ABD'nin İran’ın nükleer varlığını ele geçirmeye yönelik planı
Savaşın dokuzuncu gününe girdiği süreçte, İran’ın nükleer stoku Amerikan hedeflerinin başında geliyor.
Axios sitesine göre Washington, İran’ın nükleer stokuna el koymak için özel kuvvet göndermeyi değerlendiriyor. Bu çerçevede ABD ile İsrail’in, savaşın ilerleyen bir aşamasında yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokunu güvence altına almak amacıyla İran’a özel kuvvet gönderilmesini görüştüğü, müzakereler hakkında bilgi sahibi dört kaynak tarafından aktarıldı.
İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek, Başkan Trump’ın açıkladığı savaş hedeflerinden biri olarak öne çıkıyor. Rejimin yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş, 450 kilogramlık uranyum stoku ise birkaç hafta içinde silah yapımına uygun uranyuma dönüştürülebileceği için bu hedefe ulaşmanın ana unsurlarından biri olarak görülüyor.
Bu maddelere el koymaya yönelik herhangi bir operasyonun, büyük olasılıkla savaş sürerken yer altındaki son derece tahkim edilmiş tesislerde ilerleyecek Amerikan ya da İsrail güçlerinin İran topraklarında bulunmasını gerektireceği değerlendiriliyor.
Görevin ABD’ye mi, İsrail’e mi ait olacağı ya da iki tarafın ortak operasyonu şeklinde mi yürütüleceği ise henüz netleşmiş değil.
Bunun büyük ihtimalle ancak her iki ülkenin de İran ordusunun ilgili güçler için artık ciddi bir tehdit oluşturamayacağından emin olmasından sonra gerçekleşeceği belirtiliyor.
Salı günü Kongre’de düzenlenen bilgilendirme oturumunda Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun güvence altına alınıp alınmayacağı soruldu. Rubio bu soruya, “İnsanların gidip onu alması gerekecek” yanıtını verdi, ancak bunu kimin yapacağını belirtmedi.
İsrailli bir savunma yetkilisi, Trump ve ekibinin, belirli görevler için İran’a özel operasyon birlikleri gönderilmesini ciddi biçimde değerlendirdiğini söyledi.
Bir Amerikan yetkilisi ise yönetimin iki seçeneği tartıştığını aktardı: Maddenin tamamen İran dışına çıkarılması ya da nükleer uzmanların sahaya getirilerek yerinde seyreltilmesi.
Görevin, özel kuvvet unsurlarının yanı sıra bilim insanlarını ve muhtemelen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan isimleri de içermesinin beklendiği ifade edildi.
Konu hakkında bilgi sahibi iki kaynak, bu tür operasyonların savaş öncesinde Trump’a sunulan seçenekler listesinde yer aldığını belirtti.
NBC News, geçen cuma günü Trump’ın, belirli stratejik amaçlar doğrultusunda İran’a küçük çaplı bir Amerikan gücü konuşlandırılması fikrini görüştüğünü bildirmişti.
Bir Amerikan yetkilisine göre, İran’ın uranyumunu güvence altına alma konusundaki operasyonel zorluk şu şekilde özetleniyor: “İlk soru, bunun nerede olduğu. İkinci soru ise, oraya nasıl ulaşacağımız ve onun üzerinde fiziksel kontrolü nasıl sağlayacağımız.”
Yetkili, “Bundan sonra karar, onu gerçekten taşımak mı yoksa yerinde seyreltmek mi istediğimize ilişkin olarak başkanın, Savaş Bakanlığının ve Merkezi İstihbarat Teşkilatının elinde olacak” dedi.
Trump, dün cumartesi günü başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, kara gücü gönderilmesinin mümkün olduğunu, ancak bunun yalnızca “çok güçlü bir gerekçe” ile yapılabileceğini söyledi.
Trump, “Eğer bunu yaparsak, [İranlılar] o kadar ağır biçimde yok edilir ki sahada savaşabilecek durumda olmazlar” dedi.
Trump’a özellikle nükleer maddeleri güvence altına almak için asker gönderilmesinin mümkün olup olmadığı sorulduğunda ise bunu dışlamadı. “Belki bunu bir noktada yaparız. Henüz yapmadık. Bunu şimdi yapmayacağız. Belki daha sonra yaparız” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de Axios’a yaptığı açıklamada, Trump’ın “tüm seçenekleri akıllıca açık tuttuğunu ve hiçbir ihtimali dışlamadığını” söyledi.
Yönetim yetkilileri, Axios’a yaptıkları açıklamada, uranyumun yanı sıra İran’ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ından sorumlu stratejik bir merkez olan Hark Adası’nın ele geçirilmesinin de görüşüldüğünü belirtti.
Geçen haziran ayında İran’ın nükleer tesislerine yönelik Amerikan-İsrail saldırıları, İran’ın uranyum stokunun enkaz altında kalmasına yol açtı. Amerikalı ve İsrailli yetkililer, İranlıların kendilerinin bile o tarihten bu yana bu stoklara ulaşamadığını söylüyor.
Saldırılar ayrıca İran’daki santrifüjlerin neredeyse tamamını da yok etti.
Amerikalı ve İsrailli yetkililer, stokun büyük bölümünün İsfahan’daki nükleer tesisin yer altı tünellerinde bulunduğunu, geri kalan kısmın ise Fordo ile Natanz arasında paylaştırıldığını belirtiyor.
Savaşın ilk günlerinde ABD ile İsrail, Natanz ve İsfahan’a, girişleri kapatmayı amaçlıyor gibi görünen saldırılar düzenledi. Bunun büyük olasılıkla herhangi bir maddenin taşınmasını önlemeye yönelik olduğu değerlendiriliyor.
ABD ile İsrail, İran’ın elindeki yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 450 kilogram uranyumu ciddi bir tehdit olarak görüyor. Çünkü bunun silah düzeyinde zenginleştirilmesi yalnızca birkaç hafta sürecek.
Stokun tamamındaki saflık oranı yüzde 90’a ulaşırsa, bunun 11 nükleer bomba yapımına yeteceği belirtiliyor.