Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'den Donald Trump'a Thucydides Tuzağı Uyarısı
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Pekin'de Donald Trump ile gerçekleştirdiği zirvede iki ülkenin "Thucydides tuzağından" kaçınması gerektiğini ifade etti.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Perşembe günü Pekin'de düzenlenen zirvede Amerikalı mevkidaşı Donald Trump ile bir araya geldi. Görüşme sırasında Xi, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yanıtlaması gereken en önemli sorunun, "Thucydides Tuzağı"ndan kaçınıp büyük güçler arasında yeni bir ilişki modeli oluşturup oluşturamayacakları olduğunu belirtti.
Kavramın Anlamı
Amerikan internet sitesi "The Hill"e göre, "Thucydides Tuzağı" kavramı Harvard'lı siyaset bilimci Graham Allison tarafından ortaya atıldı. Bu kavram, yükselen bir güç ile baskın bir güç arasında gerilimlerin tırmanması ve nihayetinde çatışmaya yol açması durumunda savaş riskinin ortaya çıktığını öne sürüyor.
Allison, bu fikri MÖ 5. yüzyılın sonlarına tarihlenen ve Yunan şehirleri Atina ile Sparta arasındaki savaşı konu alan "Peloponez Savaşı Tarihi" adlı kitabında bu kavrama değinen antik Atinalı tarihçi Thucydides'in adından aldı. Harvard Üniversitesi Kennedy Okulu'ndaki Belfer Bilim ve Uluslararası İlişkiler Merkezi'ne göre, Thucydides eserinde, "Atina'nın yükselişi ve Sparta'da yarattığı korku, savaşı kaçınılmaz kıldı" ifadelerine yer verdi.
Amerika ve Çin İlişkilerinde Thucydides Tuzağı
Siyaset bilimci Allison, bu kavramı "Savaşın Kaderi: Amerika ve Çin, Thucydides'in Tuzağından Kurtulabilir mi?" adlı kitabında doğrudan Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiye yöneltti. Allison, tarih boyunca iki gücün bu "tuzağa" düştüğü 16 farklı örneğe işaret etti. Bu örneklerden 12'si savaşla sonuçlanırken, dördünde şiddetten tamamen kaçınıldı.
Tarihten Savaş ve Barış Örnekleri
Kavrama dair yakın tarihli örneklerden biri, baskın güç konumundaki Amerika Birleşik Devletleri ile yükselen güç konumundaki Japonya arasındaki çatışma olarak gösteriliyor. Bu çatışma, Japonya'nın Pearl Harbor saldırısının ardından Amerika Birleşik Devletleri'nin II. Dünya Savaşı'na girmesine yol açtı.
Öte yandan Allison, Sovyetler Birliği'nin yükselişini, süper güç olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin egemenliğinin aksine bir örnek olarak sundu. Bu dönemde iki güç arasında vekalet savaşları yaşanmasına rağmen, savaş tehdidi açık bir çatışmaya dönüşmedi.
Allison'ın savaşla sonuçlanmayan en son örneği ise Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından yükselen Almanya'ya karşı Birleşik Krallık ve Fransa arasındaki çatışma oldu. Bu süreçte Berlin yönetimi, askeri varlığını yeniden geliştirmek yerine barışçıl yollarla ilerlemeyi ve ekonomik gücünü genişletmeyi tercih etti.