The Telegraph: Avrupa Birliği Küresel Krizlere Karşı Birleşik Bir Devlete Dönüşmeli
İngiliz The Telegraph gazetesine göre, artan küresel güvenlik krizleri Avrupa Birliği'ni bağımsız ve birleşik bir devlete dönüşmeye zorluyor.
Uluslararası alanda yaşanan hızlı dönüşümler ve peş peşe gelen güvenlik krizleri, Avrupa Birliği'ni sınırlı etkiye sahip bir ekonomik ve siyasi bloktan, egemen askeri ve ekonomik karar alma yetkisine sahip birleşik bir güce dönüştürme çağrılarının arttığı bir dönemde, Avrupa'yı küresel rolünü yeniden düşünmeye itiyor. İngiliz The Telegraph gazetesinin değerlendirmesine göre; Ukrayna'daki savaş, 7 Ekim Gazze savaşı ve İran'la tırmanan gerilim gibi son krizler, Avrupa Birliği'nin ABD ve İngiltere'ye kıyasla bağımsız bir jeopolitik güç olarak hareket etme yeteneğinden yoksun olduğunu ortaya koydu.
Krizler Karşısında Avrupa'nın Askeri ve Siyasi Kapasitesi
Gazetede yer alan bilgilere göre, Avrupa Birliği son yıllarda meydana gelen büyük olaylar karşısında birden fazla kez hazırlıksız yakalandı ve bu olaylara hızlı veya etkili bir yanıt vermekte başarılı olamadı. Ukrayna'da savaşın patlak vereceğini öngören ve Kiev'e erken destek sağlayan ABD ve İngiliz istihbaratı olurken, Avrupa Birliği tereddütlü ve zayıf bir görünüm sergiledi. Teorik olarak büyük ordulara sahip olmalarına rağmen Avrupa ülkeleri, Ukrayna'ya küçük bir barış gücü dahi sağlayamadı ve Kızıldeniz'deki ticari çıkarlarını Husi tehditlerine karşı koruyamadı.
The Telegraph, Avrupa Birliği'ni gerçek anlamda birleşik bir orduya ve etkili bir askeri konuşlandırma kapasitesine sahip olmadığı için "askeri bir cüce" olarak nitelendiriyor. AB ülkelerindeki toplam asker sayısının yaklaşık 1,3 milyon olmasına rağmen, dış operasyonlara hazır kuvvet sayısının çok sınırlı olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda birliğin dış ve savunma politikası konusunda birleşik bir siyasi kararı bulunmuyor. Bu durumun bir örneği olarak, 2003'teki Irak Savaşı sırasında Avrupa ülkelerinin askeri müdahaleyi destekleyenler ve karşı çıkanlar olarak bölünmesi gösteriliyor.
Barış Projesinden Küresel Güç İhtiyacına
The Telegraph'a göre bu zayıflık, II. Dünya Savaşı'ndan sonra kıta içindeki savaşları önlemeyi amaçlayan bir barış projesi olarak kurulan ve küresel bir güç projesi olarak tasarlanmayan Avrupa projesinin doğasından kaynaklanıyor. Birleşik bir askeri ve siyasi güç oluşturmaktan ziyade ekonomik ve hukuki entegrasyona odaklanan Avrupa Birliği, gücü birleştirmekten ziyade dağıtmaya dayanan ve bu nedenle dış tehditlerle başa çıkamayan antik Roma İmparatorluğu'na benzetiliyor.
Metne göre “Avrupa'yı birleştirmek” yeni bir kavram değil. Bu düşüncenin kökeni, on yedinci ve on sekizinci yüzyıllardaki Avrupalı düşünürlerin “kalıcı barış” hayallerine, ardından birleşik bir Avrupa ekonomik ve askeri sistemi kurmayı amaçlayan Napolyon Bonaparte'ın projesine ve nihayetinde Avrupa'yı İngiltere ve Sovyetler Birliği'ne karşı birleştirmeyi hedefleyen Adolf Hitler'in projesine kadar uzanıyor. Ancak bu girişimlerin başarısız olduğu veya tiranlık ve savaşlarla ilişkilendirildiği ifade ediliyor.
Kaçırılan Fırsatlar ve ABD'nin Değişen Tutumu
Avrupa'yı gerçek bir siyasi birliğe doğru itebilecek birçok fırsatın kaçırıldığı belirtiliyor. 1990'lardaki Balkan savaşları, 2008 küresel finans krizi, 2014'te Rusya'nın Kırım'ı ilhakı ve son olarak 2022'deki Ukrayna savaşı bu fırsatlara örnek olarak gösteriliyor. Her seferinde dış tehditlerin Avrupalıları daha büyük bir birliğe doğru iteceği umulsa da, Avrupa'nın NATO aracılığıyla Amerikan askeri korumasına olan sürekli bağımlılığı nedeniyle bu durumun gerçekleşmediği aktarılıyor.
Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın 2025'te Beyaz Saray'a dönmesiyle bu durumun artık mümkün olmadığı vurgulanıyor. Trump yönetiminin, Avrupa'nın ABD'ye askeri bağımlılığına yönelik sürekli eleştirileriyle Avrupa'yı kendi güvenliğinden sorumlu tutmaya zorladığı ve savunmaya yönelik geleneksel bağlılığında açık bir düşüş gösterdiği ifade ediliyor.
Çözüm: Birleşik Bir Avrupa Devleti
Avrupa Birliği'nin yaklaşık 450 milyonluk nüfusu, dünyanın en büyükleri arasında yer alan ekonomisi ve Rusya'nınkini aşan üye devletlerin toplam askeri harcamalarıyla gerçek bir süper güç olma potansiyeline sahip olduğu belirtiliyor. Ancak birleşik bir liderlik ve ortak siyasi irade eksikliği nedeniyle bu yeteneklerin dağınık durumda olduğu vurgulanıyor.
Bu doğrultuda çözümün; ortak bir orduya, ortak borç ve ekonomi politikalarına ve herkesi bağlayıcı egemen kararlar alabilen bir parlamentoya sahip "birleşik bir Avrupa devleti" kurmaktan geçtiği ifade ediliyor. Avrupa'nın ancak o zaman Rusya'yı caydırabilecek, Çin'i kontrol altında tutabilecek ve İran'la etkili bir şekilde başa çıkabilecek küresel bir güç haline gelebileceği aktarılıyor. Ayrıca, Avrupa Birliği'nden ayrılmasına rağmen Britanya'nın gelecekte bu birleşik Avrupa oluşumunun güçlü bir müttefiki olabileceği belirtiliyor.