İsrail'in risklerle dolu İran-ABD anlaşmasına ilişkin çekinceleri
İsrail, İran ile ABD arasında olası anlaşmaya ilişkin iki temel çekince kaydetti. Bunlardan biri Tahran’la, diğeri ise Lübnan’la ilgili.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü detaylarını aktardığı muhtemel anlaşmayı görüşmek üzere pazar akşamı daraltılmış güvenlik kabinesini topluyor.
İsrailli yetkililerden sızan bilgiler ve muhalefet liderlerinin açıklamaları, şekillenmekte olan anlaşmadan memnun olunmadığını ortaya koydu.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’nun siyasi kaynaklara dayandırdığı habere göre Netanyahu, güvenlik kurumlarının değerlendirmeleriyle uyumlu şekilde İran tarafının zaman kazanmaya ve süreci uzatmaya çalıştığını düşünüyor. Ayrıca İran’ın mevcut uzlaşmaz tavrının iki ay sonra yeniden ortaya çıkacağından endişe ediliyor.
Al Ain News tarafından aktarılan haberde, İsrail’in kaygılarının iki temel noktada yoğunlaştığı belirtildi. Bunlardan ilki, nükleer programla ilgili temel meselelerin ertelenerek daha sonraki aşamalarda ele alınması. Bu durum, nihai kararın 60 gün daha ertelenmesi anlamına geliyor.
Haberde, “İran tarafı bu ertelemeyi askeri seçenekleri sınırlandırmak için bir fırsat olarak görüyor. Bu da fiilen İran’ın nükleer tesislerine yönelik koordineli askeri saldırı seçeneğinin yakın vadede devre dışı bırakılması anlamına geliyor. Başbakan Benjamin Netanyahu uzun süredir bu seçeneği güçlü şekilde savunuyordu” denildi.
Ayrıca Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu ülke dışına çıkarmayı kabul ettiğine ilişkin haberlerin İsrail tarafından son derece önemli görüldüğü ancak diğer kritik dosyaların ikinci aşama müzakerelerine bırakılmasının Tel Aviv’de derin endişe yarattığı kaydedildi.
Haberde İsrail’in ikinci büyük endişesinin ise İran ile yapılacak ateşkes anlaşmasının Lübnan cephesindeki güvenlik düzenlemeleriyle doğrudan ilişkilendirilmesi olduğu belirtildi.
“İsrailli yetkililerin farklı cephelerin birbirinden tamamen ayrılması gerektiğini defalarca vurgulamasına rağmen sızdırılan mutabakat taslakları, Lübnan sahasının artık bu bölgesel düzenlemelerin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Bu durum İsrail’in, bölgede silahlı unsurların bundan yararlanmasını engellemek amacıyla mevcut ABD yönetimiyle birlikte değiştirmeye çalıştığı yeni bir siyasi ve güvenlik gerçekliği dayatıyor” ifadeleri kullanıldı.
Anlaşmanın maddeleri neler?
İsrail’in Kanal 12 televizyonu, anlaşmanın temel maddelerini şu şekilde sıraladı:
- 60 günlük mutabakat zaptı.
- Bu süre boyunca Hürmüz Boğazı ücretsiz olarak açık kalacak ve İran, gemi geçişlerinin serbest şekilde yapılabilmesi için boğaza yerleştirdiği mayınları kaldıracak.
- Buna karşılık ABD, İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldıracak ve İran’ın 60 gün boyunca petrolünü serbestçe satabilmesi için bazı geçici yaptırım muafiyetleri tanıyacak.
- Lübnan savaşının sona ermesi: Hizbullah anlaşmaya uyarsa İsrail de uyacak.
“Kötü anlaşma”
Bu çerçevede İsrail gazetesi Maariv, haberini “İsrail, ABD ile İran arasındaki anlaşma taslağını yakından izliyor: Eğer doğruysa, bu çok kötü” başlığıyla yayımladı.
Gazete, Al Ain News tarafından incelenen haberinde, “İsrail son 24 saat içinde ABD ile İran arasındaki anlaşma taslağını artan bir dikkatle takip etti. Resmi sessizliğin arkasında büyük bir endişe var” ifadelerini kullandı.
Haberde, ayrıntılara hâkim İsrailli kaynakların, “Eğer bunlar gerçekten anlaşmanın ana hatlarıysa, bu İsrail açısından son derece kaygı verici bir gelişmedir” dediği aktarıldı.
Ayrıca, “Şu aşamada siyasi kanat kamuoyu önünde sessizliğini korumaya özen gösteriyor. Başbakan Benjamin Netanyahu cumartesi günü koalisyon liderlerini gelişmeler hakkında bilgilendirdi ve gece saatlerinde ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. Bu gece daraltılmış hükümet toplantısının yapılması planlanıyor. Buna rağmen siyasi-güvenlik kabinesindeki bakanlar henüz düzenli bir bilgilendirme almadı” denildi.
Maariv’in aktardığı bir kabine bakanı ise, “Eğer bu doğruysa, çok kötü” ifadelerini kullandı.
Gazete, İsrail’in temel endişesinin anlaşma taslağında ortaya çıkan öncelik sıralaması olduğunu belirtti. Buna göre önce ateşkes, Hürmüz Boğazı’nın açılması ve İran ekonomisine rahatlama sağlanıyor, ardından nükleer dosya yeniden müzakereye açılıyor.
Haberde, “Amerikan desteği alan Pakistan önerisi, 60 günlük ateşkesin uzatılmasını, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını, İran limanlarına yönelik ablukanın kaldırılmasını, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını ve Lübnan cephesinde ateşkesin imzalanmasını içeriyor. Ortaya çıkan ayrıntılara göre ancak ikinci aşamada nükleer program hakkındaki görüşmeler ‘kaldığı yerden’ devam edecek” ifadelerine yer verildi.
Gazete, “İsrail bunu bir uyarı işareti olarak görüyor. İsrail’in değerlendirmesine göre İran, nükleer alanda geniş kapsamlı taahhütlerde bulunmadan önce stratejik kazanımlar elde edebilir. Bunlar arasında deniz yollarının açılması, ekonomik tavizlerin hafifletilmesi, varlıkların çözülmesi ve askeri baskının azaltılması yer alıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Uzun süreç
İsrailli bir kaynak ise, “Endişe, İran’a zaman, para ve bölgesel sakinlik sağlayan ancak nükleer ve terör kapasitesini gerçek anlamda ortadan kaldırmayan bir anlaşmadan kaynaklanıyor” dedi.
Kaynak, “İsrail özellikle nükleer görüşmelerin ‘kaldığı yerden devam edeceği’ ifadesinden kaygı duyuyor. İsrail bu formülün, nükleer programın gerçekten tasfiye edilmesine değil, yeni ve uzun bir müzakere sürecine kapı aralayabileceğini düşünüyor” ifadelerini kullandı.
Gazete ayrıca Lübnan dosyasının da ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirterek, “Ortaya çıkan ayrıntılara göre mutabakat taslağı, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın sona ermesini ve Lübnan ile İsrail arasında Amerikan-İran destekli diyaloğu da içeriyor. İsrail, bu maddenin Hizbullah’ın askeri gücünü ve Lübnan’daki siyasi konumunu büyük ölçüde koruyarak savaştan çıkmasına yol açacak yeni bir gerçeklik oluşturmasından endişe ediyor” dedi.
Haberde ayrıca, “Hizbullah son aylarda ağır darbeler almış olsa da hâlâ binlerce füzeye sahip, geniş bir askeri altyapıyı koruyor ve İran’ın desteğiyle gücünü yeniden inşa etmeye çalışıyor” ifadeleri yer aldı.
Maariv, haberini şu değerlendirmeyle sonlandırdı:
“İsrail, Trump’ın enerji piyasalarını istikrara kavuşturacak ve geniş çaplı bölgesel savaş riskini azaltacak hızlı bir diplomatik başarı elde etmeye kararlı olduğunu biliyor. İsrail’in endişesi ise böyle bir anlaşmaya ulaşmak uğruna krizin merkezindeki konunun, yani İran’ın nükleer programının yeniden geri plana itilmesi.”
İsrail nasıl hareket edecek?
İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, ABD Başkanı Donald Trump’ın şekillenmekte olan anlaşmaya İsrail’in çekincelerine rağmen verilecek İsrail yanıtına işaret etmek için “Netanyahu, ondan ne istersem onu yapacak” sözlerini hatırlattı.
Gazete, “İsrail, üç ay önce İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek, balistik füze üretimini durdurmak ve imha etmek, ayrıca İran rejimini devirmek umuduyla ABD ile birlikte savaşa girdi. Başbakan Benjamin Netanyahu’nun yeniden savaş beklentisine rağmen Başkan Trump, en azından şimdilik diplomasiyi tercih etti” ifadelerini kullandı.
Gazze’ye yeniden saldırı mı?
İsrail’in Kanal 12 televizyonu, anlaşmanın fiilen imzalanması halinde İsrail’in Gazze’deki savaşa dönebileceğini bildirdi.
Kanalın yorumcusu Dana Weiss, “Anlaşma, şekillendiği söylenen şartlarla imzalanırsa Netanyahu, Trump’tan ‘yenilgiyi asla kabul etme, her zaman zafer ilan et’ ilkesini öğrenecek. İran cephesi ve kuzey cephesi (Lübnan) tamamlandıktan sonra güney cephesiyle (Gazze) ilgilenmek mümkün olabilir. Trump’ı, Gazze’de yalnızca askeri darbenin ilerleme sağlayacağına ve yirmi maddelik planın uygulanmasını mümkün kılacağına ikna etmek de mümkün olabilir. Trump açısından Gazze sahasının, İran’la savaş kadar kendisini ve seçmenlerini etkilemediğini hatırlamak önemlidir” dedi.
Weiss, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasında açık bir iletişim kanalı bulunduğunu ancak Trump’ın çevresindekilerin Netanyahu’nun tutumunu ve uygulamayı bildiği baskıyı çok iyi bildiğini belirtti.
Weiss, “Netanyahu’nun saldırıların devamını istediğini ve ortak gücün tamamını kullanırsak enerji tesisleri ile altyapıya saldırarak rejimin çöküşünü sağlayabileceğimizi düşündüğünü zaten biliyorlar” dedi.
Buna karşın Weiss, “Trump ile Netanyahu arasında açık bir hat olsa bile başkanın çevresindeki birçok kişi, müzakereler söz konusu olduğunda Netanyahu’yu verimsiz bir faktör olarak görüyor. Trump’ın kulağı için gerçek bir rekabet var. İsrail başka bir ses ama belirleyici ses değil” ifadelerini kullandı.
Muhalefet de memnun değil
İsrail muhalefeti de Washington ile Tahran arasında şekillenen anlaşmadan memnun değil.
Muhalefetteki Mavi Beyaz Partisi lideri Benny Gantz, X platformunda yaptığı açıklamada, “Lübnan’da ateşkesin İran ile yapılacak bir anlaşmanın parçası olarak kabul edilmesine hiçbir koşulda izin verilmemeli” dedi.
Gantz, “Lübnan’da ateşkesin İran ile yapılacak anlaşmanın bir parçası olarak kabul edilmesi, bedelini gelecek yıllarda ödeyeceğimiz stratejik bir hata olur” ifadelerini kullandı.
Gantz, “Tam da bu durumda İsrail, ABD’ye ‘hayır’ demelidir” değerlendirmesinde bulundu.
Eski Savunma Bakanı ve muhalefetteki İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Lieberman ise X platformunda, “7 Ekim 2023’ün başbakanı, İsrail Devleti’ni muz cumhuriyetine çevirdi” dedi.