Arap Birliği İranın sivil yerleşim yerlerine saldırılarını en sert dille kınadı
Arap Birliği Konseyi İran'ın Körfez ülkeleri ve Ürdün'e yönelik sivil katliam girişimlerini kınadı. BM 2817 sayılı karara uyulması için uluslararası topluma çağrı yapıldı.
Arap Birliği Konseyi, İran'ın Körfez ülkeleri, Ürdün ve Irak'taki sivil yerleşim yerlerine yönelik gerçekleştirdiği acımasız saldırıları en güçlü şekilde kınayarak ortak savunma vurgusu yaptı.
Arap Birliği Konseyi, dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda İran'ın bölge devletlerinin egemenliğine yönelik "açık saldırılarını" kınadığını duyurdu. Bahreyn Krallığı Dışişleri Bakanı Dr. Abdul Latif bin Rashid Al Zayani başkanlığında video konferans yoluyla düzenlenen toplantıda, saldırıların uluslararası hukuku ve iyi komşuluk ilkelerini açıkça ihlal ettiği belirtildi.
Bakanlar; BAE, Bahreyn, Suudi Arabistan, Umman, Katar, Kuveyt, Irak ve Ürdün'ü hedef alan saldırıların sivil yerleşim yerlerini, kritik altyapıları ve diplomatik merkezleri vurduğunu teyit etti. Arap ulusal güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğu vurgulanırken, hedef alınan ülkelerin kendilerini savunma ve bu saldırılara karşılık verme hakkının tam olduğu ifade edildi.
BM Güvenlik Konseyi Kararı ve Uluslararası Baskı
Konsey, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 (2026) sayılı Kararının kabulünü memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Bu kararın devletlerin egemenliğini koruma konusundaki ortak iradeyi yansıttığı belirtilirken, İran'a bu kararı hızla uygulama ve vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü provokasyonlara son verme çağrısı yapıldı.
Hürmüz Boğazı ve Seyrüsefer Özgürlüğü
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditleri ve Bab el-Mandeb üzerindeki provokatif eylemleri bildiride geniş yer buldu. Arap Birliği, ticari gemilere yönelik saldırıların küresel enerji arzını ve dünya ekonomisini tehlikeye attığını vurgulayarak, uluslararası toplumu boğazdan güvenli geçişi sağlamak için somut adımlar atmaya çağırdı.
Lübnan ve Filistin Meselesinde Net Tavır
Toplantıda Lübnan devletinin tüm toprakları üzerinde tam yetki sahibi olması gerektiği yinelenirken, Lübnan Kabinesi'nin Hizbullah'ın tüm askeri faaliyetlerini yasaklama kararı memnuniyetle karşılandı. Öte yandan, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının durdurulması ve 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması gerektiği bir kez daha vurgulandı.