Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Kapalı Kapılar Ardındaki Diplomatik Görüşmeleri
New York Times'ın derlediği bilgilere göre, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in dünya liderleriyle yaptığı kapalı kapılar ardındaki görüşmeler liderlik profiline ışık tutuyor.
Üçüncü başkanlık döneminin yarısından fazlasını geride bırakan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in, dünya liderleriyle gerçekleştirdiği kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin detayları New York Times tarafından gündeme taşındı. Kamuoyu önündeki görünüşleri sıkı protokollere ve siyasi yönlendirmelere tabi olan Xi'nin, özel görüşmelerde uluslararası politikayı Çin imparatorluk yönetiminin mirasıyla ele alan bir "filozof kral" zihniyetine sahip olduğu belirtiliyor. Kendisini kadim bir medeniyetin temsilcisi olarak gören Çin liderinin, muhataplarına siyasi ve felsefi dersler vermeye meyilli olduğu ifade ediliyor.
Obama ve Trump Dönemine İlişkin Görüşmeler
Xi Jinping'in düşünce tarzına dair öne çıkan anlardan biri, 2016 yılının sonlarında Lima'da düzenlenen bir zirvenin oturum aralarında eski ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmeye dayanıyor. ABD seçimlerinde Donald Trump'ın zaferinden haftalar sonra gerçekleşen görüşmede, Ben Rhodes'un anlatımına göre Xi, Amerikalıların "alışılmadık" bulduğu bir karakteri seçmelerine şaşırmış görünüyordu.
Obama'nın Trump'ın yükselişini imalat sektöründeki iş kayıpları ve Çin ile yaşanan ticaret gerilimlerinden kaynaklanan ekonomik hayal kırıklığıyla açıklamaya çalışması üzerine Xi'nin ikna olmadığı ifade edildi. Anlatıma göre Xi, kalemini bırakıp kollarını kavuşturarak, "Olgunlaşmamış bir lider küresel kaosa neden olursa, dünya o zaman sorumlunun kim olduğunu anlayacaktır." yorumunu yaptı.
Xi'nin Trump ile olan görüşmelerinde ise, artan Amerikan istikrarsızlığı karşısında Çin'in istikrarlı ve disiplinli güç imajını güçlendirmeye çalıştığı aktarıldı. Bu süreçte Xi'nin, ekonomik çıkarları koruyan ve ticaret gerilimlerinin patlamasını önleyen bir dengeyi sürdürmeyi hedeflediği belirtildi.
Kanada ve İngiltere Liderleriyle Yaşanan Diyaloglar
Xi Jinping'in orta güçlerin liderleriyle olan ilişkilerinde diplomatik kısıtlamaları azalttığı görülüyor. 2022 G20 zirvesinde Xi, eski Kanada Başbakanı Justin Trudeau'yu özel görüşmelerinin ayrıntılarını medyaya sızdırmakla suçlayarak doğrudan bir tartışma yaşadı. Kaydedilen sahnelerde sakin görünen Çin Devlet Başkanı, bu davranışların "uygunsuz" olduğunu belirterek, saygı ve güven eksikliğinin diyalogdan olumlu sonuçlar beklemeyi zorlaştırdığı uyarısında bulundu.
Aynı yaklaşımın mevcut Kanada Başbakanı Mark Carney ile de tekrarlandığı, Xi'nin görüşmelerin başında net kurallar belirleyerek kamuoyuna yönelik eleştirileri reddettiği ve anlaşmazlıkların kapalı oturumlarda ele alınmasını tercih ettiği ifade edildi.
İngiliz Başbakanı Keir Starmer ile yapılan görüşmede ise Çin-Japon gerilimleri gündeme geldiğinde Xi'nin soğukkanlılığını bir kenara bırakarak duygusal bir tavır sergilediği ve gerilimin tırmanmasından tamamen Japonya'yı sorumlu tuttuğu aktarıldı. Bu durumun, Çin liderliğinin toprak egemenliği konularındaki hassasiyetini yansıttığı belirtildi.
Felsefi Vizyon ve Siyasi Sistemlere Bakış
Çin Komünist Partisi'nin klasik Çin yönetim geleneklerinin bir uzantısı olarak sunduğu Xi, modern zamanların "cennet oğlu" gibi hareket ederek günlük ayrıntılardan ziyade büyük entelektüel konularla meşgul olan bir profil çiziyor. Obama'nın 2014'teki resmi Pekin ziyaretinde, yardımcılarının Güney Çin Denizi gibi hassas konuların konuşulmasını beklemesine rağmen, tartışmanın Batı'nın bireyci toplumları ile Konfüçyüs düşüncesinden ilham alan kolektivist toplumlar arasındaki ilişki etrafında döndüğü belirtildi.
Eski ABD Başkanı Joe Biden, Xi Jinping'in kendisine demokrasilerin 21. yüzyılda hayatta kalamayabileceğini söylediğini aktardı. Xi'nin bu düşüncesini, demokrasilerin karmaşık ve yavaş uzlaşmalara ihtiyaç duymasına, katı ve merkezi sistemlerin ise daha kararlı kararlar alıp hızlı değişimlere ayak uydurabilmesine dayandırdığı ifade edildi.
Rusya ile İlişkiler ve Gelecek Vizyonu
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile olan ilişkisi, Xi'nin küresel rolüne dair vizyonunun bir başka örneği olarak öne çıkıyor. 2023 yılında Moskova'da gerçekleşen veda konuşmasında açık mikrofonlara yansıyan seslere göre Xi, Putin'e dünyanın bir yüzyıldır görülmemiş dönüşümlerden geçtiğini ve bu dönüşümlere birlikte öncülük ettiklerini söyledi.
Pekin'deki bir askeri geçit töreni sırasında kaydedilen bir başka konuşmada ise iki liderin biyoteknolojideki gelişmeler ve insan ömrünü 150 yıla uzatma olasılığı üzerine felsefi bir tartışma yürüttükleri aktarıldı. Tüm bu gelişmeler ışığında, uluslararası sistemin karmaşıklığının "filozof kralın" hırslarının önünde bir engel oluşturup oluşturmayacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor.