İran bölgedeki vekil güçlerine nasıl silah ulaştırıyor?
Dikkat çekici bir stratejik dönüşüm kapsamında İran, bölgedeki müttefiklerine yalnızca hazır silah vermekle yetinmeyip, bu silahları kendi başlarına üretmeyi de öğretmeye başladı.
Geçtiğimiz haziran ayında yaşanan 12 günlük savaş sırasında düzenlenen hava saldırısında öldürülen İran Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, Tahran’ın vekil güçlerine yönelik yaklaşımını bu sözlerle özetlemişti.
The Times gazetesine göre Hacızade, “Onlara balık vermek ya da balık tutmayı öğretmek yerine, dostlarımıza ve müttefiklerimize olta yapmayı öğrettik. Artık füze kabiliyetlerine ve teknolojilerine sahipler” demişti.
Bu yaklaşım, Yemen’deki Husiler, Lübnan’daki Hizbullah, Gazze’deki Hamas ve Irak’taki İran yanlısı milis grupları, İran teknolojisi ve uzmanlığından yararlanarak yerli silah geliştirebilen yapılara dönüştürdü.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper’a göre son saldırılarda İran’ın askeri altyapısına yönelik 13 bin 500’den fazla hava saldırısı düzenlendi ve bu saldırılar İran’ın askeri altyapısının büyük bölümünü tahrip etti. Bunun ardından Tahran’ın gelişmiş silahları vekillerine güvenilir şekilde ulaştırma ve yeniden tedarik etme kapasitesi ciddi şekilde zayıfladı.
Ancak Hacızade’nin daha önce de belirttiği gibi, vekil güçler artık tamamen İran’dan gelen sevkiyatlara bağımlı değil. Kendi füzelerini ve insansız hava araçlarını üretmeyi öğrenmiş durumdalar. Bu da İran’ın tedarik hatları aksasa bile onlara belirli düzeyde bağımsızlık ve dayanıklılık sağlıyor.
Bu dönüşüm en net şekilde Lübnan Hizbullahı örneğinde görülüyor. Örgütün medya sorumlusu Yusuf ez-Zeyn, 1 Mayıs’ta yaptığı açıklamada Hizbullah’ın fiber optik teknolojisiyle çalışan patlayıcı yüklü insansız hava araçlarını kullanmaya başladığını ve bunların “Lübnan’da üretildiğini” söyledi.
İsrail savunma sistemleri tarafından tespit edilmesi zor olan bu İHA’lar, örgütün taktiklerinde önemli bir değişimi temsil ediyor. Hizbullah bu sistemleri, daha önce temel askeri kapasitesini oluşturan tanksavar füzelerinin yerini kısmen alan “taktik silah” olarak kullanıyor.
Buna karşılık Zeyn, İran yapımı kısa menzilli balistik “Fetih-110” füzelerinin yerini doldurmanın daha zor olduğunu kabul etti ancak yerli İHA’ların bu boşluğun bir kısmını kapattığını belirtti.
Yemen’deki Husiler ise daha ileri giderek ticari yedek parçalar kullanarak “Samad” serisi insansız hava araçlarını geliştirdi.
Bu teknolojinin Ekim 2024’te İsrail’in Eilat kentindeki hedeflere yönelik saldırılarda kullanıldığı bildirildi. Bu durum, Husilerin artık yalnızca silah alan taraf değil, aynı zamanda geliştirme sürecine aktif katılan bir yapı haline geldiğini gösteriyor.
Irak’ta ise İran destekli milis gruplar, Hizbullah veya Husiler kadar yoğun çatışmalara girmediği için silah stoklarını daha az tüketti. Ayrıca İran-Irak sınırından silah sevkiyatının kolay yapılabilmesi ve bunun 2023 yılında İngiliz Typhoon savaş uçakları tarafından da tespit edilmesi, ekipman ve uzmanlık akışının devam ettiğini ortaya koyuyor.
Analist Justin Crump’a göre İran’ın bu gruplara teknoloji transferi artık olgunlaşmış bir süreç haline geldi ve vekil güçlerin kapasitesini Tahran’ın ana kapasitesinden ayırmak giderek zorlaşıyor.
ABD tarafı saldırıların İran’ın balistik füze ve İHA sanayi altyapısının yüzde 85’inden fazlasını yok ettiğini öne sürse de istihbarat raporları Tahran’ın altı haftalık ateşkes sürecini mobil füze rampalarını taşımak ve taktiklerini değiştirmek için kullandığını ortaya koydu.
Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nden Dr. Siddharth Kaushal da İran’ın hâlâ “büyük” bir üretim kapasitesine sahip olduğunu ve kıyı konuşlu seyir füzesi envanterinin “gözle görülür etkiler bırakacak ölçüde vurulmadığını” söyledi.
Uzmanların ortak görüşüne göre İran’ın vekillerini teknik olarak güçlendirme stratejisi, bu grupların yerli üretim silahlarla ayakta kalmasını ve saldırı kapasitesini sürdürmesini sağladı.
Bu nedenle Tahran ve müttefiklerinin oluşturduğu tehdit sona ermiş değil. Aksine, İran’ın teknik mirasının parçalarını taşıyan ve bunları kendi yerel koşullarına göre geliştirebilen silahlı gruplardan oluşan merkezi olmayan bir yapıya dönüşmüş durumda.