İngiltere İran savaşında Washington’a destek için neden gecikti
İngiltere’nin, İran’a yönelik ABD operasyonlarına başlangıçta doğrudan katılmaması ve sonrasında yalnızca Hürmüz Boğazı’ndaki deniz güvenliği için savunma amaçlı askeri varlık konuşlandıracağını açıklaması, Washington–Londra hattında dikkat çekici bir tar
Londra yönetimi, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü korumaya yönelik gelecekteki savunma görevleri kapsamında askeri unsurlar konuşlandıracağını duyurarak, ABD ile ilişkileri onarma mesajı vermeye çalıştı.
ABD Başkanı Donald Trump da bu tavrı sert şekilde eleştirmişti. Trump, İngiltere Başbakanı Keir Starmer için “Churchill değil” ifadesini kullanmış ve Sky News kanalına verdiği röportajda şunları söylemişti:
“Onlardan yardım istediğimizde orada değillerdi. Onlara ihtiyaç duyduğumuzda yoktular… Hala da yoklar.”
Peki Londra neden savaşa gecikmeli ve sınırlı şekilde dahil oldu?

Amerikan'nın Fox News kanlı tarafından aktarılan değerlendirmelere göre bunun arkasında iki kritik rapor bulunuyor. Bunlardan biri askeri uzmanlar, diğeri ise İngiliz parlamentosu tarafından hazırlandı.
Askeri Bilimler Direktörü Matthew Savill’in hazırladığı “İran Savaşı İngiltere’ye sert güç konusunda acı bir ders veriyor” başlıklı raporda, Orta Doğu’da yeni bir savaşın İngiltere’nin küresel rolü konusunda ciddi sorular doğurduğu belirtildi.
Savill, siyasi ve hukuki tartışmaların ötesinde İngiliz ordusunun gerçek kapasitesi ve hazırlık düzeyiyle ilgili sert gerçekler bulunduğunu ifade etti.
Rapora göre İngiltere’ye bölgeye daha fazla askeri güç gönderme ve saldırı operasyonlarına katılma yönünde baskı artsa da hükümetin, öncelikler ve olası sonuçlarla ilgili zor sorulara cevap vermesi gerekiyor.
Savill, İngiltere’nin tamamen pasif kalmadığını da vurguladı. İngiliz savunma unsurlarının, Ürdün ve Irak’ın savunulması sırasında İran’a ait bazı insansız hava araçlarının düşürülmesine katkı verdiğini belirtti.
Ancak rapor, son yıllarda İngiliz ordusunun bölgesel konuşlanmasının ciddi şekilde küçüldüğünü ortaya koydu. Bunun nedenleri arasında bütçe baskıları ve 2025 Savunma Stratejisi kapsamında NATO’ya öncelik verilmesi yer aldı.
Starmer hükümeti savunma harcamalarını 2027’ye kadar milli gelirin yüzde 2,5’ine çıkarma sözü verse de uzmanlar bu yatırımın İngiltere’nin kısa vadede küresel askeri etkisini yeniden kurmak için geç kalmış olabileceği görüşünde.
John Hemmings, İngiliz askeri kapasitesinin son 15 yılda sistematik finansman eksikliği yaşadığını söyledi.
2008 küresel finans krizinden sonra yapılan kesintilerin İngiliz ordusunu “tehlikeli bir gerileme sarmalına” soktuğunu belirtti.

Özellikle Kraliyet Donanması’ndaki küçülme dikkat çekiyor.
Hemmings’in verilerine göre İngiltere’nin küresel güç projeksiyonundaki temel aracı olan donanma, geçmişte 63 savaş gemisine sahipken bugün bu sayı 25’e düştü.
1996 yılında Kraliyet Donanması:
- 22 fırkateyn
- 17 denizaltı
- 15 destroyer
- 3 uçak gemisine sahipti
Bugün ise:
- 7 fırkateyn
- 10 denizaltı
- 6 destroyer
- 2 uçak gemisi bulunuyor.
Raporda ayrıca İngiltere’nin hava savunması, füze sistemleri ve gelişmiş komuta-kontrol teknolojileri gibi yeni nesil kapasitelere yeterli yatırım yapmadığı da ifade edildi.
Geçen ay İngiliz Lordlar Kamarası Uluslararası İlişkiler ve Savunma Komitesi tarafından hazırlanan ikinci raporda ise Washington’a aşırı bağımlılık konusunda uyarılar yer aldı.
Raporda, ABD ile yakın savunma ilişkisinin “İngiltere’nin kendi kapasitesini zayıflattığı ve Washington nezdindeki güvenilirliğini olumsuz etkilediği” savunuldu.
Bu nedenle savunma harcamalarının milli gelirin yüzde 5’ine çıkarılmasını öngören net ve finansman destekli bir plan hazırlanması çağrısı yapıldı.
İngiliz hükümeti son dönemde askeri personel sayısındaki düşüşü tersine çevirmeye başladığını açıkladı.

Ocak 2026 itibarıyla İngiltere Silahlı Kuvvetleri’nin toplam personel sayısının 182 bin 50’ye ulaştığı, bunların yaklaşık 136 bin 960’ının aktif asker olduğu belirtildi.
Hükümet ayrıca Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük savunma bütçesi artışını planladığını duyurdu. Buna göre savunma harcamaları 2027’ye kadar milli gelirin yüzde 2,6’sına çıkarılacak.
Analizlere göre Trump çevresindeki bazı isimler İngiltere’nin İran operasyonlarında yer almamasını iki ülke arasındaki “özel ilişkiye ihanet” olarak görüyor.
Diğer uzmanlar ise bunun, küresel nüfuzunu korumaya çalışan ancak askeri bütçesi daralan orta büyüklükte bir gücün sınırlarını gösterdiğini düşünüyor.