İran liderleri servetlerini işte böyle gizliyor
İran halkı ağır ekonomik koşulların yükü altında ezilirken, Tahran liderleri gizlice son derece karmaşık bir finans ağı örüyor. Bu ağ, yaptırımlardan kaçınmayı sınırları ve yasaları hiçe sayan ustaca tasarlanmış bir mühendisliğe dönüştürüyor.
Yeni dini lider Mücteba Hamaney de söz konusu mali ağın dışında değildi. Amerikan “National Interest” dergisinin raporuna göre, 3 milyar dolar olarak tahmin edilen serveti Tahran’daki bankalarda durmuyor. Çoklu vatandaşlıklar, paravan şirketler ve lüks kulelerden oluşan katmanların arkasına gizlenerek dünyanın çeşitli başkentleri arasında dolaşıyor.
Bu sistemin incelenmesi, kıtalar aşan bir “suç modeli”ni ortaya koyuyor. Coğrafi çeviklik ile küresel finans sisteminin açıklarını kullanmadaki hukuki ustalığı bir araya getiren bu model, her altın pasaportu ve her paravan şirketi, kan ve yıkımın bedelini koruyan mali kalenin bir taşına dönüştürüyor.
İş insanı Ali Ansari, bu sistemin merkezinde, gizem imparatorluğu için ideal bir vitrin olarak duruyor. Ansari 1968’de İran’da doğdu ancak küresel faaliyetlerinde İran’a dair bir iz bulmak mümkün değil. Kıbrıs vatandaşı olan Ansari, gerektiğinde cebinde Karayipler’deki Saint Kitts ve Nevis adasından aldığı başka bir pasaportu da taşıyor. Hukuki adresi ise Dubai’deki bir posta kutusundan ibaret.
Bu sanal merkezden hareketle şirketleri Man Adası ve Lüksemburg’a uzanıyor; onun adına Frankfurt’taki lüks Hilton otelleri ile İngiltere, İspanya ve Almanya’daki lüks konut gayrimenkullerini satın alıyor.
Oyun, vatandaşlık satın almakla başladı. Uluslararası kaçakçılık piyasasında stratejik bir metaya dönüşen bu “altın pasaportlar”, suçlulara ve yaptırım altındaki kişilere gerçek kimliklerini, paranın kaynağını sorgulamayan küçük ülkelerin vatandaşlıkları arkasına gizleme imkânı sağlıyor.
Eski dini lider Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani’nin oğlu Hüseyin Şemhani de aynı yoldan gitti. Dominika pasaportunu 100 bin dolar karşılığında alan Şemhani, yaptırımları delme ağlarının beyni olarak aynı Dominika vatandaşlığını kullandı; ancak bu vatandaşlık daha sonra kendisinden geri alındı.
Müttefikleri şaşkına çeviren bir adımla ABD Hazine Bakanlığı, belgelenmiş risklere rağmen geçen şubat ayında Saint Kitts altın pasaportlarına ilişkin uyarısını geri çekti ve daha fazla kirli para için kapıyı aralık bıraktı.
Vatandaşlık maskesinden sonra sıra paravan şirketlere geliyor. Bunlar, İran’ın gizleme cephaneliğindeki en yıkıcı silah olarak öne çıkıyor. Ansari’nin Frankfurt’taki otelleri doğrudan ona ait görünmüyor; Almanya, Hollanda ve Lüksemburg üzerinden uzanan karmaşık bir paravan ağın mülkiyetinde bulunuyor ve sonunda Karayipler’de kimliği belirsiz bir yapıya dayanıyor.
Bu hukuki mühendislik yalnızca Ansari’ye özgü değil. İran, daha sonra Amerikan güçlerini hedef alan insansız hava araçlarında kullanılan yasaklı Amerikan teknolojisini elde etmek için paravan şirketler kullandı. Şemhani ise rejim lehine yasa dışı petrol gelirleri ve nakit paradan oluşan milyarlarca doları aklayan onlarca paravan yapıyı yönetti.
Yetkililer her bir şirketin izini sürdüğünde arkasında başka bir şirket, onun arkasında da bir başkası çıkıyor. Bu labirent, ancak gizlilik cennetlerinin sağladığı sessizlik duvarında sona eriyor.
Paravan şirketler aktarım araçlarıysa, lüks gayrimenkuller nihai durak oluyor. Bunlar, sabit değer, gizli nakit alım ve asgari denetimi bir araya getiren kirli para için güvenli bir sığınak işlevi görüyor.
Altın pasaportlardan paravan şirketlere, lüks kulelerden gizli finans ağlarına uzanan bu sistem, yalnızca belirli bir kişinin servetini korumakla sınırlı kalmıyor; İran’ın savaş makinesini ayakta tutan mali oksijeni de sağlıyor.
Washington rakiplerini takip etmeyi sürdürürken, bu gerçek kaygı verici bir hakikati ortaya koyuyor: Hamaney, Ansari ve Şemhani’nin kullandığı küresel finans sistemindeki açıklar kaçınılmaz bir kader değil, giderilebilir siyasi tercihlerdir.
Vatandaşlık satan ülkelere baskı yapılması, İranlı yetkililerin ve Devrim Muhafızları üyelerinin pasaportlarının derhal iptal edilmesi ve ABD’nin kendi altın pasaport programının kapatılması, bu bataklığı kurutmak için ilk adımlar olacaktır.
Paravan şirketler üzerindeki denetimin, Şirket Şeffaflığı Yasası’nın tam uygulanması ve bu yasayı iptal etmeye yönelik girişimlere direnilmesi yoluyla sıkılaştırılması; Avrupa, Asya ve Orta Doğu’daki dost başkentlerin şüpheli paranın hem konut hem de ticari gayrimenkul sektörlerine akışını engelleyen yasalar çıkarmaya zorlanması, maskelerin düşürülmesi için tek yoldur.