İran son kozunu oynuyor: Husiler Yemen’i savaşın uçurumuna sürüklüyor
İran, Yemen’deki Husi milislerini Orta Doğu’daki savaş sahasına sürmeden önce bir ay bekledi.
İran ile Lübnan’daki Hizbullah’ın bir tarafta, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in diğer tarafta yer aldığı savaş ikinci ay eşiğini aşarken, Husi milislerinin çatışmaya dahil edilmesi kararının neden geciktiğine ve bunun Tahran’ın kritik bir aşamaya geldiğinin işareti olup olmadığına dair sorular artıyor.
Bir gazetecinin öldürülmesi, Müslüman Kardeşler’in Yemen’in Taiz kentindeki güvenlik kaosuna verdiği desteği ortaya koyuyor
Husi milisleri cumartesi günü Güney İsrail’i hedef alan bir füze fırlattı. Siyasi araştırmacıların değerlendirmelerine göre bu Husi müdahilliği, gruba siyasi ya da sahadaki anlamda somut bir kazanç sağlamayacak; aksine, önceki çatışma turlarının da gösterdiği gibi, grubun kabiliyetleri ve lider kadrosu açısından büyük kayıplara yol açabilir. Önceki turlar, grubun telafi edemediği, hükümetindeki üyeler de dahil olmak üzere binden fazla kişinin ölümüne neden olmuştu.
Araştırmacılar, Husilerin savaşa 7 Ekim 2023 sonrasında dahil olduğuna dikkat çekiyor. O dönemde, Gazze’de Hamas ve Lübnan’da Hizbullah üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla çatışmaya katılmaya karar vermişlerdi. Gözlemciler, Husilerin İsrail yönüne fırlattığı füzeyi, grubun yönetebileceği ya da sonuçlarına katlanabileceği geniş çaplı bir savaşa gerçek bir katılım olmaktan çok, “sembolik ya da sınırlı bir müdahale”, yani üzerindeki baskıyı azaltma veya görev savma amaçlı bir adım olarak değerlendiriyor.
Husiler, Yemen tarafından gruba İran’a hizmet edecek herhangi bir askerî maceranın Yemen’i ekonomik ve insani açıdan felaket sonuçlara sürükleyebileceğine dair yapılan tüm uyarıları da hiçe saydı. Yemen’in resmî tutumu, “Husi milislerinin İran rejimini savunmaya katılmasının, ancak bu asi rejimin artan askerî ve siyasi baskıyı azaltmak için vekillerini yeni cepheler açmaya itmesi bağlamında açıklanabileceğini; bunun da bu milislerle İran’ın bölgedeki yıkıcı projesi arasındaki organik bağı gösteren yeni bir kanıt olduğunu” vurguladı.
Maliyet paylaşımından daha ağır bir bedel
Husilerin İran savaşı hattına girmesinin anlamına ilişkin olarak siyaset araştırmacısı Enes el-Halidi, “Asıl anlam füzenin kendisinde değil, İran’ın bölgedeki kolları aracılığıyla çatışma alanını genişletmesinde yatıyor” dedi. El Ain Haber’e konuşan Halidi, “Husi milisleri, İran’ın karar alma merkezinden uzak baskı araçlarından birini temsil ediyor. Bu zamanda kullanılmaları, İran’ın maliyeti dağıtma ve bir manevra alanı elde etmek için rakibini çoklu cepheler üzerinden dağıtma isteğini yansıtıyor” diye açıkladı.
Halidi, “Husilerin müdahalesinin muhtemel maliyeti daha yüksek olacak; bu da liderlik kadrosunun ve askerî kapasitelerin daha geniş çaplı hedef alınmasının önünü açacak, ayrıca uluslararası izolasyonu derinleştirecek ve belki de ritmi kontrol edilemeyecek tepkileri davet edecektir” görüşünü dile getirdi.
Son baskı kozu
Öte yandan Yemen’deki Taiz Üniversitesi siyaset bilimi öğretim üyesi Abdulkadir el-Hali, Husilerin çatışma hattına girmesinin, “Hürmüz Boğazı’nın stratejik öneminin azalmasıyla” bağlantılı olduğunu düşünüyor. Ona göre, birçok ülkenin stratejik petrol ve doğal gaz stoklarına dayanması sonrasında İran, son baskı kartı olarak Husi milislerine yaslanarak vekil güçlerini yeniden konumlandırıyor.
El-Hali, El Ain Haber’e yaptığı açıklamada, “Yemen’in konumu, İran’a Husiler aracılığıyla Babülmendep üzerinde dolaylı bir etki ve kendisi üzerindeki baskıyı hafifletmek için yeni bir cephe açma imkânı veriyor” dedi. Ayrıca, “Husilerin savaşa girmesi onlara hiçbir siyasi kazanç sağlamayacak; önceki turlarda Gazze sloganını yükselttikleri için içeride halk desteği kazanmışlardı, ancak bu kez durum farklı” diye ekledi.
Şöyle devam etti: “Bu aşamada Husi milisleri, yerel ve bölgesel düzeyde toplumsal desteklerinin önemli bir bölümünü kaybedecek. Çünkü Yemenliler ve hatta Arap toplumları, bu kez savaşa girişlerinin İran’a hizmet etmek ve üzerindeki baskıyı hafifletmek için olduğunu fark etmiş durumda.”
Ayrıca Husi milislerinin çatışmaya dahil olmasının “Yemen’i bir savaş alanına dönüştüreceğini” ve Husilerin bunun bedelini İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri tarafından düzenlenecek füze ve hava saldırılarıyla ödeyeceğini belirtti. Bu saldırıların can kaybı, bina yıkımı ve ekonomik altyapıda büyük hasarlar doğurabileceğini ifade etti.
Son olarak, Husi milislerinin İsrail yönüne füze fırlatmasının, İran’ın ABD ile müzakerelerdeki pazarlık kozlarını güçlendirmek amacıyla “savaş denklemine” dahil olmak anlamına geldiğine dikkat çekti.