İsviçreli uzman Victor J Willi İran ve Körfez krizini değerlendirdi
İsviçreli uzman Victor J. Willi Körfez'deki İran saldırılarının küresel ekonomik risklerini ve nükleer silahlanma tehdidini Al-Ain News'e açıkladı.
İsviçre Ortadoğu Enstitüsü Direktörü Victor J. Willi Körfez bölgesinde tırmanan gerilimin küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerini ve İran'ın nükleer stratejisindeki yeni dönemi Al-Ain News'e değerlendirdi.
İsviçre Ortadoğu Enstitüsü Direktörü Victor J. Willi Körfez bölgesinde İran tarafından gerçekleştirilen stratejik hamlelerin çatışmayı bölgesel bir boyuta taşıma amacını taşıdığını ifade etti. Tahran yönetiminin ABD ve İsrail ile yaşadığı doğrudan gerilimi Körfez geneline yayarak uluslararası sistem üzerinde ekonomik bir baskı unsuru oluşturduğu vurgulanıyor.
Şubat 2026 döneminden itibaren enerji piyasalarında gözlemlenen sert fiyat dalgalanmaları bu stratejinin bir sonucu olarak nitelendiriliyor. Willi'ye göre İran askeri olarak kazanamayacağı bir çatışmayı küresel ekonomi için katlanılamaz bir maliyete dönüştürerek diplomatik koz elde etmeyi hedefliyor.
Ekonomik Baskı ve Küresel Piyasa Dinamikleri
Körfez bölgesindeki istikrarsızlık enerji hatlarının güvenliğini doğrudan tehdit ederek küresel finans piyasalarında türbülansa yol açıyor. İran'ın baskı alanını genişleterek küresel ekonomik aktörleri kendi stratejik hesaplarına dahil etmeye çalıştığı belirtiliyor. Bu durum enerji arz güvenliği konusunda uluslararası toplumu yeni bir krizle karşı karşıya bırakıyor.
Kuzey Kore Modeli ve Nükleer Riskler
İran'ın gelecekte daha izole ve sert bir yapıya bürünme riski taşıdığı kaydedildi. Willi Tahran'ın Kuzey Kore benzeri bir sisteme evrilerek nükleer kapasiteyi nihai bir caydırıcılık aracı olarak görmeye başlayabileceği uyarısında bulundu. Bölgedeki diğer güçlerin de benzer savunma mekanizmalarına yönelmesiyle Ortadoğu'da tamamen yeni bir güvenlik mimarisinin oluşabileceği öngörülüyor.
İsviçre’nin Tarafsız Arabuluculuk Rolü
Avrupalı tarafsız devletlerin doğrudan askeri veya jeopolitik bir baskı gücü bulunmasa da diplomatik kanalların açık tutulmasındaki kritik rolleri devam ediyor. İsviçre ve özellikle Cenevre kenti tarafların gizli veya açık diyalog kurabildiği nadir merkezlerden biri olma özelliğini koruyor. Umman arabuluculuğunda Cenevre'de yürütülen görüşmelerin gerilimi düşürme potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor.