Küresel ekonomi savaşın etkilerinden nasıl kurtulur?
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi, küresel ekonomi üzerinde ağır bir baskı oluştururken, etkilerin çatışma süresini aşabileceğine dair endişeler artıyor.
Uluslararası Para Fonu tahminlerine göre küresel büyümenin bu yıl yüzde 3,4’ten yüzde 3,1’e gerilemesi bekleniyor. Petrol ve gaz akışının kesintiye uğramasının gelecek yıla sarkması halinde büyümenin yüzde 2’ye kadar düşebileceği öngörülüyor.
Prof. Dr. Gita Gopinath Foreign Policy’de yayımlanan analizde, IMF’nin temel senaryosunun krizin kısa sürede sona ermesine dayandığını ancak mevcut koşullarda bunun gerçekçi görünmediğini belirtti.
Gopinath, bu “en iyi senaryonun” riskleri tam yansıtmadığını, krizin uzaması halinde küresel ekonomide daha sert bir yavaşlama yaşanabileceğini vurguladı.
Olumsuz Senaryo ve Küresel Etkiler
Negatif senaryoya göre petrol fiyatlarının ortalama 100 dolar seviyesine çıkması büyümeyi yüzde 2,5’e düşürebilir. Fiyatların 110 dolara yükselmesi halinde ise küresel büyümenin yüzde 2’ye kadar gerileyebileceği, bunun tarihsel olarak nadir görülen bir seviye olduğu ifade ediliyor.
Krizden ülkelerin etkilenme düzeyi farklılık gösteriyor. Enerji ihracatçısı ülkeler kısmen avantaj sağlarken, özellikle düşük gelirli ithalatçı ülkeler artan enerji ve gıda fiyatları nedeniyle çift yönlü baskı altında kalıyor.
Enerji krizinin etkisi yalnızca petrol ve gazla sınırlı kalmıyor. Petrokimya ürünlerinde yaşanan fiyat artışları, özellikle Asya’da üretim maliyetlerini yükseltti. Gübre fiyatlarının artması ise önümüzdeki dönemde gıda fiyatlarının yükselmesine zemin hazırlıyor.
Ulaşım ve Turizmde Zincirleme Etki
Artan yakıt maliyetleri nedeniyle birçok havayolu şirketi uçuşlarını azaltmak zorunda kalırken, bazı ülkeler enerji sektöründe olağanüstü hal ilan etti. Bu durum, enerji şoklarının ne kadar hızlı şekilde diğer sektörlere yayıldığını ortaya koyuyor.
Buna rağmen Gopinath, mevcut durumun henüz küresel bir resesyona dönüşmediğini, ancak finansal koşulların kötüleşmesi veya enerji altyapısının daha fazla zarar görmesi halinde risklerin artacağını ifade etti.
En kırılgan ekonomiler arasında Sri Lanka, Pakistan ve Nigeria gibi IMF programına bağlı ülkeler öne çıkıyor. Bu ülkeler, artan enerji maliyetleri ve turizm gelirlerindeki düşüş nedeniyle ciddi sarsıntılarla karşı karşıya kalabilir.
Krizden Çıkış İçin Yol Haritası
Gopinath, ülkelerin enerji bağımsızlığını artırmaya odaklanması gerektiğini vurgulayarak yenilenebilir enerji yatırımlarının ve elektrik altyapısının güçlendirilmesinin kritik olduğunu belirtti.
Ayrıca tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve stratejik geçiş noktalarına bağımlılığın azaltılması, yeni dönemin öncelikli politikaları arasında yer alıyor.
Küresel ticaret sisteminin ise hâlâ görece dayanıklı olduğu ifade ediliyor. World Trade Organization kuralları çerçevesinde gerçekleşen ticaretin yüzde 70’i aşması, geniş çaplı korumacılık dalgası riskini sınırlıyor.
Öte yandan krizden kazançlı çıkan ülkeler de bulunuyor. United States enerji üretimindeki gücünü artırırken, Russia yükselen petrol fiyatlarından fayda sağlıyor. Ancak her iki ülke için de yapısal zorluklar ve jeopolitik riskler gündemde kalmayı sürdürüyor.