz karar vermediğini" sözlerine ekledi.
Elysee Sarayı ise Versay davetiyle ilgili sessizliğini koruyor. Organizasyon komitesine yakın bir Fransız yetkili, Macron'un Trump'ı diğer liderler gibi zirve marjında ikili bir görüşme için ağırlayabileceğini belirterek, "Bu karşılamanın formatı henüz belirlenmedi. Ziyaretin henüz teyit edilmesi gerekiyor." açıklamasında bulundu.
G7 İçindeki Çatlaklar ve İran Krizi
Trump'ın G7 masasına oturma konusundaki isteksizliğinin temelinde, müttefiklerle yaşanan derin görüş ayrılıkları yatıyor. Özellikle İran ile olan çatışma süreci, Washington ile diğer başkentler arasındaki ipleri iyice germiş durumda. Mart ayı başlarında İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın sunduğu askeri destek teklifine çok sert tepki gösteren Trump, krizin yönetiliş biçimi nedeniyle Japonya dışındaki tüm G7 üyelerini kapsayan NATO'yu da defalarca hedef almıştı.
Bu gergin atmosferde Trump'ın Fransa'ya gitmeme ihtimali, Paris'te ciddi bir endişe kaynağı. Fransız basınına konuşan bir kaynak, olası bir reddin yaratacağı etkiyi şu sözlerle özetledi: “Trump’ın yokluğu Macron için büyük bir utanç kaynağı olur ve ABD yönetiminin bu çok taraflı toplantıların faydası konusunda şüphelerini dile getirdiği bir dönemde G7 zirvesinde soğuk bir atmosfer yaratır.”
Uzmanlar İkiye Bölündü: Altın Fırsat mı, Büyük Risk mi?
Macron'un "akşam yemeği diplomasisi", uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından farklı açılardan değerlendiriliyor. Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Pierre Verlos, bu daveti Trump'ı uluslararası masaya geri getirmek için "altın bir fırsat" olarak görüyor. Verlos'a göre bu adım, Fransa'nın G7 içindeki stratejik rolünü koruma arzusunun olumlu bir yansıması.
Verlos, Versay buluşmasının Fransa'ya, Hürmüz Boğazı gibi hassas bölgelerde askeri ve güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesi yönündeki taleplerini Trump'a iletme şansı vereceğini belirtiyor. ABD yönetiminin bu sembolik yakınlaşmayı göz ardı edemeyeceğini savunan Verlos, Trump'ın da bu görkemli daveti hem Amerikan hem de uluslararası kamuoyu nezdinde kendi imajını güçlendirmek için kullanabileceğini ifade ediyor.
Öte yandan, Paris Stratejik Siyasi Çalışmalar Enstitüsü'nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Thomas Gomart, tablonun o kadar da iyimser olmadığı görüşünde. Trump'ın davete icabet etme ihtimalini çok düşük bulan Gomart, arka plandaki askeri anlaşmazlıklara dikkat çekerek, "Fransa'nın Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlama misyonunda ABD müttefiklerine katılmaması, onu katılmaya ikna etme girişimlerini zorlaştırıyor" değerlendirmesini yaptı.
Gomart'a göre Macron şu an gerçek bir diplomatik risk alıyor. Trump'ın yokluğunun büyük bir diplomatik başarısızlık olacağını vurgulayan Gomart, böyle bir senaryonun Fransa'nın uluslararası arenadaki güvenilirliğini zayıflatacağı gibi, Fransız yönetiminin Amerikan politikalarını yönlendirmedeki etkisinin ne kadar sınırlı olduğunu da tescilleyeceğini belirtiyor.