İran Savaşı Gölgesinde NATO Krizi: Trump'ın Tehditlerine Rağmen İttifak Neden Çökmüyor?
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran savaşı ve Hürmüz Boğazı krizi üzerinden NATO'ya yönelttiği sert eleştiriler ve ittifakın geleceğine dair son gelişmeler.
İran ile yaşanan savaşın etkileri, 77 yıl önce kurulan NATO içinde derin bir geleceksizlik endişesi yarattı. ABD Başkanı Donald Trump'ın, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda müttefiklerini "ihanet ve eylemsizlik" ile suçlaması, ittifaktan çekilme senaryolarını yeniden gündeme taşıdı. Ancak İngiliz The Guardian gazetesinin değerlendirmesine göre, artan tehditlere rağmen ABD ve Avrupa'nın birbirine duyduğu ihtiyaç nedeniyle NATO'nun çökmesi olası görünmüyor.
Trump'ın ilk başkanlık döneminden bu yana savunduğu savunma harcamalarının artırılması talebi, mevcut krizle birlikte yeni bir boyuta ulaştı. Kongre onayı gerektiren olası bir çekilme kararına dair endişeler, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi acil olarak Washington'a gitmeye zorladı. Politico'ya konuşan Avrupalı bir yetkili, Rutte ile Trump arasında iki buçuk saat süren görüşmenin "hakaret ve tehdit yağmuruna" sahne olduğunu aktardı.
Görüşmenin ardından Trump, eleştirilerini "Truth Social" adlı sosyal medya platformu üzerinden sürdürdü. Ancak ABD Başkanı'nın ittifaktan çekilme niyetini açıkça duyurmaması, müttefik ülkeler arasında geniş çaplı bir rahatlama yarattı.
Beyaz Saray'daki gerilimli görüşmeden bir gün sonra Ronald Reagan Vakfı ve Enstitüsü'nde konuşan Rutte, Avrupa ülkelerini savunma harcamalarını karşılamamakla eleştirdi. Sürece dair bilgi veren bir yetkili, NATO üyelerinin İran'la savaşta ABD'yi destekleme konusunda yavaş kaldığını kabul ederken, Trump'ı "cesur liderliği ve vizyoner düşüncesi" nedeniyle övdü. Aynı yetkili, müttefiklerin 2035 yılına kadar savunma harcamalarını GSYİH'nin yüzde 5'ine çıkarmayı taahhüt etmesini hatırlatarak, NATO'nun Trump'ın kurduğu bu baskı sayesinde varlığını sürdüreceğini ifade etti.
"Kuzey Atlantik Güvenlik Mimarisinde Temel Bir Kırılma"
İttifakın dağılması beklenmese de, Trump'ın NATO'yu "kağıttan kaplan" olarak nitelendirmesi ve Grönland'ı kontrol etme talebi ittifak içinde ahlaki yaralar açmış durumda. Stanford Üniversitesi tarihçisi Francis Fukuyama, yaşanan süreci şu sözlerle özetledi: "İran'la yaşanan mevcut savaşın ve Hürmüz Boğazı ile ilgili krizin, Kuzey Atlantik güvenlik mimarisinde temel bir kırılmayı temsil etmediğini hayal etmek zor."
Dış İlişkiler Konseyi Avrupa Çalışmaları Direktörü Charles Kupchan ise Avrupalı üyelerin, Trump'ın başkanlık süresi dolana kadar ittifakın sürekliliğini sağlamaya çalıştığına dikkat çekti. Washington'ın idealizmden siyasi gerçekçiliğe geçtiğini belirten Kupchan, ABD'nin artık Avrupa ile aynı değerleri paylaşmadığı yönündeki şüphelerin uzun süredir var olduğunu vurguladı. Kupchan, Amerikan halkı arasında NATO'ya yönelik güçlü bir destek bulunduğunu ve Trump'ın düşmanca tutumunun ABD içinde olumsuz bir tepki yaratacağını öngördü.
Avrupa'daki 80 Bin Amerikan Askeri ve Rusya Riski
Trump'ın ikinci döneminin en önemli hedeflerinden biri olan Amerikan küresel etkisini yayma stratejisi, Avrupa'daki askeri varlığa dayanıyor. Kıta genelinde bulunan çok sayıda askeri üs ve 80 bin Amerikan askeri, ABD'nin NATO'dan çekilme ihtimalini zayıflatan en hayati unsurlar olarak öne çıkıyor.
German Marshall Fund NATO uzmanı Kristine Berzina, ittifak içindeki askeri işbirliğinin en yüksek seviyede olduğu bir dönemde Trump'ın saldırılarının zayıflatıcı bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. Berzina, Batı Avrupa ülkelerinin Trump ile bir söz savaşına girmesi ve Beyaz Saray'ı ittifaktan ayrılmaya itmesi halinde, Doğu Avrupa'daki NATO üyelerinin olası bir Rus saldırısına karşı savunmasız kalma riskinin çok daha tehlikeli bir boyuta ulaşacağını belirtti.