ABD-İran Savaşının İkinci Ayında Kazananlar ve Kaybedenler Tablosu
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı savaşın ikinci ayında çatışmalar dururken, savaşın küresel çaptaki kazananları ve kaybedenleri netleşmeye başladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı ve hızlı bir kesin zafer sözü verdiği savaşın üzerinden iki ay geçti. Savaşın başlamasından sadece on gün sonra ABD'nin "birçok açıdan savaşı zaten kazandığını" ilan eden Trump'ın açıklamalarına rağmen, CNN'in bildirdiğine göre çatışmalar kesin bir sonuca ulaşmadan durdu. Brookings Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Melanie Sisson, ortaya çıkan tabloyu değerlendirerek, "Bu savaşta gerçek kazanan yok, ancak sonuçlarını kontrol altına almada nispeten daha başarılı görünen ülkeler var." ifadelerini kullandı.
Savaşın Kaybedenleri: İran ve Lübnan Halkı
İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre, ABD ve İsrail'in sivil altyapı dahil olmak üzere İran içindeki binlerce noktayı hedef alması sonucu 1700'ü sivil olmak üzere 3600'den fazla kişi hayatını kaybetti. ABD Başkanı Trump, Tahran'ın taleplere yanıt vermemesi halinde "tüm İran medeniyetini" yok etmekle tehdit etti. Öte yandan, Yeni Yüksek Lider Mücteba Hamenei yönetimindeki İran rejimi muhaliflere yönelik baskılarını artırdı. Yıl başından bu yana 600'den fazla kişinin idam edildiği ve internetin sekiz haftadan uzun süredir kapalı olduğu rapor edildi. Ekonomik olarak ağır darbe alan ülkede iş kayıpları ve yoksulluk oranları yükseldi.
İran rejimi önemli liderlerini kaybederken, Amerikan ablukası nedeniyle Hürmüz Boğazı stratejik bir baskı aracı olmaktan çıkarak kaybedilen bir koza dönüştü.
Geçtiğimiz şubat ayında İran Yüksek Lideri'nin öldürülmesinin ardından ateşkesin bozulmasıyla Lübnan'da da çatışmalar yeniden alevlendi. On yıllardır Hizbullah ve İsrail arasında sıkışan Lübnan halkı, İsrail'in yoğun hava saldırıları ve kara harekatının hedefi oldu. Mart ayından bu yana düzenlenen saldırılarda 2.500'den fazla kişi yaşamını yitirirken, uydu görüntüleri Lübnan'daki köylerin Gazze'de yaşananlara benzer şekilde tamamen yıkıldığını ortaya koydu.
ABD ve Küresel Ekonomideki Olumsuz Etkiler
Savaşın etkileri Amerikan halkına da yansıdı. Ülkede yakıt fiyatları, seyahat ücretleri ve hizmet bedelleri artarken enflasyon yüzde 3,3'e yükseldi. Melanie Sisson bu durumu, "Amerika Birleşik Devletleri'ndeki durum iyi değil... ekonomi büyük ölçüde petrole bağımlı ve yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımların yetersizliğinden muzdarip." sözleriyle ifade etti.
Küresel çapta ise özellikle Asya, Latin Amerika ve Afrika'daki tüketiciler artan fiyatlardan olumsuz etkilendi. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel enflasyon tahminini yüzde 4,4'e yükseltirken, büyüme tahminini yüzde 3,1'e düşürdü. IMF, özellikle gübre ve gıda fiyatlarındaki artış sebebiyle en çok yoksul ülkelerin etkileneceği konusunda uyarılarda bulundu.
Sonuçları Belirsizliğini Koruyan Aktörler
Savaş sürecinde birçok risk alan ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın taleplere boyun eğmesi durumunda zafer kazanabileceği belirtiliyor. Washington'ı İran'a saldırmaya ikna ederek stratejik bir kazanım elde eden İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun ise yaklaşan seçimler öncesi siyasi fayda sağlayabileceği ifade ediliyor. Ancak bu savaş, İsrail'in uluslararası imajına zarar verirken, özellikle Hizbullah cephesinden kaynaklanan iç güvenlik risklerini de artırdı.
Ukrayna cephesinde ise askeri malzeme tedarikinin Orta Doğu'ya yönlendirilmesi ve uluslararası ilginin azalması Kiev'e zarar verdi. Buna karşın, savaşın insansız hava araçları alanındaki yetenekleri ön plana çıkarması, Ukrayna için yeni iş birliği fırsatlarının önünü açma potansiyeli taşıyor.
Savaşın Kazananları: Çin, Rusya ve Enerji Şirketleri
Orta Doğu petrolüne bağımlılığına rağmen rezervleri ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi sayesinde şoku atlatan Çin, diplomatik açıdan kendisini barışın savunucusu olarak konumlandırarak fayda sağladı. Rusya ise petrol ve gübre fiyatlarındaki artıştan yararlanarak gelirlerini artırdı. Ancak Ukrayna'nın petrol tesislerine yönelik saldırılarının, Çin'in bu durumdan tam olarak faydalanma yeteneğini sınırladığı belirtiliyor.
Petrol ve doğalgaz şirketleri, yükselen fiyatlar sayesinde büyük kârlar elde ederek bu yıl 94 milyar dolara kadar gelir öngörüyor. Bu durumun enerji şirketlerine olağanüstü vergiler uygulanmasına ve temiz enerjiye geçişin hızlanmasına yol açabileceği ifade ediliyor. Tedarik zincirlerindeki aksamalar nedeniyle artan üretim maliyetlerine rağmen, kriz küresel ölçekte temiz enerjiye yönelik eğilimi de güçlendirdi.
Son olarak, küresel çapta artan askeri harcamalar silah ve insansız hava aracı şirketlerine yaradı. Bu trendin devam etmesi beklenirken, savaşın popüler olmamasının gelecekte bu sektörü olumsuz etkileyebileceği öngörülüyor.