50 yıllık gizem çözülüyor Fokker F-28 Bursa enkazında yeni iz
Yarım asırlık THY Bursa uçağı arayışında bu kez sonar taraması üzerinden “kokpite benzer” bir iz iddiası öne çıktı.
Marmara Denizi’ne düştükten sonra yarım asırdır enkazı bulunamayan Türk Hava Yolları’na (THY) ait “Bursa” isimli Fokker F-28 uçağıyla ilgili yeni bir iddia gündeme geldi. Uzun süredir bölgede arama yaptığını belirten Youtuber Nedim Kuru ve ekibi, son çalışmalarında sonar taraması üzerinden uçağın kokpit bölümüne benzetilen bir yapıyı tespit ettiklerini öne sürdü.
Su Altı Dronu İle Arama
Arama çalışmalarının Büyükçekmece ve Ambarlı çevresinde yoğunlaştığı, ekibin su altı dronu ile daha önce de dalışlar gerçekleştirdiği aktarıldı. Enkazın olduğu ileri sürülen alanda yapılan son dalışta, sonar (radar) kayıtlarında THY uçağının burun kısmına benzetilen bir görüntünün belirlendiği iddia edildi.
İlk Dalışta “Uçağa Ait Olabileceği” Değerlendirilen Parça İddiası
Çalışmalar hakkında konuşan Nedim Kuru, ilk dalışlarında uçağa ait olduğunu düşündükleri bir parçayı görüntülediklerini söyledi. Kuru, enkazın bütün parçalarına ulaşma hedefiyle ikinci bir çalışma planladıklarını; ancak hava sertliği nedeniyle bu operasyonu yarıda kesmek zorunda kaldıklarını ifade etti.
“Uçağın Yerini Biliyoruz”
Kuru, 6 Ocak günü üçüncü arama çalışmasını gerçekleştirdiklerini, lodos olmasına rağmen bu kez sonar arama sistemi ile daha bütüncül bir tarama yaptıklarını anlattı. Sonar kayıtlarında uçağın ön tarafına ilişkin büyük bir parçanın yer aldığını belirterek, lodosun geçmesiyle birlikte sonar görüntüsüne benzetilen bölümün yeniden dalış ile görüntülenmesi için plan yaptıklarını dile getirdi; ayrıca İstanbul Valiliği’nden gerekli izinlerin alındığını ve uçağın 75 metre derinlikte bulunduğunu öne sürdü.
Metinde yer alan bilgilere göre kazada 42 kişi yaşamını yitirmiş, enkaz ise aradan geçen 50 yıla rağmen çıkarılamamıştı. Hayatını kaybedenler arasında teknik direktör Fatih Terim’in kayınpederi Kamuran Aksu ile şarkıcı Seyyal Taner’in hostes kardeşi gibi isimlerin de bulunduğu belirtilirken, dönemin teknolojik yetersizlikleri nedeniyle arama çalışmalarının sınırlı kaldığı ifade edildi.